Kaydet
a- | +A
Başlık Resmi"ERMENİLERİN TOPRAK TALEBİ YOK"
Başlık Resmi"ERMENİLERİN TOPRAK TALEBİ YOK"
ABD BAŞKANI OBAMA SOYKIRIM DEMEYECEK Amerika'da doğup büyüyen Giragosian ile Zeytun'daki ofisinde görüşüyoruz. Ermeni asıllı Amerikan vatandaşı olan Giragosian; Amerika, Türkiye, AB ve diğer ülkelerle ilişkilerde kilit rol oynuyor. İstanbul ve Ankara'daki önemli isimlerle sürekli temas halinde. "Yarın Obama soykırım kelimesini kullanacak mı?" diye soruyoruz, cevabı manidar: "Amerika kendi işlerini yürütür. Ben Obama'nın şu anda soykırım kelimesini kullanmayacağını düşünüyorum!" FİLİSTİNLİ DEĞİLİZ Ermeni Ulusal Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü Richard Giragosian, "Türkiye'den toprak talebimiz yok. Çünkü biz Filistinli değiliz. Türkiye'de göçmen kamplarımız yok" diyor TANIYORSAK EĞER!.. Savunma Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Vahram Ter Matevosyan, "Türkiye'yi tanıyacağız. Bu, 'toprak talebimiz de yok' demektir" şeklinde konuşuyor Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin yoluna girmesi için her iki toplumdan da "think thank" yapan isimler var. Onlardan biri Ermeni Ulusal ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü Richard Giragosian. Türkiye'nin attığı son adımları meselenin çözümü için umut verici bulan Giragosian, "Özellikle Washington'daki toplantılardan sonra yaşanan gelişmeler hepimizi heyecanlandırdı. Normalleşme sürecinin ne zaman sonuç vereceği önümüzdeki yıl Türkiye'de yapılacak seçimlerin sonucuna bağlı" diyor. DİĞER ÜLKELER İŞİNE BAKSIN Konuşmalarında oldukça samimi davranan, Ermenistan'ın Türkiye ile anlaşmaktan başka yolunun olmadığını öne süren Giragosian'a , "Türkiye ile ilgili karar alan yabancı ülke parlamentolarına karşı niye tavır almıyorsunuz?" diye soruyoruz. Giragosian, "Türkiye ve Ermenistan dışındaki ülkelerin parlamentolarında alınan tasarılarıyla bu mesele çözülemez. Bu tasarılar Ermenistan hükümetinin çalışmalarının ürünü değil. Daha çok Ermeni Diasporası'nın işi. Türkiye'yi suçlayarak, köşeye sıkıştırmak isteyen Avrupa ülkelerinin yaptığı bir hamle. Türkiye'yi cezalandırmak istiyorlar. Bunun ülkelerimize yarardan çok zarar getirdiği ortada. Soykırım iddialarının çözüm yeri üçüncü ülke parlamentoları değil. Meselenin çözümü Türkiye'nin kendi içinde olmalı." ÇÖZÜM ARENASI TÜRKİYE Giragosian, Türkiye'nin "tarih komisyonu" teklifine sıcak bakıyor ve ekliyor; "Bu inceleme tek başına meseleyi çözmede yeterli olmaz. Öncelikle geleceğe bakmamız gerek. Türkiye-Suriye örneğine baktığımızda geçmişe değil, geleceğe yönelik adımlar atıldığını görüyoruz. 1915 konusu tabii ki önemlidir. Fakat bizim için tek önemli konu bu değildir. Kurulması öngörülen komisyon, 1915 sonrasıyla da ilgilenmeli, normalleşme sürecine katkı sağlamayı amaç edinmelidir." KAFALARDAKİ SINIR AÇILDI İki ülke arasındaki problemlerin çözümünü güven esasına dayandıran Giragosian, "Bunu da yapmaya başladık. Benim Türkiye'ye gitmem, sizin buraya gelmeniz, birbirimizi yeniden tanımaya, anlamaya başladığımızın göstergesidir. Sınırlar fiilen kapalı olsa da kafalardaki sınırlar açılmış durumda. Birbirimizle sınır ötesinden konuşmak yerine artık doğrudan konuşuyoruz. Hükümetlerden çok, halkaların konuşup birbirini anlaması aşamasına geldik. Halklar bu konuda henüz hazır değil. Bu noktada daha çok Türk ve Ermeni hükümetlerini yetersiz buluyorum. Çünkü her iki taraf da halklarını bu sürece hazırlamak için gerekli çabayı göstermiyor. Bu sebeple sivil toplum kuruluşları ve gazetecilerin ilişkileri daha önemli. