Kaydet
a- | +A

KRİTİK Canaydın oynuyor Özhan Canaydın centilmen değil.. Arada bir sinirine dokunulduğunda "uç veriyor."

Bana sanki centilmenliği "oynuyor" gibi geliyor, "...miş gibi" yapıyor. Bir gün takımının Fenerbahçe''den yediği golleri alkışlamak gibi bir "ifratı" yaparken, bir başka zaman gidip karakollardan amigoları topladığını görüyorsunuz. Hoşuna gitmeyen bir soru soran gazeteciyi tersleyebiliyor, Kulüpler Birliği Başkanı olur olmaz hakemlerin Fenerbahçe''yi kolladığını söyleyebiliyor. Bütün umudunu bağladığı Riva için vize alamıyor, kendisinin bile inanmayacağı bir değerlendirme yapıp, "G.Saray Genel Kurulu güzel bir karar vermiştir" diyebiliyor!

Futbolcuları greve giderken bile "Galatasaray''ın para problemi yoktur" görüşünü savunabiliyor. Centilmenliği iliklerine kadar sindirmiş adam, Turgay Kıran''dır. Küfür etse, kimseyi kızdıramaz. Duruşu, yapısı, tipi centilmen adamın... Ya da Ali Dürüst''tür centilmen...

Hatta tavrının net olması sebebiyle Aziz Yıldırım bile Canaydın''dan centilmendir, denebilir. En azından kafası kızdığında ne yapacağını söylüyor!

DETAY Alt yapı palavrası Bendeniz de suyu çıkmış eski bir soru ile dikkatinizin yorgun kapısını tıklamak isterim: Futbol pastasının büyük hissesini götüren ünlü kulüpler neden futbolcu yetiştirmez? Salt para kazanma aracı olmanın ötesinde, bu kulüplerin bu ülkeye bir borcu değil midir? Bastır parayı İnegöl''den, Marmaris''ten, Çanakkale''den, Somaspor''dan, falandan filandan al, getir... Bu kolaycılık yetmezmiş gibi, şimdi bir de yabancı alt yapı hocaları getiriliyor. Ciddi bir konudur. ... Madalyonu çevirin: Türk alt yapı hocası var mıdır? Varsa, neye göre, hangi programa göre çalışıyor? Belki de dışarıdan hoca getirenler haklı... Teklifim net: Tıpkı Milli Eğitim müfredatı gibi, Futbol Federasyonu da bir "alt yapı müfredatı" hazırlayarak çocukların, gençlerin alt yapıdan aynı eğitim alarak gelmelerini sağlamalıdır!

NOT Dostluk kıymetlidir. İster Kelebek ile Dega arasında olsun, ister Sabri ile Muhittin, ister Zeki ile Metin arasında... İster Oğuz ile Aykut, hatta iki kapkaççı arasında...Zamana direnen uzun dostluklara saygı ve gıpta ile bakıyorum.

OKUMUŞ NOT ALMIŞIM Bir tasvir ustası

(En Uzun Gece/Ahmet Altan) ...içindeki huzursuzluk, ağır ağır sudan çıkan hayalet bir gemi gibi şekillenmeye, büyümeye başladı... * ...simsiyah ovanın durağan karanlığı üstünde bir yıldız kalabalığı kıpır kıpırdı, gümüşi bir parıltıyla aydınlanan gökyüzünün, yıldızların ağırlığına dayanamayıp kalın kadifeden bir halı gibi yeryüzüne doğru yumuşak bir salıntıyla düşeceğini sanıyordu insan... * ...ovaya açılan yol, barutla gümüşün birlikte dökülmesinden oluşmuşa benzeyen parlak renkli bir kumla kaplı vadiyi yara izi gibi ortasından ikiye bölüyordu... * ...ışıktan bir yelpazeyle önlerini aydınlatan farlar kara, kalın bir duvar gibi önlerine dikilen geceyi delerek kayalara, dağlara, toz yığınlarına, ağaçlara, uçuruma değip, bir anlığına gösterdikten sonra onları yeniden gecenin karanlığına teslim ediyordu... * ...bazı küçük gerçekler, çölde kumların arasında kıvrılarak dolaşan yeşil siyah hareli küçük yılanlar gibi, bazen en büyük yalanlardan bile daha zehirleyici olabiliyordu...

* ...duyduğu kızgınlık, bir dağ yolunu tıkayan iri bir kaya gibi sevgisinin önünü tıkamış, dışarı çıkmasına engel oluyordu. Uğursuz bir tahterevalliye binmiş gibiydiler; yanına birini alan ağırlaşıp uzaklaşıyor, sonra sıra diğerine geliyordu. Artık aynı hizada duramıyorlardı... * ...kurumuş bir dalın üstündeki çiğ damlaları gibiydi bu eğlenceli sahneler, çölde susuzluğunu gidermek için kendi derisinin üstündeki sıcağın buğusundan oluşan su damlalarını diliyle toplayan o zavallı yılan gibi özenle neşe damlacıklarını topluyordu... * ...o sabah içinde bir sükunet vardı; herkesin bir arada konuştuğu gürültülü bir salonda aynı anda herkesin birden bire susuverdiğinde oluşan o kısa tuhaf sessizliğe benziyordu, gürültünün biraz sonra yeniden başlayacağını biliyordu... * ...arşivlere giren tutkulu bir tarihçi gibi yıllar içinde zihninde sevgilisi ile ilgili birikmiş bütün bilgileri tarıyor, en küçük ayrıntıları bile gözden kaçırmadan inceliyordu...

İNTERNET Tek soruluk anket

Dünya çapında bir anket yapılmış. Sadece bir soru sorulmuş:

"Lütfen dünyanın geri kalan kısmındaki gıda eksikliğine çözüm ile ilgili kişisel görüşünüzü belirtiniz." Anket büyük bir başarısızlıkla sonuçlanmış.

Çünkü:

Afrika''da insanlar "gıda" kelimesinin ne anlama geldiğini bilememiş.

Batı Avrupa''da insanlar "eksiklik" kelimesinin ne anlama geldiğini bilememiş.

Doğu Avrupa''da insanlar "kişisel görüş"ün ne anlama geldiğini bilememiş. Orta Doğu''da insanlar "çözüm"ün ne anlama geldiğini bilememiş. Güney Amerika''da insanlar "lütfen" kelimesinin ne anlama geldiğini bilememiş. Ve Amerika''daki insanlar "dünyanın geri kalan kısmı"nın ne anlama geldiğini bilememiş.

> SAHİBİ BELLİ SÖZLER "Bir daha Türkiye''de çalışmayacağım." (F.T.)

ÖNE ÇIKANLAR