Büyük zaferi ayrıntılarıyla vermeden önce Final Four'un Türkiye'ye getirilişini övelim, sonra da ülke voleyboluna zaferi yaşatan Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom'u avuçlarımız patlarcasına alkışlayalım.
Şampiyon takım, maratonun içinden buraya gelene kadar hiç yenilmediği gibi, devamlı maç oynayarak en küçük bir konsantrasyon kaybına uğramadı. Burada hemen bir parantez açmak gerekirse F.Bahçe'nin bu takıma kaybedişi yani ev sahipliğinden şampiyonluk çıkartamayışının altındaki önemli faktör de "ev sahipliği tembelliği" oldu.
Vakıfbank, bugüne kadar izleme fırsatı bulduğum maçlarda mükemmele yakın blok özelliği ve de hocasının oyuncu değiştirme yani oyuncu kullanmadaki akılcılığıyla favori sınıfına çoktan girmişti. Yabancıların bizim ligde dengeli ve akılcı kullanımı Avrupa kupasındaki sınırsızlık içinde hemen hemen yanlışa pek uğratılmadı. Böylesine bir final oyununda rakibinize oranla ne kadar iyi takım olursanız olun, silip süpürerek, ezerek kazanmak yine de kolay değildir.
Fiziksel direniş, dayanıklılık, tekrar ediyorum; blok mükemmelliği ve smaçların mümkün olduğunca bloktan kurtarılarak yapılma dikkati ülke voleybol tarihine altın harflerle yazılacak zaferi getirmiştir.
Sakın ola ki, bu büyük zafer ev sahipliği avantajına bağlanmasın. Böyle bir yanlışa düşülürse, o zaman geçen sene deplasmanda ikinciliği kazanan F.Bahçe'nin onca seyirci ve destekle ev sahipliğinde kazanamadığını işaret ederim.
Şampiyonu A'dan Z'ye tebrik eder, alınlarından öperim...

