"Ampülü çekiçle söndürür bu Türkler!" FIFA korkartlı eski ünlü hakemlerimizden Yusuf Namoğlu "hayatının kitabını" yazıyor. Malum, Namoğlu ömrünün kaldırım parkelerini sek sek oynayan çocuklar gibi bir kareden diğer kareye zıplayarak adımlarken, hakemlikten mimarlığa, milletvekilliğinden belediye başkanlığına, uluslar arası gözlemcilikten spor yorumculuğuna geniş ve renkli bir yelpaze tepesinde sallandı durdu.
Geçenlerde karşılaştık, kitapta yer alacak küçük bir anekdotu anlattı: *** "1984 yılında Federal Almanya-Sovyetler Birliği maçını yönetmek üzere Münih''teydim. Maçtan on dakika önce futbolculara haber gönderdim, gelsinler kramponlarını kontrol edeceğim diye... Biri dışında bütün futbolcular geldi. Karl-Heinz Rummenige malzemeciyi göndermiş, "Masaj yaptırıyorum, gelsin burada kontrol etsin" diye... O dönemde, her Alman gibi Türkler''i küçümsüyor. Dedim ki, "Bir dakika sonra burada olmazsa maça çıkamaz!"
Kronometreye bastım. Yirmi saniye sonra kramponlarını giymeye bile fırsat bulamadan elinde getirdi."
(Yazının başlığı, Günter Wallraff''ın ''En Alttakiler'' kitabında Alman postabaşı Alfred''in sözü olarak geçer.)
Ya inançları da değiştirirlerse?.. (Kurtlar İmparatorluğu fantastik bir eser... Ama ayakları yere basıyor. Terörle mücadeleye yeni bir bakış açısı getiriyor. Nefes kesen bir senaryo ile... Kitaptaki uzmanlar buna "Psişik koşullandırma" diyor. Teröristin beynine müdahale etme, bilinçlerini şartlandınma, radyoaktif maddelerle yeni bir zihin oluşturma, yaşamadığı hatıralar yükleme... Bu ''yeni insan'' ile örgütlerin içine sızma... Çünkü:) *** "CIA''in ve FBI''in yıllık bütçesi otuz milyar dolar. Ayrıca bu iki teşkilatın uyduları, casus deniz altıları, otomatik keşif aygıtları, mobil dinleme merkezleri var. Elektronik gözetleme alanında en hassas teknolojiler onlarda... NSA (Ulusal Güvenlik Ajansı) ve onun hünerleri buna dahil değil. Amerikalılar her şeyi dinleyebilir, her şeyi algılayabilir. Onlar için dünya üzerinde hiçbir gizli şey yoktur. Ama yine de 11 Eylül oldu. Birkaç herif, ellerindeki plastik bıçaklarla uçak kaçırdılar. Dünya Ticaret Merkezi''nin kulelerini ve Pentagon''un bir kısmını yerle bir ettiler. Yaklaşık üç bin kişinin ölümüne neden oldular. Amerikalılar her şeyi dinliyor, her şeyi algılıyor; gerçekten tehlikeli adamlar dışında... Bir terazinin iki kefesini düşün; bir tarafta otuz milyar dolar, diğer tarafta plastik bıçaklar. Hangisi ağır basar? Hangisi bu terazinin dengesini bozar? İstek. İnanç. Çılgınlık. Bir teknoloji devine, binlerce Amerikan ajanına rağmen, bir avuç kararlı adam tüm güvenlik önlemlerini, denetimleri kolayca aşıverdi. Çünkü hiçbir makine bir insan beyninden daha güçlü olamaz. Çünkü normal bir hayat süren, normal tutkular olan hiçbir görevli, kendi hayatını yüce amaçlar uğruna hiçe sayan biriyle mücadele edemez. 11 Eylül''ü düzenleyen kamikazeler vücutlarındaki tüm kılları tıraş etmişlerdi. Cennete girerken tamamen temiz olmak için. Böyle adamları hiç kimse durduramaz. Ne onları ispiyonlamak ne de satın almak.... Sadece sızmak..." *
(Kitapta yazarın araştırmacı yönü ve teknik konulardaki derinlemesine bilgisinin yanında, harika tasvir yeteneği de dikkat çekiyor. İşte birkaç örnek:)
* Clothilde 28 yaşındaydı, küçük pembe bir burnu ve gözlerinin önünde uçuşan sarı kakülleri vardı. İki çocuğu ve bankada çalışan bir kocası, krediyle anlınmış bir evi ve gönyeyle çizilmiş bir kaderi vardı. * Doktor yaklaşık 1.90 metre boyunda, 60 kg civarındaydı; beyaz önlüğünü, sanki kuruması için üzerine asmışlar gibi sırtında taşıyan bir fasulye sırığını andırıyordu. * Sergide, sanat eserlerinin zorla kabul ettirdiği buz gibi bir saygı havası esiyordu. * Gözyaşları ön cama vuran yağmur damlalarına karışıyor, her şeyi daha da bulanık hale getiriyordu. Tam karşısında, sağanağın içinde yara gibi kanayan trafik lambalarını görüyordu. * Sema, bir fotoğraf makinesinin deklanşörüne kısa bir süre basılması gibi hafifçe gülümsedi. (Jean-Christophe Grange, Kurtlar İmparatorluğu)
ALTINI ÇİZİYORUM Dünyanın en zor işi,bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmektir. (T.H.White)
SORU A Milli Takım hocaları finallere gitseler de, dünya üçüncüsü olsalar da hep sorgulanır ve görevden alınırken, Ümit Milli Takımımız hiçbir yere gitmediği halde hocası Raşit Çetiner neden hiç tartışılmaz?
VAY HAYVAN VAY Bizonlar belli bir taktikle gezinir; en güçlü olan reis en önde, diğer genç ve kuvvetliler kenarlarda, zayıf, yaşlı ve yavrular sürünün ortasında koruma altında yürürler.
SAHİBİ BELLİ SÖZLER "-Darağacına giderken- kimseye muğber (kırgın) değilim."

