Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Selçuk'un bayramı
0:00 0:00
1x
a- | +A
Selçuk'un bayramı
Başlık ResmiSelçuk'un bayramı

Feyyaz Bey, akşamüzeri Zeytinburnu’ndaki dükkânının önünde taburede oturmuş, iftarı beklerken telefonunu “kaydırıyordu.”
Bir ara, kafasını hafifçe sola çevirip, içeriye seslendi:
- Selçuk’u bana gönderin.

H H H

Efendim burası mütevazı bir deterjan dolum dükkânı.
Patronla birlikte hepi topu yedi kişi var.
Selçuk en genç eleman.

- Buyur abi.

Feyyaz Bey ayağa kalktı, elini Selçuk’un omuzuna koydu:

- Senin külüstür nerede?

Delikanlı karşı kaldırımı gösterdi:

- Şurada abi.
- A, gözümüzün önündeymiş, görmemişim.
Patron Feyyaz Bey cebinden çıkardığı katlanmış bir deste para ile bir kartviziti Selçuk’a verdi. Sağ elini ileri uzattı:
- Şu ikinci sol sokağa giriyorsun, beş dükkân aşağıda sağ kolda çiçekçi var.
- Biliyorum abi.
- Hah, tamam. Orada güzel bir aranjman yaptırıyorsun. Sonra... Bizim evi biliyor muydun sen?
- Bilmiyorum abi.
Feyyaz delikanlıyı omuzundan çevirerek ters tarafa döndürdü:
- Bak, şu halı sahanın bitimindeki yüksek apartmanı görüyor musun?
Selçuk kafa salladı.
- Onun üçüncü katına çıkıp 12 numaranın zilini çalıyorsun. Çiçeği verip geliyorsun. Yengenin doğum günü de... Acele et, çiçekçi kapanmak üzeredir. Sonra evine gidebilirsin.
- Tamam abi.

H H H

Başörtülü güzel bir kız, kucağında bir buketle, az önce çıktığı çiçekçiye girdi. Sesini içeridekilere duyurmamak için dükkân sahibine yaklaşıp kulağına fısıldadı:
- Dışarıdaki gri arabanını sahibini sorar mısınız?
Çiçekçi dört kişinin bulunduğu dükkâna seslendi:
- Gri araba kimin?
Hemen yakınındaki Selçuk:
- Benim abi, diyerek kapıya koşturdu. Kızın yanından geçerken “Özür dilerim” dedi.
Selçuk on dakika önce telaşla çiçekçiye girerken arabasını bir aracın arkasına bırakmıştı.
Çiçekçiden çıkıp arabasına koşturdu. Bu arada kız da dışarı çıktı. Selçuk aracını geri geri çekerken, dikiz aynası, kızın aracının dikiz aynasına takıldı, iki ayna da yerinden koptu.
Selçuk mahcubiyetle arabayı park edip aşağı indi, kıza yaklaştı ama yüzüne bakmaya utandı:
- Bir kere daha bin kere daha özür dilerim. Biraz acelem var, elim ayağım karıştı. Telefon numaramı versem... Hiç dert etmeyin, siz yaptırın parasını gönderirim, yarın maaş günü, dedi.
Kız da tanımadığı bir erkekle muhatap olmak istemiyordu. Hızla elindeki telefonun şifresini girdi ve kısaca:
- Alayım, dedi.

H H H

Selçuk yan koltuğundaki çiçeklerle tekrar çalıştığı dükkânın önünden geçti, halı sahayı geride bıraktı, Gülşah Apartmanı’na girdi. Zili çaldı. Kartında “22 yıldır her aklıma gelişinde, eşim olduğun için Allah’a şükrediyorum” yazan çiçeği, kapı aralığından yarım şekilde görünen hanıma verip aşağı indi.

H H H

Üç gün sonra, öğle vakti patron Feyyaz bir kere daha Selçuk’u yanına çağırdı.
- Bu akşam bir programın yoksa, iftara bizim eve gidelim.
Selçuk bu ilgiye şaşırdı:
- Şey… Yok abi…
- Ne yok? Gelmem anlamında mı yok, programın mı yok?
- Yani programım yok.
- Güzel.

H H H

Patron yemek sonrası Selçuk’u uğurlarken, kapı ağzında sordu:
- Kızımla izdivaç için ne diyorsun?
- Abi çok teşekkür ederim.
- Yani?
- Yani bana böyle güvendiğiniz ve bu imkânı verdiğiniz için… (Biraz mahcup biraz memnun şekilde gülümsedi.) Benim cevabım belli de usulen anneme ve ablama sorayım.
- Tabii tabii.
- İnşallah size mahcup olmam abi.
- Seni yeni mi tanıyorum oğlum, kaç senedir birlikteyiz.
- Sağ olun abi.
Patron Feyyaz Bey, asansöre doğru yürüyen Selçuk’a gülerek parmak salladı:
- “İki bayram arası düğün olmaz” diyenlere bakma sen, öyle bir şey yok.
- Tamam abi.
- Ha, dedi, patronu. Dikiz aynasını kırdığın gün kızım sana benim IBAN’ımı vermiş. Gönderdiğin parayı kızıma başlık olarak sayıyorum. Geri vermeyeceğim ona göre.

Bu defa mutluluktan Selçuk’un ağzı kulaklarına vardı.

Sadık Söztutan'ın önceki yazıları...