Kaydet
a- | +A

- Öyle zor bir durumda kaldım ki tertip, yaralı olan da sevgilim, hemşire de... Düşünsene, nasıl gireyim içeri şimdi yahu?

Radyocu Ç.A., ağız alışkanlığı ile değil, gerçekten de birlikte kısa dönem paralı askerlik yaptığı tertibi, tıbbi satış mümessili arkadaşına telefonda çapkınlıklarını anlatıyordu.

Sevgililerinden biri, bir gün önce semt pazarında, tezgâhlardan birinin kenarındaki çiviye kolunu ciddi şekilde çizdirmiş, epey kan kaybından sonra semt sağlık ocağına gitmişti. Radyocu apar topar sağlık ocağına koşmuş ama, içeri girmek yerine, bir Kazanova''ya yakışanı yapmıştı. Kapı önünden, o sağlık ocağında çalışan hemşire sevgilisine telefon edip, laf arasında o an nerede olduğunu sormuştu. Radyocu, hemşire sevgilisinden gelen cevapla kendi kendini bir kez daha takdir etmişti: - Sorma hayatım, aptal bir kadın pazar tezgâhına çarpıp yaralanmış, onunla meşguldüm. Konuş sen konuş, beklesin salak. İşte, bu olayın ertesi günü radyocu Ç.A., arkadaşına bu meseleyi anlatıyordu: - Öyle zor bir durumda kaldım ki tertip, yaralı olan da sevgilim, hemşire de... Nasıl gireyim içeri şimdi?

Öbür tarafta arkadaşı masanın üzerindeki sigaraya uzanırken tertibini hem takdir eden, hem de dostça uyaran bir sesle: - Bir gün kötü çuvallayacaksın oğlum, dikkat et yine de, dedi. - Beni boş ver, sen ne alemdesin? Ne işin vardı sanayide? - Sorma ya, bir randevudan dönüyordum. Hani şu benim kız arkadaş... Parfümeri müdürü... Onunla ayrılık randevusuydu. Kafam dalgın... Tepebaşı''dan aşağı iniyordum, önümde bir Toyota... Ama göreceksin, dikiz aynasında iki güzel göz, arkaya bir bakışı var... Abi dalıp gitmişim iyi mi; kütt diye bir ses ve sarsıntı ile kendime geldim! - Haydaa! - Yaa, aynen... Kadına çarptım. Arabadan inince açıkça söyledim, "Dikiz aynasından öyle güzel bakıyordunuz ki dalıp gitmişim. Kazanın sebebi sizsiniz" dedim. Radyocu masa telefonunun üstündeki tozları üfürdü: - Eeee?? - E''si kadın çok da hoşlanmadı bundan... Kartınızı verin kendimi affettireyim filan dedim ama yemedi. Gerçi onun arabada pek bir şey yok, bende de küçük bir ezik var. Büroya gelirken sanayiye uğradım, adam "Tamponu komple boyamamız lazım" deyince bırakmadım arabayı... - Lan aslanım, bir kızla arkadaş olmak için illa onun aracına çarpmak gerekmez. O bir kere oldu, onunla da evlendi zaten adam...

- Kim? - Coşkun Sabah mıydı, hani Boğaz Köprüsü''nde bir kıza çarpmıştı, o tanışma ile birlikte aşık oldular, evlendiler filan... Yoksa şu yarışma programı filan sunan tiyatrocu... Hay Allah, neydi... - Bilmiyorum... Hiç duymadım... Magazin kültürüm sıfır. - Hah, Erhan Yazıcıoğlu! Galiba oydu, evet o... - Neyse, görüşürüz. Sanayide gürültüden konuşamadık diye aradım. Bizde durum budur tertip! Haydi eyv... - Bi saniye olum bi saniye.. Bak sana bir mail göndereceğim. Ne, biliyor musun? Neyse, maile yazarım. Hadi görüşürüz. HHH Radyocu, gerçekten de telefonu kapatır kapatmaz tıbbi satış mümessili tertibine söz ettiği maili açtı, üstüne bir not yazdı: "Bu kız... Baksana bana neler yazmış. Safiyane aşk satırları... Eğer iyi dil dökersen tanışırsınız. Gazetede yazı mazı da yazıyor çünkü, edebiyatı sever. Terbiyeli, oturaklı, iyi aile kızı. Bana asılıyor ama uğraşamam. İlgilen istersen..." Fakat radyocu Ç.A., alel acele "bir başkasına ilet" yerine, "cevapla"ya tıklayınca mail notla birlikte kıza geri gitti.

> (Otobüs Durağı cuma ve cumartesi yayınlanır.)

> SADIKS boşluk yorumunu yaz Turkcell, Telsim, Avea 2866''ya gönder (4 SMS/ 8 Kontör)

ÖNE ÇIKANLAR