Kaydet
a- | +A

Kanuni Sultan Süleyman''ın yadigârı olan Belgrad da elimizden çıkmıştı... Koca Osmanlı İmparatorluğu bir felakete doğru sürükleniyordu. Hazine tamtakırdı. Orduda disiplin diye bir şey kalmamıştı. Güngörmüş, tecrübeli askerler: -Ah, diyorlardı, eğer Merzifonlu Kara Mustafa Paşa''ya kıyılmasaydı, devlet bu hallere düşmezdi. Viyana mağlubiyetinin tek sorumlusu olarak bu kahraman vezir idam edilmişti. Eğer hayatı bağışlanmış olsaydı, belki de bu bozgunun intikamını alacaktı...

Bir ümit ışığı doğmuştu... Bu devirde Osmanlı devleti içinde de karışıklıklar hüküm sürüyordu. İdare tamamen kabiliyetsiz vezirlerin eline kalmıştı... Sultan İkinci Süleyman Han, Şeyhülislamın tavsiyesiyle,1689 yılı Kasımında sadaret makamına Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşayı getirdi. Bu bir ümit ışığı idi. Bu vezir, Osmanlı''nın en büyük sadrazamlarından Köprülü Mehmet Paşa''nın ikinci oğlu ve Fazıl Ahmet Paşa''nın kardeşi idi. Şimdiye kadar bulunduğu bütün vazifelerde namus ve dirayeti ile kendisini göstermişti.

Fazıl Mustafa Paşa, kendisine ümitle bağlanan padişahın ve devlet ileri gelenlerinin yüzlerini kara çıkarmadı. İlk olarak, halka ağır bir yük olan, "avarız, nezil, sürsat ve imdadiye" gibi manasız vergileri kaldırdı...

Fazıl Mustafa Paşa bundan sonra ordu ile meşgul olmaya başladı. Bu işi de başardı. Orduda da disiplini sağladı. Artık her şey tamamdı. Sıra düşmandan intikam alınmasına ve elimizden çıkan toprakların ve kalelerin kurtarılmasına gelmişti. Padişah ona "Serdar-ı Ekrem" unvanını da vererek, ordunun başına tayin etti. Hemen harekete geçen Fazıl Mustafa Paşa üst üste büyük başarılar kazanmağa başladı. Kanuni Sultan Süleyman yadigarı Belgrad Kalesini yeniden fethetti ve muhteşem bir alayla İstanbul''a döndü.

Padişah tarafından karşılandı Davutpaşa Sahrasında bizzat padişah tarafından karşılandı. Sultan II. Süleyman Han vezirini yanına oturttu. Sonra, arkasından çıkardığı samur kürkünü ona giydirdi ve belinden çıkardığı murassa hançerini beline, başından çıkardığı murassa sorgucu da başına taktı. Sonra ellerini semaya açtı ve ağlayarak: -Ben mükafat vermeye kadir değilim. Allah iki cihanda yüzünü ak etsin, diye dua etti. Veziriazam da yerinden kalktı ve padişahın ellerine sarılarak: -Hünkarım, sana ve devlete hizmet için kılıç kuşanmışımdır, cevabını verdi. O da ağlıyordu...

ÖNE ÇIKANLAR