Son günlerde, özellikle başörtüsü meselesiyle birlikte Azerbaycan’da birdenbire ortalık karıştı.
Azerbaycan’da bakanlar kurulu tarafından okullarda tek tip okul üniforması modeline geçildiği ilan edildi. Önce bu kararın okul müdürlerinin inisiyatifine bırakıldığı söylense de daha sonra meselenin bütün okullar için geçerli olduğu anlaşıldı.
Bu kararın asıl gerekçesini İran’ın etkisiyle izah edenler de oldu. Fakat henüz resmî ağızlardan meselenin nedeni açıklanmadığı için konu, sosyal medya üzerinden hesaplaşmaya dönüştü. Gelinen noktada maalesef başörtüsü sorunu üzerinden birkaç grubun okullara taşlı ve sopalı saldırılarını da gördük. Bazı okulların önünde İran tarzı sloganlara da rastlandı.
Siyasi bir yoklama mı?
İran’ın Azerbaycan içinde yıllardır çalıştığı biliniyor. Fakat meselenin bu boyuta ulaşması, kararın siyasi bir karar olduğu kanaatini pekiştiriyor.
Azerbaycan’da dinî eğilimin artması ve başörtülü kadınların çoğalması durumunun siyaseten nasıl bir sorun oluşturabileceği sorusu üzerinde durmak gerekiyor. Bu arada, Azerbaycan’da sadece İran kaynaklı olmayan Selefi akımların da çoğaldığını gözlemliyoruz.
Bölgesel ölçekte baktığımızda, Azerbaycan’ın güney bölgelerinde İran etkisi görüldüğü kadar kuzey bölgelerinde de Kafkasya üzerinden Suudi Arabistan bağlantılı hatları görebiliyoruz. Bu durumda Azerbaycan’ın konuya daha köklü bir perspektifle yaklaşması gerektiği açıktır.
Bazı öngörülerim var. Acaba siyaset, başörtüsü üzerinden bir kamuoyu yoklaması mı yaptı? Yoksa bazı hatları yeniden inşa etmek için zemin mi oluşturmaya çalışıyor?..
Bugüne kadar Azerbaycan’da bu denli bir yasak söz konusu olmamıştı. Hatta Azerbaycan, Türkiye’de başörtüsü yasağının uygulandığı dönemde öğrencilerin eğitim görmesi için Türkiye’den Azerbaycan’a geldiği bir ülkeydi...
Şimdi yaşananları yalnızca başörtüsü karşıtlığı olarak mı anlamalıyız, yoksa siyasi bir yoklama olarak mı değerlendirmeliyiz?
Diğer taraftan, elbette İsrail meselesi de karşımızda duruyor. İsrail’in, Azerbaycan’a zamanında verdiği destek üzerinden bugün Bakü’yü sıkıştırdığı da açıktır. Azerbaycan kamuoyunda İsrail destekçilerini daha çok sosyal medyada ve geleneksel medyada görebilirsiniz. Halk nezdinde ise böyle bir tarafgirliğin söz konusu olduğunu söylemek güçtür. Bir tercih yapmak zorunda kalınırsa Azerbaycan halkının sadece Türkiye’yi tercih edeceği de bellidir.
Ancak sosyal medyada Türkiye’de Azerbaycan aleyhtarlığının, Azerbaycan’da ise Türkiye aleyhtarlığının ısrarla körüklenmesi bir plandır, programlanmış eylemdir. Yıllarca Türkiye’nin içine kadar sızmış İsrail ağının Azerbaycan’a da sızabilmesi şaşırtıcı olmamalıdır.
FETÖ’den kalma unsurların bu coğrafyadan tamamen temizlendiğinden emin miyiz?
İsrail uzun zamandır çalışıyor. Şimdi İran’la meselesinde Azerbaycan’ı bir zemin olarak kullanmak istediği de açıktır. İran’ın Azerbaycan aleyhinde çok sayıda çalışma yaptığı ve yapmaya devam ettiği de biliniyor. Dolayısıyla bu durum, bugüne özgü bir durum değil.
Peki, başörtüsü yasağıyla İran hattı zayıflatılmak mı isteniyor?
Bundan pek emin değilim. Çünkü bu yöntemin tam tersine kararın, söz konusu hatta yarayabilecek bir durum ortaya çıkardığı da ortadadır. Nitekim günlerdir İran merkezli medya, yangına körükle gidiyor.
Peki, Azerbaycan siyaseti neden böyle bir adım attı?
Hiçbir sorun yokken bu uygulama birdenbire devreye sokulduysa bir zemin yoklaması olabilir mi? Normalde bu tür kurallar devreye girmeden önce zemin hazırlığı yapılırdı. Şimdi ise buna benzer bir durum söz konusu olmadı. Ara sıra bazı isimlerin “Okula başörtülü gidilmez” yönündeki beyanları dışında kolektif bir yaklaşım ortaya konulmamıştı.
Şimdi neden birdenbire?.. Buna gerçekten bakmamız, üzerinde ciddiyetle durmamız gerekiyor.
Başörtüsü yasağı yanlış bir uygulamadır. Hele Türkiye gibi bir örnek ortadayken, böyle bir yöntemle siyasetin güç kazanamayacağı, tam tersine güç kaybedeceği gerçeğinden ders çıkarılmamışsa, burada ayrıca düşünülmesi gereken bir durum vardır.
Sosyal medya üzerinden algı…
Başörtüsü meselesi üzerinden özellikle sosyal medyada aşağılayıcı, saygısız söylemlerin üretildiğini de gözlemledik. Oysa Azerbaycan bayrağı üç renklidir ve İslam’ın simgesini de taşır.
Cumhurbaşkanı, seçimlerin ardından düzenlenen yemin töreninde Kur’ân-ı kerime el basar. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, daha birkaç gün önce din adamlarıyla yaptığı görüşmede şu ifadeleri kullanmıştır: “Dünyadaki İslam düşmanlığına biz birliğimizle cevap vermeliyiz.”
Karabağ’da Ermenistan’ın yakıp yıktığı camileri yeniden inşa eden de Azerbaycan hükûmetidir.
O nedenle toz duman dağılmadan, gerçekte ne olduğunu ve bu gelişmelerin neden yaşandığını anlamamız mümkün değil.
Ayrıca başörtüsüne gelince…
Başörtüsü, dinî inanç özgürlüğünün simgelerindendir. İslam’a bağlı olup “Müslümanım” diyen bir anlayışın başörtüsüne yasak koyması, mantıkla da bağdaşmaz.
Umarım bu durum bir an önce aydınlanır ve başörtülü kızların ve öğretmenlerin okullara geri dönüşü temin edilir.

