Bizim futbolda nedense bazılarını çok çabuk fenomen adam ilan ederiz. Bazılarını da kariyerlerine bakmadan gömmeye çalışırız. Spor medyamızın ana işlevi sanki budur.
Ligin lideri Sivas, "İyi takım" etiketini oyunun iki yönünü de iyi oynayabildiği, topluca hareket edebildiği için kazanmıştı. F.Bahçe ise oyunun kalbi dediğimiz orta alan bölgesindeki, özellikle rakibi karşılamadaki etkisizliği sebebiyle rakibine yapılan yakıştırmaya bir türlü ulaşamıyordu. İşte dünkü maçı yazımızın hemen başında özetlemeye çalıştık. Sivasspor, o en iyi dörtlü orta alanıyla oyuna çıkarken, F.Bahçe karşısında ilerideki ikilisinden buraya hiç destek görmediği için attığı iki gole bakmayın, aslında, "Bugün benim işim sakat" mesajını veriyordu. Bir de buna geri blokun önündeki dörtlüyle birlikte dağılışı eklenince, F.Bahçe''nin maçı kazanmasından daha doğal bir görüntü ortaya çıkmıyordu. Nitekim iki Sivas golüne neredeyse notlarımızı daha bitirmeden F.Bahçe golleri eklenmişti.
Her F.Bahçe golünde düne kadar öne çıkması da problem olan F.Bahçe orta sahası, elini kolunu sallaya sallaya gelmiş, organizasyona katılmış ve de Uğur''a en şık kafa gollerini attırıyordu. F.Bahçe''nin öne geçişinden sonra Sivasspor''un toparlanıp oyuna ağırlığını koyacağını bekleyenler, Bülent Uygun''un fahiş hatalarıyla hayal kırıklığına uğramış olmalılar.
İkinci yarıya iki oyuncu birden değiştirerek çıkmak, hele bunların ikisini orta sahadan yapıp, yerlerine Onur''a tamam da, Murat''a hayır dedirtecek biçimde olması, artık maçın F.Bahçe tarafına geçişinin kesinleşişi idi. Hele hele Sezer''in de 69. dakikada yerini Balili''ye bırakışı, tam anlamıyla Sivas takımını bir filenin iki tarafına yerleşmiş voleybol ekibi haline getirmekti.
İşte F.Bahçe, Deniz, Emre ve koşmadan da olsa tekniğini rahatça kullanabileceği arsalar bulan Alex''le, Sivas takımının geri dörtlüsüyle orta alan arasındaki bölgeyi hallaç pamuğu gibi attı. Şayet F.Bahçe, Sivas hocasının hatalı değişiklikleriyle ortaya çıkardığı ikinci yarı ekibi karşısında çok yorulmamış olsaydı, yeni bir Hacettepe tabelası zenginliğine rahatlıkla ulaşırdı.
Özetle Aragones daha kendisi kadar olmak için bir fırın ekmek yemesi gereken Bülent Uygun ve kendisine "Sulanan büyük otoritelere" yeni bir ders daha verdi. Demek ki, iş Aragones''te değil başkalarındaymış!..
Hüseyin Göçek hocaya bir soru sorarak yazıyı noktalayayım. Attığı tabandan sonra görüp de cezalandırdığına göre Alex''i ikinci sarı karttan neden atamadı? Acaba maçlara kırmızı kartsız mı çıkıyor?

