Gerçek televizyoncular, belgeselcilerdir bence...
Eşek arısının üremesini safha safha çeken adamdır... Leoparın antilopu yakaladığı anı yakalayandır... Kör çukurda bir porsuğun yılanı avlamasını görüntüleyendir televizyoncu...
Küba''da puro degustatörünü, Malezya''da Petronas Kulesi''nin inşa öyküsünü ekrana getirendir...
Pakistan - Hindistan sınır noktasında bayrak değişim törenidir televizyon programı... Tibet''tir, Keşmir''dir, Burkina Faso''dur... Trabzon yaylasından bin bir çeşit çiçeği, Kars sınırından Ani şehir kalıntılarını, ne bileyim Antalya''dan Saklıkent''i gösterendir televizyoncu... Üç tane önceden kurulmuş tipi, bir banko etrafına dizip, onların kurgulanmış ağız dalaşını program diye yutturmak değil televizyonculuk...
Ya da iki günde bir "seviyeli ilişki" deneyen, bütün hayatını kameralar önünde ve "mış gibi" yaşayan reziller güruhunun maceraları hiç değil...
*** Devlet televizyonunun istikrarlı belgeselcisi hanım sunucu, karış karış dolaştığı Anadolu''yu sıcak ve sempatik sunumuyla ekranlara taşırken, kamera girmemiş köylerde sevgi ve ilgi toplarken, kurum içi kıskançlıklar yüzünden bir yandan da hasım topladığını bilmiyordu. Dedikodunun baş malzemesi, hanım belgeselciye, gittiği her yerde çeşit çeşit yöresel hediyeler verilmesiydi.
Gerçekten de deneyimli kadın televizyoncu, yayın için gittiği yerlerde verilen hiçbir hediyeyi reddetmiyor, bir çekimden dönüşünde adeta bir kamyon hediye ile Ankara''ya geliyordu. *** İftira, insanoğlunun en kalleş silahıdır. Evet, deneyimli kadın televizyoncu, gittiği yerlerde kendisine verilen hiçbir hediyeyi reddetmiyor, bir çekimden dönüşünde adeta bir kamyon hediye ile Ankara''ya geliyordu ama hediyeleri (yemekler dahil) ne varsa hiçbirine el sürmeden televizyonun deposuna teslim ediyordu. Çünkü o, babasından kalan gelenek ve mirasla, haftada bir gün, (genellikle Cuma günleri) herhangi bir kenar mahalle bakkalına gider, veresiye defterini ister, "Lütfen baştan, ortadan ve sondan üç kişinin borcunu toplar mısınız?" diyerek o borç listesi yazılı defter yapraklarını yırtıp alır, toplam rakamı cebinden öderdi. Her seferinde tek şart koşardı; ödediğini kimse bilmeyecekti.
SADIKS boşluk yorumunu yaz Turkcell,
Telsim, Avea 2866''ya gönder

