Dört yaşındaki esmer güzeli kız çocuğu, mutfağa doğru bağırdı: - Anneee! Dedem ağlıyor! Bereket duymadı annesi.... *** Dede, devrinin en ünlü futbolcularından biriydi.
Türk Milli Takımı''nın ilk uluslararası zaferinde o da vardı. O dönemde Türk futbolunda yıldız bir oyuncu olarak yerini aldıktan sonra futbolu bırakıp özel hayatına çekildi. Ne antrenör oldu, ne spor yazarı...
Bilerek, isteyerek unutturdu kendini... Futboldan küçük kazançları ve babadan kalanlarla iş kurdu.
Normal bir hayat sürdü. Önce çocukları, sonra torunları oldu. Şimdi İstanbul''a yakın bir ilçede, torunlarının geleceğini ve çokça da ölümü düşünerek günlerini tüketiyor. "Siz bir zamanlar beni görecektiniz ki... Bizim zamanımızda..." havasında değil... Mahalleliyle futbol konuşmaz, eski bir futbol yıldızı olduğunu bilen bir kaç kişiyle de bu konudan bahsetmez. Çok az maç seyreder. Kritik yapmaz. Otorite kesilmez. Futbola yabancı gibi... *** Dede, göle bakan odadaki yemek masasında, o günkü gazetenin bulmacasını çözüyordu. Bir iki "soldan sağa" dışnda çoğunu doldurdu karelerin... Bulmacanın bazı karelerine konmuş rakamlara isabet eden harfler vardı. Bulmacanın altına bu harflerin yazılacağı şifre kelime için kutular konmuştu.
Dede, o rakamların yanına denk düşen harfleri aşağıdaki kutuya yerleştirirken, şifre kelimenin kendi adı olduğunu, hayret, şaşkınlık ve büyük bir minnetle gördü. İki gözünden aynı anda süzülen iki damla, bulmacadaki kendi adının üstüne düşüverdi. O sırada yanına gelen kız torunu mutfağa bağırmıştı: - Anneee! Dedem ağlıyor! Bereket duymadı annesi... Dede yaşlı gözlerini saklayarak, gölü, daha doğrusu göl üstünde hayal meyal gördüğü eski bir maçını "izlerken", kocaman adamın ağlamasını çabuk unutan torunu, tekrar oyuncak trenini rayına yerleştirmeye çalışyordu...
>> SADIKS boşluk yorumunu yaz Turkcell, Telsim, Avea 2866''ya gönder... (4 SMS/ 8 Kontör)
>> (Otobüs Durağı cuma ve cumartesi yayınlanır.)

