Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Umudunuzu yitirmeyin saygıdeğer büyüklerim
0:00 0:00
1x
a- | +A

Başkentimizin güzide imam hatip liselerinden birinde eğitim gören 17 yaşında bir lise öğrencisi olduğumu belirterek başlamak isterim.

Son zamanlar hayli sıkça adından bahsettiren sosyal çürüme olgusunun paydasında yer alan olayları haberlerde izliyor kahroluyoruz. İsim vermeye gerek var mı bilemiyorum. Son zamanlarda yaşanan olaylara verilen tepkilerin neredeyse normalleşmeye başlamış olması hayli manidardır...

Sadece eklemek isterim ki bizler asırlık kültür ve devlet geleneğimizde muallimlerimize en yüksek mertebeden yerler biçtik. Dinimiz İslam’ın halifelerinden Hazreti Ali de "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" sözüyle saygısını minnetini değerini ifade etmiş bizlere örnek teşkil etmiştir. Özünü kaybedenler yok olmaya mahkûmdur büyüğüne saygı küçüğüne sevgi duymayan kendine saygısını yitirmiştir...

Törpülemekte güçlük çektiğim ifadelerimle sitemimi tamamlayıp değinmek istediğim asıl hususa izninizle devam edeyim... Bakınız iyinin de kötünün de örneği var oldu, var olacak dünyanın dengesi için de bu tarihî gerçektir... Bizler değil herhangi bir şiddete uğratmak, saygısızlık etmemeye dikkat eden, büyüklerimizin hatırını sayan, kıymetini bilen, ağızlarından çıkanlara kulak veren, tecrübelerinden istifade etmeye çabalayan gençleriz. Tarihimize asırlık devlet geleneğimize layık kimseler olmaya Allaha layık kul, peygamberimize layık ümmet olmaya çalışırken vatana millete hayırlı evlatlar olmayı duasında esirgemeyen gençleriz. Bizler çift kanatlılarız. Yani hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışırken şu an ölecekmiş gibi ahiretimizi düşünürüz. Hak, hukuk, saygı gibi değerlerimiz hâlâ taze filizler misali ruhumuzda kültür, gelenek, inanç noktalarından uzaklaşalı hayli zaman kaybetmiş azınlık olan yaşıtlarımızın adımızı zümremizi kirletmesindense usandık! Bırakın onlar kirliliklerini ispatlamaktan geri durmasın bizlerse çalışmaktan... Sizlerse umudunuzu yitirmeyin saygıdeğer büyüklerim, varız var olmak için çalışıp çabalamaya talibiz vesselam.

Lise öğrencisi

Kalıcılık sözde değil, hâlde ortaya çıkar

İnsan, hayatın bir yerinde mutlaka bu soruyla yüzleşir: “Neden ben?”

Bir hastalıkta… Bir eksiklikte… Bir kayıpta…

Ama asıl mesele bu soruyu sormak değil, doğru soruya ulaşmaktır. Asıl soru şudur: “Ben bu dünyada ne bırakıyorum?”

Geçtiğimiz günlerde bir sohbette kendisine teklif edilen önemli bir mevkii kabul etmeyen değerli bir insanın hâlini düşündüm.

Bugün bir insanı kalıcı yapan şey nedir?

Makam mı? Yoksa gönüllerde bıraktığı iz mi?

Bugün bazı önemli büyüklerin ismini konuşuyorsak; bu bir koltuk sahibi olmalarından değil… Kurduğu sendikadan, yazdığı eserlerden ve dokunduğu gönüllerden dolayıdır.

Çünkü makam unutulur…

Ama gönül unutmaz.

Büyüklük rahatlıkta değil… Çilede yoğrulur. Kalıcılık sözde değil, hâlde ortaya çıkar.

Unutulmamak ise makamla değil… Gönülle olur. Çünkü… Yardım eden unutulmaz.

Yardım edilen unutulmaz. Ama en çok da gönüle giren unutulmaz. O hâlde…

“Niye ben?” deme…

“Ben ne bırakıyorum?” diye sor… Ve öyle yaşa ki, arkandan şu cümle kalsın:

“O, herkesin gönlüne girdi…"

Selman Devecioğlu

Anlat Derdini Feridun Ağabey'de önceki yazılar...