Kaydet
a- | +A

Maça geçmeden önce Futbol Fedesyonumuzu selamlayalım.

Siz ne barisetsiz 
insanlarsınız!
Süper Ligin heyecanını bir gün daha uzatmak, perdeyi de ballı lokma tatlısı ile kapatmak varken...
Cumartesi ile pazar maçlarının yerini değiştir;  düşme heyecanı pazara kalsın...
G.Saray-Trabzon maçı hariç, bütün müsabakaları pazar 18.00'de oynat... G.Saray - Trabzon ile ligin kupasını ver, perdesini indir.
Çok bilmişler hemen "Ama çarşamba günü kupa finali var" diyecek.
Kupa finalini perşembe, hatta hafta sonu oynatsan ne olur?
***
Neyse... Biz maçımıza geçelim.
Fatih Terim, şampiyonluğu getiren kadronun hakkını vererek, en çok emeği geçenleri sahaya sürmüştü.
İlk yarı genellikle Drogba - Tolga arasında geçti. Fildişili yıldızın üç şutunu kurtardı tecrübeli eldiven... Bir de Burak Yılmaz'ın net bir gollük vuruşunu Celustka engelledi.
Bu devrenin en önemli iki olayı son on dakikadaydı. Biri gol elbet... Burak şutladı, Tolga çıkardı, Riera köşeden olanca gücüyle vurdu, Arena'yı düğün yerine çevirdi.
İkinci olay, Felipe Melo'nun dramatik vedasıydı. 40.dakikada pas verirken sakatlandı, G.Saray'daki macerası böyle bitti.
***
İkinci yarıda Olcan'ın girmesiyle biraz hareketlenen Trabzonspor, bu oyuncu ile bir de direkten döndü.
Burak Yılmaz attığı golle krallığını resmileştirirken, gole çok da sevinmedi.
Gerçi baş belamız, uğruna canlar verdiğimiz ve canvarlaştığımız "kazanmak ihtirası" bu maçta olmadığı için, baştan sona dostluk gösterisi vardı. Tribünlerde karışık oturan taraftarlar, el ele seyirciyi selamlayan iki takım, faul yapınca özür dileyen futbolcular... Keşke her maçımız böyle olsa!
Bu biraz da -hadi düşman demeyelim- "ortak rakip" Fenerbahçe'yi çatlatma gösterisiydi aslında...
Galatasaray'ı kutluyoruz, hak edilmiş bir kupa için...
Trabzon'un katedecek çok yolu var.

ÖNE ÇIKANLAR