90''lı yılların sonuydu...
Türkiye, İstanbul''da bir olimpiyat yapmanın hayaliyle yanıp tutuşuyordu.
Yanlış bir cümle oldu; Türkiye''nin yandığı yoktu da, bir grup olimpist insan, bu zor hayali gerçeğe dönüştürmek için çaba harcıyordu.
2000 Olimpiyatları adaylığından umduğunu bulamayan Türkiye için hedef,
2004 oyunlarıydı.
Uluslararası spor organizasyonlarında Türkiye''nin adaylığının reklamı yapılıyor, destek aranıyordu.
Bu kez işimiz daha zordu aslında; çünkü 1896''da ilk modern olimpiyatları yapan Yunanistan (Atina),
oyunların 100. yılı olan 1996''ya da aday olmuş, ama alamamıştı.
Onlar için anlamlı bir "asır dönümüydü" oysa...
Ve Yunanlılar, -bizim gibi- 2004''e de adaydılar.
Dolayısıyla, 1996 için Atina''nın "kalbini kıran" Uluslararası Olimpiyat Komitesi, bu kez onların "gönlünü hoş edebilirdi."
Çok çalışmamız gerekiyordu yani...
***
Dediğimiz gibi, şansının az olduğunu bilen Türkiye, uluslararası destek bulmak için kucak dolusu paralar dökerek yabancı TV''lerde tanıtımlar yapıyor, Yunanistan''ın önüne geçmeye çalışıyordu.
Bizim Olimpiyat Komitesi Başkanı, Türk halkını bilinçlendirmek için uğraşıyor, "Olimpiyat verilmez, alınır" diyordu.
***
İşte tam da bu hummalı çalışmalar sırasında bizim Olimpiyat Komitesi Başkanı, ülkemizin en önemli iş adamlarından birinden, belki de en önemlisinden bir telefon aldı:
- Sayın başkan merhaba... Siz, şahıs olarak Uluslararası Olimpiyat Komitesi''nin de bir üyesiymişsiniz, öyle mi?
- Evet, dedi başkan...
- Yani, olimpiyatların kime verileceğini belirleyen seçimde sizin de bir oyunuz var öyle mi?
- Evet?
- Yaa, mesele şu başkan... Yunanlı İşadamları Derneği Başkanı beni aradı. Bunlar olimpiyata mı taliplermiş neymiş... Destek istiyor... Sizin de bir oyunuz varmış... Seçimlerde Yunanlılar''a oy verseniz diye şeyettim... İki ülkenin iş dünyası için iyi bir dostluk göstergesi olur yani...
Bizim başkan titremeye başladı... Fenalaştığını hissetti... Türkiye''nin olimpiyat alması için o güne kadar yapılan bütün çalışmaların boşa gittiğini düşündü... İyice çökmüş ses tonuyla kısa bir cümle söyledi:
- Biz de olimpiyata talibiz ve Yunanlılar''la yarışıyoruz sayın (..........).

