Kaydet
a- | +A

Milli Takım''ın grubumuzun favorisi olduğu kadar, Avrupa''nın da önemli futbol firmalarından Grönkjaer tarafından kellesini uzattığı Danimarka''yı yenemeyişine kahrolmamız lâzım. Oyundan atılan Grönkjaer, rakibin en etkili gol ve organizasyon silahıydı. Böyle bir uluslararası oyuncunun adeta zorla kendini attırışı bütün futbol dünyası için kötü ve unutulmayacak bir örnek olmalıdır.

Milli Takım, tabancasını düşürmüş rakibi karşısında oyunun nerede ise bir 70 dakikalık bölümüne patronluk etti. Ersun Yanal''ın en ciddi ve gol umutları beslediği çeşitlemesi yandan çizgiye kadar indirilecek topların içeriye yüksek kaldırılmak yerine ceza sahası üzerine üşüşecek şutörlerimize uğratılması idi. İşte golü de öyle bir plan sonucu ama, yerden değil, bir kafa vuruşu ile kazandık. Bunun dışında, rakip özellikle 10 kişi kaldıktan sonra, Helveg''in kumandasındaki savunmayı fizik güç ile ne derinleştirebildik, ne de genişletebildik.

İşte böyle oyunlarda yüksek toplarda indiren veya aldırtmayan, rakibin göbekteki yerleşimini arızaya uğratacak uç adamlarına ihtiyaç duyulur. O futbolcunun ismini gündeme getirmek istemiyorum. O tip oyuncuyu kadroda bulundurmayan teknik direktör, kenarda dizlerini döverken herhalde aklından da geçirmiştir. Yine de aynı teknik adam, rakip 10 kişi kaldıktan ya da beraberlik golümüzü attıktan sonra ciddi riskler alarak ya da silahını düşürmüş bir silahşöre karşı silah çekerek, doğrular da yapmadı değil. Yedek sıralarından kaleye geçen bir kalecinin refleks bölgelerine attığımız ya da onun şansına taktığımız pozisyonlar Almanya vizesinin erken alınabileceği şansı kaçırttı. Emre''nin her aldığı topla rakibin içine dripling atışı özellikle bir fazla oynadığımız dönemlerdeki bir yanlış idi. Daha kontrollü top çevirip, rakibin sıkışmasını sahaya yayılmasını sağlamalıydık. Ama hocamızın "süngü tak, hücum" felsefesi az kalsın kalemizden dönen bir-iki atakla da bizi cezalandıracaktı.

Ama Danimarka maçın sonucunu 10 kişi kalışına asla bağlamamalıdır. Böyle topu iyi kullanan bir ekibi bir kişi fazlayla da olsa, mahkûm oynatışımız artımız olarak geceye yazılmıştır. Her ne kadar, topu kazandığımızda belli bir organizasyon, belli bir plan yerine dengesiz hücum etmiş de olsak, galibiyeti kaçıran taraftık.

Bu arada Hakan Şükür''ün penaltı atmasını beceremediğini iddia eden kafalar, üst üste kaçan 2 penaltıdan sonra ve de rakibi baskı altında tuttuğumuz süreçlerde fizikli, boylu bir uç adamına sahip olamayışımızı acaba nereleriyle seyretmişlerdir?

ÖNE ÇIKANLAR