Dün akşam F.Bahçe''nin her türlü futbol nosyonunu kaybetmiş A.Gücü''nü yenmesi bu ülkede futbola hangi meraklıya sorsanız, "çok kolay" olarak ön bir yorum alırdı. Ama dün akşamın F.Bahçeliler için en büyük korkusu da takımı 15-20 maçtır sırtlayan Aurelio ''nun kart cezasına yakalanıp G.Saray''a karşı oynamayacak olması idi. Yani F.Bahçeli için gecenin altı kırmızı kalemle çizilecek özelliği Aurelio ''da yoğunlaşıyordu.
Teknik direktör Daum , haftanın başından belki de maçın oynanacağı saatlere kadar Aurelio ''yu oynatıp oynatmayacağı konusunda fal açıyordu. Gazete ve televizyonlarda Aurelio ''nun yedek takımla çalıştığı yazılıp çizilirken, fark açılırsa oyundan alınacağı gibi fantazilerle de süsleniyordu. Yani Aurelio maça kafasındaki futbol oynama olgusu yerine maçı cezaya çarptırılmadan bitirmek heyecanı, stresi ile yüklüydü. Nitekim, dün akşamki futbol Aurelio ''nun teknik direktörü tarafından kuyuya atılmış bir futbolcunun görüntüsü idi.
Çırpındı çırpındı çıkamadı. Haa, gördüğü sarı kart çok tartışmaya açıktı ama bir hoca, bir futbolcusunu maçın stratejisinin çok üzerinde dama tahtasına koyup çıkarmaması gerekirdi. Yukarıda da işaret ettiğim gibi F.Bahçe, oyunun başlarında zorlandı gibi görünüyordu ama A.Gücü''nün adeta mermisiz silah gibi hazırlayıp sahaya sürdüğü çoğu Hakan Keleş ve Evren gibi fizikman bitmiş oyunculardan kurulu kalabalık orta sahası sadece "vıdı vıdı" yaptı durdu. Hakem Müftüoğlu , bu "vıdı vıdı" süreci içinde Hakan Keleş'' in düşürülüşüne penaltı çalmayarak, her zaman olduğu gibi maçtan çıkıp gidiverdi. Oysa sonra da Hakan ''la iki F.Bahçeli''nin devam eden 2-3 pozisyonun enstantanesi vardı. Yani bu tek hareketlik, atlanan bir penaltı değildi. O zaman hakeme sormak lazım: "Madem penaltı değilse, Hakan''a neden sarı kart yok?" İşte Aurelio ''ya da kimbilir, bu penaltının muhasebesini yaparken sarı kartı çekti. Ama sahada Baidoo ve Serkan bol sarı kartlardan kırmızıya dönüşecek esas oyunculardı.
F.Bahçe ikinci yarıda ilk 45 biterken, bulduğu golün rahatlığı ile Alex'' i de Nobre ''nin yanına sürerek A.Gücü savunmasından dönecek toplara taa geriden başlayıp orta alan yaklaşımı ile baskı kurup şık ve kolay gollere ulaştı.
Kemal'' in sakatlığının nüksedip, oyundan çıkışı Selçuk ''un da Mehmet Yozgatlı ile nöbetleşe kullanmaya çalıştıkları sağ kanat karmaşası bir aralık futbolu olumsuz etkiledi. Ama dediğim gibi, bir enkaz halini almış A.Gücü, F.Bahçe''nin 5-6 maçtır fazla orta saha elemanıyla tempo ve pres kazandırdığı oyuna, ne kadar direnebilirdi ki? Penaltıyı kazanıp gol yapsaydı bile, bu imkansızdı.
Ama tekrar altını çiziyiorum; bir hoca kart sınırındaki hangi oyuncusu olursa olsun, bu oyuncuyu hafta boyunca germemeli, onu sanki kart sınırında dolaşmayan bir futbolcu olarak ya hazırlamalı, ya da yedek kulübesine çekmelidir. İşte Aurelio ''yu G.Saray maçından koparan bu atmosfer olmuştur.

