F.Bahçe, ligin başından bu yana Twente maçı hariç, Avrupa kupaları dahil topu kolay kolay vermeyen, orta alan dediğimiz hayali bölgeyi iyi kapatan, en ciddi rakibini sahadaki belki topla en az oynayan, en etkisiz oyuncusuyla yendi. G.Birliği, futbol oynamayı hocasından iyi öğrenmiş ama rakibinin ceza sahası yakınlarında hâlâ ülke futbolunun eksikleriyle boğuşmaya devam ediyor.
F.Bahçe, yine düşük vitesle çıktığı ataklarında düşük vitesi sayesinde geriye doğru iyi sıkıştı. Kaleci Volkan, G.Birliği direklerinden dönen toplarla ödeşmek şöyle dursun, iki kat daha fazlasını önleyerek, Alex''in de maçın gollerini atarak öne çıkmasını sağlayan F.Bahçeli oyuncuydu.
Emre''nin 9 yıl evvel UEFA Kupası''na giden yolda, yani 9 yaş daha gençken ortaya koyduğu futbolu kopyalaması, bence G.Birliği''nin daha etkili oynamasını engelleyen, bunun yanı sıra da F.Bahçe''nin öne çıkmasındaki en etkili oyuncusuydu.
Önce Mustafa''nın ardından Kahe''nin F.Bahçe stoperlerini rahatlatan, yıldızlaştıran durgunlukları ise Thomas Doll''un cebindeki problemler olarak bulunmaya devam etti.
Bu galibiyetle lider F.Bahçe, G.Saray''dan biraz daha uzaklaşırken, anlaşılan o ki sinsi sinsi pek oynamadan, "bir vur üç al" özelliği ile önündeki haftaları da aşabilecek gibi duruyor.
Şunun altını çizmekte bir kere daha yarar var.
Maçı kaybetmiş olmasına ve Volkan''la giriştiği düellodan yenik çıkıp, direkleri sayesinde de uzun süre maçta iddialı kalan G.Birliği, bu ligin en iyi üç takımından biridir. Bu sebeple öyle veya böyle F.Bahçe''nin bu galibiyeti, yukarıda da değindiğim gibi bugüne kadar oynadığı tüm resmi maçlar dahil hepsinin içinde gerçekten kazanılmış oyundur.
Hakem Kuddusi Müftüoğlu, maçı kuru gürültüye pabuç bırakmadan yönetmekle dikkatleri çekti.

