Kaydet
a- | +A

Saint-Joseph''liyiz ya... Taaa 1980''li yılların ortalarına kadar futbolun yasaklı olduğu bu okulda, basketbol ve voleybol oynadık. Ya da oynamak zorunda bırakıldık. Ders yılının başladığı ilk günün ilk saatlerinde, sınıf hocalarımız hoşgeldinizden önce basketbol ve voleybol takımlarının kurulmasına öncülük ederlerdi. Ve iki derste bir teneffüse çıkılan okulun ilk teneffüsünde iki spordan birini mutlaka 25 dakika süren bu süreçte oynamak zorunda idi... Eli cebinde dolaşana, sahalardan sekmiş toplara ayakla vurana da 25 kuruş ceza kesilirdi.

Yazıma neden bu anılarla girdim ? Çünkü, ben basketbolu çok severim. Hasbelkader potaya bir kaç yıl top atmışlığımız vardır. Efes''in kurucuları Tuncay Özilhan ve Pano Natof okul ve mahalle arkadaşlarımdır. Hoş, Abdi İpekçi''ye veya Ayhan Şahenk''e gidildiğinden bu yana Spor ve Sergi Sarayı sıklığında maça gidemiyorum ama, takipte de hiç kusur etmiyorum. Ancak bugünlerde canım çok sıkkın... Basketbolumda öyle bir kazan kaynıyor ki, futbola sol çeker... Oysa basketbol, bu ülkenin kültürlü sporcu, yönetici ve hakeminin içiçe yaşadığı bir özel branştır sanki... Hoş son zamanlarda futbol seyircisinin istilasına uğrar gibidir ama, yine de yukarıdaki unsunlar yara almamıştır. Ben böyle sanadurayım... Evet, bugün basketbolum, yıllardır özlemini çektiği özerkliğe kavuşmuşken, bir vıdı vıdı, bir dedikodu, bir karalama kampayasının içine çekilmiş ve düşmüştür de... Yani, politikacının kısgacından kurtulduğunda bu acıları yaşamaktadır ki, asıl hayret edilecek de budur... Federasyonun günümüzdeki başkanı Turgay Demirel ve milli takımlar menajeri Doğan Hakyemez için müthiş bir karalama kampanyası yürütülmektedir. Buna karşılık adaylığını koyması beklenilen diğer değerli basketbol adamımız Lütfi Arıboğan ''ın çevresinde gibi görünen bazıları da mikserler olarak ortaya çıkmaktadırlar. Neden böyle yapılmaktadır ? Bilmem ki...

Ancak ben bugün Doğan ''ın bana gösterdiği bir belgeden söz edeceğim... Benim de dostum olan bir basketbol adamımız, güya Turgay ''ın önünü kesmek adına özerkliğin üzerine, bir şahsın yazısı taklit ederek bomba atmak istemiştir. Allah''tan Merkez Danışma Kurulu kararını gecikmeden verebilmiştir. Bu dostlar bilmelidirler ki, Türkiye''de bir yere gelindiğinden geri dönüş olursa, bir daha aynı yere gelebilmek çok zaman alır. Ve bu taklitçi dostum şimdi yargıdadır. Yazık değil mi ? Kulüpler alabildiğine bir kulis içine girmişlerdir. Henüz adaylıkları kesinlik kazanmamış da olsa, muhtemel adaylar hakkında suç duyuruları birbiri ardına patlamaktadır. Peki, bundan kim yara alır ? Tabii ki adaylar değil, basketbolumuz... Oysa, ben şu an için Hidayet, İbrahim, Hüseyin, Mirsad ve Kerem gibi kısır döngülerden çok yetenekli gerçlerle dolu yeni bir kuşağın fotoğrafını görüyorum.

Yapmayıp, etmeyin ! Turgay da, Lütfi de bu ülkenin basketboluna yıllarca tek akıtmış değerlerdir. Mahkemelerde, icralarda uğraşılacağına, gelecekte neler yapılması gerektiğinin üzerinde yoğunlaşalım. Programları dile getirelim... Sanıyorum ve hatta inanıyorum ki, basketbolun genel kurulu önüne böyle bir tablo konulursa, sağlıklı bir seçim yapacaktır. Haaa, az kalsın şunu unutuyordum; ben tarafsızım ama, bu Doğan Hakyemez , nereye girdiyse, oradan şampiyonluk veya ulaşılması güç başarılar çıktı. Ne gibi mi ? Efes''in Koraç Kupası, F.Bahçe''nin tek şampiyonluğu, Milli Takım''ın Avrupa ikinciliği falan gibi... Hani kimseye borçlu kalmayayım dedim de...

ÖNE ÇIKANLAR