Aykut Hoca, maçtan önceki basın toplantısında, "Çok çapıcı ve değişik bir oyun oynayacağız. Young Boys maçına benzemeyecek" demişti. Ben de çok meraklandım doğrusu. Oyuncular aynıydı çünkü. Stoch cezalı, Dia sakat, Niang da muhtemelen kenarda duracaktı. Üstüne üstelik Bilica ve Emre de yoktu.
Maç başladı, süreceği kadar normal sürdü. Ve bitiş düdüğü çalarken Niang'ın da dahil olduğu F.Bahçe, hiç de hocasının dediği gibi bir fotoğraf vermeden maçı tamamladı. Haa... İlk yarıda Gökhan Gönül ile Mehmet Topuz'un görev aldığı sağ kanat delik deşik olup da oradan altı pasın içine dört net gol pozisyonu geldiyse buna, "Herkesi şaşırtacak iyi bir oynayacağız" demeci nasıl da uygun düştü dersiniz...
PAOK, arka solundan iyi çıkan orta alanındaki ön liberoları hayli iyi işler yapmasına rağmen, ileri ucunda biri Yunan biri Boşnak iki forveti hiç bir iş yapmayan bir takım.
Bunlar sadece duvar olmaya çalışan ama Lugano ile İlhan'ın arasından bir pozisyon hariç kaçmayı hiç düşünmeyen güllelerdi.
Tabeladaki 1-0 böyle bir rakip için kağıt üzerinde deplasmanda lokum ikram edilmiş gibi. Hele hele daha 58. dakikada bir dinamo gibi çalışan PAOK'lu oyuncunun, kırmızıyla dışarı gidişi rövanşta da rakibin eksik kalabileceği sinyallerini taşıyor ama...
Ama benim aklımın takıldığı yer ilk 45'te Gökhan ile Topuz'un bölgesinin imha edilişidir.
Aykut Hoca, oyuncu değişikliklerinde bundan böyle kenarda tutacaklarını kenara alarak malum torpilliler ve vazgeçilmeyeceklerle işe devam edeceğini göstererek "Devrimi de" rafa kaldıracağının sanki senedini uzattı.
Ben, Antalya maçından sonra övgüler yağdırılan Semih'in belki PAOK maçı ilk onbirde forma giyeceği son maç olacak, diyerek bu görüşümün zeminini oluşturmuştum. Selçuk'un oyundan alınışı da tıpkı Caner'in ki gibi yarım Emre ile Stock'a yer açma provası oldu. Ama sadece bir frikiği olan Alex maçı tamamladı.
Ne devrim ama!..

