Kaydet
a- | +A

Belki size garip gelecek ama turnuvanın başından bu yana izlediğim 16 finalist içinde Hollanda''yla beraber dikine en çabuk ve en süratli hücum yapabilen takım Avusturya''ydı. Ama ne var ki bu takımın rakip ceza alanı içine kadar gelen fırtınalarından ne yağmur düştü, ne de kar. Yani, bu Avusturya''nın bu kadar dikine çabuk ve süratli çıkan atakları, Alman ileri üçlüsünden adamlar bulsaydı kupanın sürpriz favorilerinden biri olurdu.

Alman Milli Takımı, öteden beri futbol dünyasının hesabı-kitabı en ince olan takımıdır. Ne lazımsa ona oynar, bir adım ötesine bile kafasını yormaz. Dün akşam da bir beraberliğin kupaya devam olduğu gerçeği, Alman Milli Takımı''nın kalecisinden son adamına kadar ezberlenmişti. Bu arada Mario Gomez''in bu Alman takımında nasıl ilk on birin adamı olduğu da hayret vericidir. Tıpkı Fransa''daki Gomis gibi. Demek ki bazı hocalarda bazı takıntılar artık doktorluk hale bile gelmiş.

Bu arada kupada bizim formayı giymeyen bizim çocuklar içinde Avusturyalı Ümit kaçırılışına yanılacak ilk adam gibi. Süratli, çabuk, kuvvetli ve de en önemlisi oyunu paylaşmayı yani verip almayı da hem beceren hem de seven bir oyuncu. Kaçırmışız!

Şöyle bir toparlarsak; oyuna turnuvanın en demode dizilişi olan 3-5-2''yle başlayıp, gol yedikten sonra 4''lüye dönen Avusturya, bu dersini çalışmaya devam ederse, 2010''da özlediği Dünya Kupası Finalleri''ne bilet alabilir.

Almanya için ise diyorum ki; acaba o müthiş ligden daha iyi bir takım çıkarabilir miydi? Neyse noktayı, "duran topa nasıl vurulur" dersini bir füzeyle veren Ballack''a da teşekkür ederek koyalım.

ÖNE ÇIKANLAR