Meslekteki 40''a yakın olan yılların tamamını spor yaza yaza geçirdik ve ilk defa benim Milli Takımım, hem de kendi topraklarının üzerinde bir maç oynarken, ülkedeki, sanıyorum ki bütün futbolseverler gibi zorunlu biçimde, başka iki takımın oynadığı müsabakayı izledim.
Türkiye ile Almanya''nın böyle bir virajda özel maç oynamasının yararını, hatta gerekliliğini anlayamamış olmanın yanı sıra, böyle bir özel oyunun ülke Milli Takımı''nın geleceğini belirleyecek, hani şu benim izlediğim yabancılar maçıyla aynı saate konmasını hiç mi hiç çakamadım. Bu Çin işi Japon işi, yapan kaç kişi bilmem ama, iki maçın aynı saatte oynanma kurgusu başka ülkede olsa koltuk sallar, hatta devirir. Danimarka ile Yunanistan maçının içine bir hile hurda karıştı mı, karışmadı mı; ben bir gazeteci olarak ve de ülkedeki futbol meraklılarının çoğunluğu, sade gözümüzle değil, beynimizle de bu maçı izlerken, sanıyorum Olimpiyat Stadı''ndaki futbolcular da ayaklarından çok kafalarıyla bu maçı düşünmüşlerdir, sorabildiklerine sormuşlardır. Yani ne Almanya''yı yenmeyi, ne de Arnavutluk maçına iyi futbol taşımayı birinci plana almışlardır. Kulübe zaten her halde dün akşam Olimpiyat Stadı''nda değil, Kopenhag''da G.Saray''ın UEFA Kupası''nı kazandığı staddaydı sanırım.
Maç Danimarka''nın müthiş hırsı, müthiş baskısı ile gelip geçti desek yalan olmaz. Yani, bu maçtan önce ülkemizde yayılan dedikodu bir kere daha fos çıktı. Maçın hemen ilk dakikalarında Yunanistan''ın hiç de tarzına uymayan biçimde baskı kurarak atak geliştirmesinin dışında, nefesini bile Danimarka kalesinde hissettiremediğini gördük. Maçın teknik yanı bizi hemen hemen hiç ilgilendirmiyordu. Bu nedenle bu bölüme burada paydos diyorum. Ama keşke federasyon da Hakan Şükür''ün kadro dışı kaldığı ilk Yunan maçından sonra Ersun Yanal ve ekibine aynı paydos kelimesini kullanabilseydi.
Okurlarım çok iyi hatırlayacaktır, Atina''daki ilk Yunan maçından bir gün önce, yani Hakan''ın kadro dışı kaldığını öğrendikten sonra yazdığım yazıyı şöyle bitirmiştim: "Ey federasyon, Ersun Yanal''ı yarından tezi yok görevden al. Yoksa bu işin sonunda hep birlikte diz dövüp ağlayacağız.." Allah''a şükür ki, henüz oraya gelmedik. Ama gelirsek bile bile ladese gidenlerin ipi çekilmelidir. Bazıları Fatih Terim hocayla Ersun Yanal''ı neredeyse kıyaslamışlardı bile. Böyle kafaların olduğu bir ülkede, böyle kalemlerin gazete sütunlarında gezinip, böyle beyinlerin televizyonlarda yorum yapmaları sürdükçe, vallahi buraya kadar bile iyi geldik.

