Kaydet
a- | +A

Telefonu sevmiyorum. Hatta, Graham Bell''in "o gece" başka bir işi çıksaydı da telefonu hiç keşfetmeseydi, diye düşünürüm. Belki de telefonun çalmasından korktuğumuz zamanların, telefonun çalmasını beklediğimiz dönemlerden çok fazla olmasının etkisidir, bilmiyorum. Ölüm haberlerini hep telefondan almamızın tesiri de olabilir.

Özellikle gece çalan telefonlar müjde getirmez. Öykülerde de telefonlar hep "acı acı çalar." Cami cemaatinin huşuunun, oynak bir Karadeniz melodisi ile bölünmesi de bizi telefondan soğutmuştur, belki. Ya da bir belediye otobüsünde, sonradan görme bir dükkân sahibinin cep telefonuyla iş takibini bütün yolculara dinletmesi, kim bilir. Özetle, bizim gibi kendi kabuğunda yaşamaya çalışan, çalan kapıdan, verilen selamdan korkan, ortalıkta görünmek istemeyen, unutulmayı ve kenarda bırakılmayı seçmiş, sessiz, sakin, kendi halinde hayatlar için telefon ürkütücü bir cihaz... *** Bir öğretmen arkadaşımın sadece dört ay süren hazin öyküsü: *** İstanbul''da bir sabah... - Naile kim? Adam uykulu gözlerini ovuşturarak doğruldu yataktan: - Kim? - Naile kim? - Anladım da Naile kim? - Ben sana soruyorum! - Ben de sana soruyorum... - Keser misin? Cep telefonunun ajanda bölümünde yazıyor, "NAİLE ÇİÇEK."

- Sen keser misin? Kesme işaretini koymamışım. "Nail''e çiçek" diye yazmak istemiştim, velinin biri dükkân açmış, çiçek göndereceğim; kesme''ye gerek görmemişim. - Beni bir kesme ile mi kandıracaksın? Kesmez! - Allah Allah ya!.. *** İstanbul''da bir başka sabah... -Okuyorum, dinle: 4441444... 4440432...

Adam uykulu gözlerini ovuşturarak doğruldu yataktan: - Ne bunlar? - Ben de onu soracaktım; ne bunlar? - Bilmem... Nereden buldun? - Senin cep telefonundan... Harflere kod numarası verip öyle mi mesajlaşıyorsun kadın arkadaşlarınla? - Ver bakayım. Kadın kim? - Hayır, bu kağıt bende kalsın. Sen kendi telefonuna bak, oradan kaydettim. - Bir daha oku. - 4441444...4440542... Harflere çevirince "gigi.." ya da "hadi kibarım" filan gibi bir şey çıkıyor. - Hayır canım, kullandığım iki telefon hattının müşteri hizmetleri numarası... - Niye rehberde değil de mesaj taslakları içinde peki? - Bunun için mi uyandırdın pazar pazar? *** İstanbul''da daha başka bir sabah... - Kalk gidiyoruz! Adam uykulu gözlerini ovuşturarak doğruldu yataktan: - Nereye?? - Ya sen eşcinselsin, ya da kadın telefon numaralarını erkek isimleriyle kaydetmişsin! Tahsin''den sevgi dolu mesaj gelmiş!

- Nerede? Ne yazıyor? - Kalk, telefon şirketine gideceğiz, bütün numaralarının gerçek sahiplerini tespit edeceğiz. - Ama burada sadece "İyi uykular" yazıyor! - Doğru... Erkek olsa "İyi geceler" yazar. "İyi uykular" kadın cümlesine benziyor. Şüphemi gidermen için şirkete gitmemiz lazım! Yılmaz Erdoğan''ın "Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar" oyununu andıran bu tartışmalar adamın son teklifi ile bitiyor: - Benim daha iyi bir fikrim var; telefon şirketi yerine boşanma avukatına gidelim!

ÖNE ÇIKANLAR