"Lâ ilâhe illallah" derken, Allah'tan başka maksûd olmadığını bilmek lazımdır.
Sual: Din kitaplarında; "Maksûdun mabûdundur” sözü geçmektedir, bu ne demektir, ne anlatılmaktadır?
Cevap: Maksûd kelimesi ''kasd'' kökünden gelmektedir, sözlük anlamı; yüzünü çevirmek, yönelmek ve tercih etmek anlamına gelmektedir. Dinen ise; eğer bir maksûdun ele geçmesinde, İslamiyetin sınırını aşıp, İslamiyetin hududuna tecavüz olunursa, o şey mabûd ve ilâh olur! Eğer onun ele geçmesinde, İslamiyetin yasakladığı şeyler işlenmezse, o maksûd, yasak olmaz. Bu konuda İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
“Bir insanın maksûdu, arzusu, sağ kaldıkça ele geçirmek istediği ve ele geçirmek için, her zillete, alçalmaya katlandığı, hiç vazgeçmediği şey ise, bu maksûdu, onun mabûdu olur ve bu hâli ibadet olur. Çünkü ibadet, zilletin son derecesidir. Allahü teâlâdan başka mabûd tanımamak için, Ondan başka maksûd, Ondan başka murad olmamak lazımdır. Bunun için de, 'Lâ ilâhe illallah' derken, Ondan başka maksûd olmadığını bilmek lazımdır. Bu mana ile, bu kelimeyi o kadar çok tekrar ederler ki, hiçbir maksûdları kalmaz. Ondan başka bir şey arzu edilmez. Böylece, başka mabûdumuz yoktur, sözleri doğru olur ve çeşitli ilâhlardan kurtulmuş olurlar. Ondan başka mabûd bırakmamaya kavuşmak, imanın kâmil olması için şarttır ve evliyaya mahsustur. İnsanın, kendinde bulunan mabûdlarından kurtulmasına bağlıdır. Nefis, iman etmedikçe, bu derece ele geçmez. Nefsin itminan bulması ise, Fenâ ve Bekânın tamamlanmasından sonradır. Parlak olan İslam dininin, ışıklı saadet-i ebediyye yolunun esası, temeli, kolaylık, hafiflik ve kulları zahmetten, yorulmaktan kurtarmaktır. Çünkü, insanlar, zayıf, nazik yaratılmıştır. Bunun için, İslamiyet diyor ki: 'Bir kimse, maksadına kavuşmak için, İslamiyetin dışına çıkarsa, farzlardan birini bırakır, bir haram işlerse, mesela namazı, orucu bırakır veya içki içer, çıplak gezerse, bu maksûdu, onun mabûdu olur, ilâhı olur. Maksûdu için İslâmiyetin dışına çıkmazsa, onu ele geçirmek için, haram işlemezse, İslamiyet, o maksûdu reddetmez, menetmez ve onu maksûd bilmez. Onun maksûdu yalnız Allahü teâlâdır ve Onun dinini gözetmektir.' O maksûda karşı, o kimsede, yaratılış icabı, bir arzu hasıl olmuştur. Fakat, bu arzusu, İslamiyete olan arzusunun miktarına yetişememiştir.”

