Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ülkemizi ziyaret eden ve övgü dolu sözler sarf eden İngiltere Başbakanı Cameron'a atıfta bulunarak "Türkiye dışarıdan, İngiltere Başbakanı'nın söylediği gibi görünüyor ama Türkiye'yi böyle görmek istemeyenlerin en yakın göz doktoruna giderek gözlerini muayene ettirmesini teklif ediyorum" deyip AK Parti karşıtlarına mesaj veriyor.
Sayın bakanın bu teşhisine sağduyu sahibi herkes katılır ama yeterli değil. Muhalefetin hastalığı sadece bu mu?.. Check-up'tan geçirildikleri takdirde neler neler ortaya çıkar; Kulakları iyi duymadığı için halkın ne istediğini anlamadıkları... Matematik bilgileri çok zayıf olduğu için ekonomik verileri değerlendirmekte sıkıntı çektikleri... Kıskançlık krizine girip hükümet icraatlarını engellemeye çalıştıkları... Kısacası 10 yıl öncesinin Türkiyesi ile bugünkü Türkiye'yi algılamada zorluk çekiyorlar. Mesela, Sayın Bakanım ihracat yapmak için dünyayı turladığınızı söylüyorsunuz, katettiğiniz mesafeyi anlatmak için de "Şimdi Ay'a gittik. Ay'dan geri dönmem lazım, orada kalamam" diyorsunuz ya, sorun bakalım bu sözlerinizden ne anlamışlar?!.
.....
(*) Moliere'in Türkçe'ye çevrilen Hastalık Hastası adlı eseri
Dan-dum referandum
Erdoğan ile Kılıçdaroğlu arasındaki, "Memur" tartışması beni gerilere götürdü. Rahmetli Özal ile Demirel de yıllarca hırs uğruna aynı yönteme başvurmuşlardı. Demirel siyasi rakibi Özal'ın önünü kesmek için, "Benim memurum, benim müsteşarım" der dururdu. Küçümseme anlamında kullandığı bu sözler seçim sandığında patlamaya yol açar, Özal'ın oyuna oy katardı.
Muziplik bu ya aklıma geldi; Erdoğan iktidara gelme umudu olmayan Kılıçdaroğlu'na kıyak mı çekmek istiyor?!. Ya da halkın seçmeyeceğini bile bile, "Ben elimden geleni yapıyorum ama nafile" demek için mi bu yola başvuruyor acaba?..
"İki olay arasında nasıl benzerlik kurdunuz?" diyenler olabilir. Dedim ya, bizimki nostaljik bir ironiden ibaret hayal...
"Dış"a değil "ç..."e yatırım
Lağım atıklarından elde edilen yakıtla çalışan Bio-Buğ adlı araç deneyde başarılı olursa seri üretime geçilecekmiş. Yakıta para vermeye kıyamayan ya da ailece gezmeyi sevenler için büyük bir nimet olacak bu otomobiller. Yapılacak iş çok basit, sırası gelen depoya yönelecek hepsi o kadar. Türkiye de bu araçlara talip olursa milyarlarca dolar tasarruf ederiz. Petrole bağımlı olmaktan da kurtuluruz.
Daha da önemlisi petrol kaynaklarını elinde tutabilmek için Orta Doğu'ya el koyan Amerika ihtiyacını fazlasıyla karşılayacağı için başka toprakları işgalden vazgeçer.
Bu arada Enerji Bakanımız Yıldız, "Karadeniz'de petrol çıkabilir de çıkmayabilir de, çıkmazsa bu dünyanın sonu değil ya..." diye açıklama yaptı. Şu tesadüfe bakın.

