Kaydet
a- | +A

Necmettin Erbakan, Saadet Partisi ile yolunu ayıran Numan Kurtulmuş'a imada bulunarak, "Sürüden ayrılanı kurt kapar" dedi. Erbakan Hoca, bunun benzeri sözleri 27 Şubat sürecinde partisinden kopan Erdoğan ve arkadaşları için de sarf etmişti. Şimdi Gül, Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturuyor. Tayyip Erdoğan ise 8 yıldan bu yana iktidara sahip.

Erbakan Hocam siz hiç merak etmeyin, zaten Sayın Numan Kurtulmuş, -kurt- olmuş... SP'den kopanlar helak da olmaz, kimseye yem de...

"Muhalefet gömleği bize dar geliyor", "Biz iktidar olmak durumundayız" diyen Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu amacına ulaşması için acaba Erbakan Hocanın rahle-i tedrisinden geçmesi gerekir mi diye düşünüyor, ister istemez insan. CHP'nin yeni başlattığı pozitif muhalefetle iktidara gelmesi çok zor da...

SP'yi Kurtulmuş'tan kurtaran CHP böylece Erbakan taraftarlarına verdiği aklın da karşılığını almış olur. Al gülüm-ver gülüm ne güzel değil mi?!.

Güvercin uçuverdi

Kamu Güvenliği Müsteşarı Muammer Güler'le bir resepsiyonda ayaküstü sohbet imkânı bulduk. İstanbul sevgisini saklamayan Müsteşar Güler, meğer Ankara âşığıymış. Ankara'ya alışıp-alışmadığını sorduğumuzda "Arkadaşlar ben Ankaralıyım hatta Ankaralı bile değilim, Angaralıyım" diyerek Ankaralı şivesi ile konuştu. Müsteşar Güler, İlk orta ve lise eğitimini Ankara'da yapmış. Gençlik ve çocukluk dönemini Başkentte geçirdiği için dili de yatkın. Sayın Müsteşarın Mardin doğumlu olduğunu bilmeseniz gerçekten de "Angaralı" sanırsınız. Büyük şairimiz Yahya Kemal Beyatlı nur içinde yatsın. "Ankara'nın neresini seviyorsunuz?" diye sorulduğunda hep, "İstanbul'a dönüşünü" diye karşılık verirmiş. Sayın Güler de "İstanbul'u seviyor musunuz?" sorusuna bir süre sonra, "Ankara'ya dönüşünü " diye karşılık verirse hiç şaşırmayın!..

Benim gözüm sende

Patronlar Kulübü TÜSİAD'ın Başkanı Ümit Boyner de, Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç da, İstanbul sermayesi-Anadolu sermayesi ayırımına karşı çıkıyorlar. Bize göre de ayrılığa-gayrılığa gerek yok. Bir çatı altında birleşmek en akılcı yoldur. Acaba diyorum TÜSİAD böyle bir birleşmeye razı olur mu? Bence hayır. Bunun ilk ipucu Yüksek İstişare Kurulu toplantısının basına kapalı bölümünde verildi zaten. Bir YİK üyesi "Anadolu'da bize karşı mücadele eden hormonlu dernekler var" demiş. 500 civarında üyesi olan Boğaz'ı kuşatmış bir seçkin tabaka, Anadolu'nun sesi olan binlerce sıradan müteşebbisi kanatları altına alarak azınlığa düşmek ister mi?

Bu arada MÜSİAD 65 ülkeden gelecek 3 bin iş adamını önümüzdeki günlerde İstanbul'da ağırlayacak. TÜSİAD'ın böyle bir büyük organizasyonu oldu mu? Bilen varsa bize de hatırlatsın...

ÖNE ÇIKANLAR