Geçtiğimiz perşembe günkü "Kemal Abi'nin Haftalığı" köşemde Bursasporlu Volkan Şen için "Bizim futbolumuzun Messi'sidir" diye bir bölüm yazmıştım.
Hiddink'in farkına varamadığı bu 23 yaşındaki gencimizin özelliklerini de bu iddiamın arkasına sıralamıştım. Dün akşam hem Sivas hem de Bursaspor "çağımızın futbolu nasıl oynanır" onun örneklerinden sunarlarken, yani her iki takıma da teşekkür ederken Volkan Şen'i yine bir kenara ayırmak istedim.
Sivasspor'un oyunda dik durduğu anlarda Volkan Şen yine sahanın top almasını en iyi bilen, top taşımasını en etkili yapan oyuncu olarak futbolun tadı tuzu oluyordu.
Bir de bir ince sanatkâr gibi beli hizasına gelen topa sıçrayıp ayağının içini koymaz mı? O gol, benim Messi yakıştırmalarımın Volkan tarafından altının imzalanışı idi. Rakiplerinden bu kadar çok sert darbeler alan bir oyuncunun maç boyunca dik duruşu ve oyundan çıkana kadar yılmadan, korkmadan hünerlerini gösterme inadı ve mesaisi gerçekten alkışlara layıktır.
Mesut Bakkal Hoca, daha önceki mesailerinde olduğu gibi yine çok koşan, çok basan oyundan hiç düşmeyen bir takımı karşımıza çıkarıyor ama sadece Ceyhun'a dayalı hücum organizasyonlarında sanırım yakında çeşitlemelere de gitmeyi düşünecektir.
Ertuğrul Hocam ise Nunez'le neden başladığının Volkan'ı daha maç bitmeden neden oyundan aldığının hesabını önce kendisine vermelidir.
Sonuçta harika bir futbol maçı seyrettik.
Ve noktayı koyarken de genç Sercan'ın haline dudak büküp kaldık.

