Kaydet
a- | +A

Turkcell Süper Ligi'nin 2009-2010 şampiyonluk kilidine anahtar olacak olan Başkent'teki oyunda F.Bahçe, ben bu yazıyı yazdırana kadar yani 2-0'dan hemen 5 dakika sonrasına kadar, Hürriyet'in kazası sonucu Alex'in kaçırdığı avanta hariç pozisyon fukarası idi. Çünkü Güiza ile Alex hareketsiz, hiç kendilerini göstermeden oynamayı yeğlediklerinden, 9 kişilik F.Bahçe, forvetsiz A.Gücü'ne karşı sahadaydı. Başkent takımının İlhan gibi bizim 3.Lig'lerde bile oynaması mümkün olmayan bir uç adamıyla orta sahanın kralına, kanat adamlarının padişahına bile sahip olsa ancak pozisyona giremeden oynayabilirdi. Öyle de oldu. Maç F.Bahçe'nin futbolsuzluğu ama heyecan ve hırs gösterisiyle sürüp giderken, A.Gücü kaleci hediyeleri olan gollerin altından çıkmak adına 1950 model futbol oynamaya çalışıyordu. İki korner iki gol, tam da bu sezonun bugüne kadar sadece bir-iki maçı hakiki biçimde oynamış F.Bahçe için kurtuluş oldu.

Bursaspor'un kağıt üzerindeki galibiyetle köşe başında beklediği bu maçın içinden oralara hiç bir avantaj düşmeyeceği Amerika'nın yeniden keşfi anlamına gelemez. Öyle de oldu. Zaten ikinci yarının gol fukarası galibiyet eksikleriyle dolu takımı A.Gücü, Bursaspor için ancak bir 0-0'ın kahramanı olabilirdi.

Şimdi maçın en önemli yorum paragrafına geleyim.

Şayet Daum, Alex'i ikinci yarıda soyunma odasında bırakmış ise, bu bana göre bu sezonun F.Bahçe'sindeki Aziz Bey'in Samandıra baskınlarının da ötesinde gerçek devrim anlamı taşıyordu. Öndeki takım olarak sahadaki oyuncu sayısını 10'a çıkararak işi garantiye bağlamak denirdi bunun adına. Hele hele yukarıda anlatmaya çalıştığım A.Gücü futbol fukaralığına karşı... Ama Alex sakatlanıp kendisi giyinmeyi istemişse, buna da Daum'un bir türlü kestiremediği, beceremediği doğruyu balıkla yakalaması denir ancak.

ÖNE ÇIKANLAR