Eşim ve ben gece-gündüz koşuşturmaktan yorgun düştük. Okul, dershane ve ev arasında mekik dokumaktan çocukların da canı çıktı. Tatili hak ettik anlayacağınız ve soluğu Antalya sahillerinde aldık. Keyfimiz yerinde. Kafamızı dinlemiş ve zinde olarak bayramın son günü de Ankara''ya döneceğiz... Bayramda evde kalsaydık ne olacaktı ki? Dinlenmeyi bir tarafa bırakın, yorgunluktan pestilimiz çıkacaktı. Anne-baba, hısım-akraba, eş-dost ve komşu ziyaretleriyle zaman öldürecektik. Bu yetmiyormuş gibi bir de "Nerde o eski bayramlar " diye eski kafalı insanlardan nutuk dinleyecektik! Çocukluk anılarını anlatmak için bizi esir alacaklardı; Biz bayramlarda şöyle yapardık, böyle yapardık diye... Filanca para verirdi, falanca şeker verirdi, filanca mendil verirdi, falanca kapıyı açmaz kovardı diye... Efendim şu şöyle gelenekmiş, bu böyle gelenekmiş diye. Bunlara kafa yoramam, bana ne. Nostalji, mostalji gibi boş şeylerle uğraşamam. Ben özgürlüğüne düşkün bir insanım, gezmeyi, tozmayı çok severim Bayrammış, seyranmış beni hiç ilgilendirmez. Tatilin kokusunu aldım mı hemen yollara düşerim. Kutlayan kutlasın bayramını. Keşke yılda birçok kez tatil yapabilme imkânımız olsa da yaşantımıza daha fazla renk katsak ne iyi olurdu.
Ohh ne rahat; deniz ve hayat... Hayatı böyle algılayanlara bu bir tepki yazısıdır. Mübarek Kurban Bayramınızı şimdiden tebrik ederim...
Akıllı düşman - akılsız dost AB Konseyi Başkanlığına seçilen Belçika Başbakanı Van Rompuy Türkiye''nin üyeliğine sıcak bakmayan bir lider olarak biliniyor. Seçildiği andan itibaren Rompuy Türk Medyasında haberlere ve karikatürlere konu oldu. Hatta "Tescilli Düşman" olarak ilan edenler bile çıktı. Rompuy''dan korkmaya ya da çekinmeye hiç gerek yok. Belki AB ile en iyi ilişkileri bu dönemde inşa ederiz. Ne yaptıkları belli değil, dost bildiklerimiz yıllardır bizi oyalıyorlar. Bunların yüzünden uzun ince yolda birkaç yüz metrelik bir mesafe bile alamadık. Hiç olmazsa yeni başkanın tavrı ortada, bakışı belli. Biz de ona göre hareket ederek strateji belirler, temkinli davranarak sürprizlere imza atarız. Bir de bakmışınız ki; Erdoğan ile Rompuy dünyanın en iyi anlaşan iki lideri olmuşlar... Neden olmasın ki?

