Kaydet
a- | +A

İçinde bulunduğumuz sezona heyecan ve renk veren Sivas'tan sonra ülkemiz futbolunda yeni bir cephe alan Bursaspor hedefe giden yoldaki final maçlarından birini daha kazanamadı. Kaybedebilir miydi, buna da "evet" demek mümkün değil. Çünkü G.Birliği'nin oyunu mümkünce kalabalıklarla dar alana sıkıştırıp Bursaspor'un en tehlikeli özelliği olan dikine çabuk ataklarını frenlemek üzerine kurduğu tezgâh iyi işledi.

Ertuğrul Hoca, ilk bakışta eksiklerden elinde kalan elemanlarla en doğru 11'i kurmuştu ama 90 dakika süresince kısa bir bölüm için olsa dahi takımının en iyi işleyen Ali Tandoğan-Volkan ikilisini bir türlü önlü-arkalı oynatmayı akıl edemedi. Bu, Bursaspor'un teknik direktörlük cephesindeki bence tek ama en ciddi eksiklik oldu.

Fiziksel zafiyetleri bulunan Ergiç ile Batalla'nın 70 ve 76. dakikalara kadar oyunda kalmış olduklarını da eleştirilerimizin arasına alırsak yanlış yapmış olmayız. Çünkü Thomas Doll'un kurduğu ve sonlara kadar değiştirmediği orta sahasındaki oyuncular da tıpkı Bursasporlular gibi fiziksel direnci olmayan tip oyunculardı. "Bekir Ozan oyuna biraz daha önce girse bazı olumlu değişiklikler olabileceği" şeklinde insanın aklına gelenler de yanlış olmuyor sanki.

G.Birliği kalecisi Serdar'ın 3 sene önce 3. kaleciyken F.Bahçe'nin şampiyonluğunda büyük rol oynayışından sonra acaba bu defa da başka forma altında aynı eylemi gerçekleştirdiğini şimdiden düşünsek erken mi davranırız ki? Ama en azından kılçığımızı atalım.

Şöyle bir toparlarsak, G.Birliği'nin rakibinin en önemli özelliğini pasifize etmek adına kurduğu tezgâha, şampiyon adayı Bursaspor'un yüzde yüz mahkûmiyetle teslim olduğunu söylememek lazım. Çünkü alt alta toplayabildiğimizde 5 net gol pozisyonunun bu tedbirleri dağıtabilecek ağırlıkta olduğunu da görüyoruz.

Sonuçta, "Lider Bursaspor, peşine takılanlara yeni bir umut penceresi açtı" desek mi doğru olur, yoksa "Rakip G.Birliği bunu yaptı" desek daha mı gerçekçi oluruz?

ÖNE ÇIKANLAR