Kaydet
|

İttifakların yeniden şekillendiği bir dönemde yapay krizlere dikkat etmek gerekiyor.

ABD ile Çin arasındaki hesaplaşma başlamadan, küresel güç dengeleri yeniden kuruluyor.

Mekke İttifakı ve Türk Devletleri Teşkilatı…

İsrail, bölgede kalıcı bir unsur olmak ve etki alanını genişletmek için şimdiden bütün yolları baypas etme çabasında. Doğu Akdeniz hattında Kıbrıs üzerinden gerilim oluşturulması gibi, Azerbaycan ile Türkiye arasında gerilim üretilmesi fikri de İsrail’e ait.

Evet, İran bu sürecin seyircisi; fakat kazanan bir seyirci olmak istiyor. Zaten aparatlarının sosyal medya üzerinden algı üretme kabiliyeti biliniyor. Nitekim bunun yansımalarını görüyoruz. Şimdi İsrail’in kriz üretme hinterlandına bakalım.

Kafkasya hattı önemli

Azerbaycan ile Türkiye arasında Şuşa Beyannamesi imzalandı. Ayrıca Azerbaycan, İslam coğrafyasında ciddi bir karşılık buluyor. Türkiye ile birliktelik potansiyeli, gelecekte farklı boyutları da beraberinde getirebilir. Mekke İttifakı’nın genişleme hattında Azerbaycan kuşkusuz vardır.

Peki, bu hattı delmek nasıl mümkün olabilirdi? İsrail ve siyonist yapı, elbette sessiz İngiltere bu işin neresinde?

İngiltere büyük oynuyor. Laik sistemin, imparatorlukların çöküşünün ardından coğrafyaya bir proje olarak sunulmasının da mimarı İngiltere’dir. Bunun meyvesini siyonist yapı daha fazlasıyla aldı.

Şimdi günümüzdeki hareketliliğe geçelim.

Türkiye ile İsrail’in muhtemel bir karşı karşıya gelişinde Şuşa Beyannamesi meselenin neresinde olacak? Bu beyannameye göre Azerbaycan, Türkiye’ye askerî destek sağlayacak.

İnanç sistemi, İslam ve başörtüsü üzerinden böyle bir ortamın oluşması Azerbaycan’a yaradı mı? Hayır, yaramadı…

İsrail, Mekke İttifakı karşısında yeni bir hat oluşturmaya çalışıyor. Bu hattın en önemli halkalarından biri Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlantıdır. Bu hattın kırılmasını sağlamak için Azerbaycan, Türkiye ve İran’ın içindeki İsrail elemanlarının devrede olduğunu gözlemliyorum.

Okullarda başörtüsü yasağıyla birlikte yeni bir kriz alanı oluşturma gayretinin Azerbaycan’ın içinden doğan bir çaba olmadığını düşünüyorum. Hangi şartlar sunuldu, kimler sundu, hangi şartlar altında sunuldu, bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, bu krizlerin büyük tabloda yeni ittifaklar ve hatlarla ilgili olduğudur.

Türkiye–Azerbaycan hattı hayatidir

Korumakla yükümlü olduğumuz bir hattan söz ediyorum.

Politik açıdan baktığımızda, bu hattın sekteye uğraması küresel yeni dizayn sürecinde kimin işine yaradı?

ABD’nin işine yaramıyor. Çünkü yeni dünya düzeninde bu hattın sağlam kalması onun da yararınadır. Sessiz İngiltere, yeni dizaynda ABD’nin sekteye uğramasını; Çin’in ise kazanan taraf olmasını tahayyül ediyor.

İsrail her kapıya oynuyor. Ölüm kalım savaşı veriyor. Dolayısıyla dostu yok; yalnızca çıkarlarına ve bu çıkarları kimlerle gerçekleştirebileceğine bakıyor.

Türk dünyası hattına dikkat çektiğim çok sayıda yazım var. Türk dünyası devletlerinde İsrail’in çalışmalarını defalarca yazdım. Bu hattın merkezinde, Sovyet döneminden itibaren siyonist bir hat var. Bizler de bunu sonradan öğrendik. Mesela İslam karşıtı Türklük fikrinin altından da çoğu zaman siyonistler çıktı. Bunu da sonradan anladık.

Şimdi gelelim Bakü–Ankara hattına

Okullarda başörtüsü yasağı, doğal olarak Türkiye kamuoyunu etkiledi ve üzdü. İslami değerler üzerinden hayata bakan herkesi üzmesi de zaten beklenirdi. Ancak meselenin boyutunu gözden kaçırarak ilerlersek tam da İsrail’in istediği tuzağa düşmüş oluruz.

Mesela Azerbaycan’ın Türkiye’deki konsoloslukları ve büyükelçiliği önünde miting düzenlemek, aklıselim bir yaklaşım değildir. Fakat Azerbaycan kamuoyunda, bu kararı “Türkiye iktidarının yaptırdığı” yalanı üzerine bir algı devreye girdi.

Evet, oyun büyük.

Bu baypas operasyonuna küresel planlama çerçevesinde baktığımızda, kamuoyunun tepkisinin yumuşak karın olarak kullanıldığını görüyoruz. Bu durumda, Ankara–Bakü hattını bozmak isteyen planları kendi reflekslerimizi devreye sokmadan anlamak zorundayız.

Evet, biliyorum; “Başörtüsü kararını verenler bunu düşünmedi mi?” diyeceksiniz.

Soruyla cevap vereyim: Kararın alınmasına hangi gerekçelerle ikna edildiler? Bu kararı kim aldırdı? Emin miyiz?

Bu süreç uzun zamandır var.

Her defasında Türkiye soğukkanlı ve aklıselim davrandı. Bu süreçten de aklıselim bir duruşla çıkılmalı.

Azerbaycan–Türkiye birliği sosyal medya üzerinden kurulmadı; şehit kanlarıyla, tarihî bağlarla ve millî kodlarla birbirine bağlandı.

Başörtüsü yasağına gelince, bu yanlış karardan dönülmesi öncelikle Azerbaycan için elzemdir. Devletçiliği ve egemenliği açısından hayatidir.

Sevil Nuriyeva’nın önceki yazıları…

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.