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa bir cumhurbaşkanı, Sayın Abdullah Gül, Ermenistan'a geldi. Bu, ilişkilerin normale dönme sürecini teşvik etti. Gül'ün Ermenistan'da ağırlanış biçimi de havayı yumuşattı. Gül'ün ziyaretinin ardından Ermenistan Başbakanı, Türkiye Başbakanı ile görüştü." HRANT DİNK FAKTÖRÜ Kamuoyunun çok önemli bir ayrıntıyı atladığına işaret eden Giragosian önemli mesajlar veriyor: "Hrant Dink, ölümüyle, hayattayken yaptığının daha fazlasını yaptı. O'nun ölümüyle başlayan yolda beraberce yürüyoruz. Bu olayın ardından iki tarafın ne kadar ilerleme kaydettiği ortada. Geleceğe eskisinden çok daha olumlu bakıyorum. Mesele Türkiye ile Ermenistan arasındadır. Azerbaycan ve Türkiye arasında değil." Üçüncü ülkelerin süreci baltalamak istediğine dikkat çeken Giragosian, "Bu çok doğaldır. Türkiye'nin Ermenistan'la ilişki kurmak istemesi, Ermenistan'la ilgilendiğinin göstergesidir. Ermenistan hükümeti de şu anda diaspora için değil, Ermenistan için bir şeyler yapmaya çalışıyor. Üzücü bir gerçek var ki, Ermeni-Türk diyaloğunun çok az olması. Bu yüzden birbirimizin elini tutmak için İsviçre'ye muhtaç olduk. Yine aynı nedenle Washington'da bir araya geldik, kendi ülkelerimizde toplanamadık. Bu da problemin çözümünün zor olduğunu gösteriyor." TOPRAK TALEBİ GEREKSİZ Giragosian, Ermenistan'ın Türkiye'den toprak talep etmesinden çok ticari ilişkilere önem vermesi gerektiğini savunuyor: "Diplomatik ilişkiler kurulması ve sınırların açılmasıyla zaten topraklar birleşecek. Bu, Türkiye için her hangi bir tehlike oluşturmaz. Sınırların açılmasıyla doğuda ticaret canlanacak. Ben halkın toprak talebi olduğunu düşünmüyorum. Problem Ermenistan'ın içinde değil, dışındadır. Ben olaylara daha gerçekçi bakıyorum. Çünkü biz Filistinli değiliz, Ermeni'yiz. Bizim Türkiye'de göçmen kamplarımız yok, demografik açıdan da Türkiye'de bir Ermeni toplumu yok. Bu da toprak talebinin inandırıcılığını ortadan kaldırıyor. Türkiye'nin doğusundaki 'Batı Ermenistan süreci' tarihîdir, bugünle ilgisi yok. Bu benim açımdan güçlü ve gerçekçi bir talep değil."
Başlık Resmi"ERMENİLERİN TOPRAK TALEBİ YOK"
BARIŞ EN İYİ YOLDUR Onların tek beklentisi sınırların açılmasıyla birlikte iş imkânına kavuşmaları. Turist rehberliği yapan 36 yaşındaki Samson Harutyunyan, "Türkiye'yi hep merak ediyorum. Sınırlar açılırsa babamın doğduğu toprakları çok arzuluyorum. Barış bizim için en iyi yoldur" diyor.
Başlık Resmi"ERMENİLERİN TOPRAK TALEBİ YOK"
DOSTUZ DEĞİL Mİ? Vahram, sohbetimizin sonunda "Boş verin bunları, gidip keyfimize bakalım diyor" ve Erivan'ın gözde mekanlarına götürüyor bizi... Ara ara gülüp "Dostuz değil mi?" diyerek gönlümüzü almaya çalışıyor. Türkiye-Ermenistan arasındaki gel-gitlerden bir örnek sergiliyor! 'KARABAĞ demeyeceksiniz!' Ermenistan Savunma Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Vahram H. Ter Matevosyan ile sohbetimiz gergin başlıyor. "Sorularınızda kesinlikle Karabağ hakkında bir şey sormayacaksınız?" diyor. Karabağ konusundaki tedirginliğinin sebebini soruyoruz. "Karabağ meselesi İsviçre'deki protokollerde bile yoktu. Ama başbakanınız bu meseleyi getirip Ermenistan protokollerinin önünde engel olarak gösteriyor. Siz de aynı yoldan gidiyorsunuz. Bu meseleyi lütfen açmayalım" diyor. Israrlı sorularımız üzerine, "Karabağ, kanunlarla belirlenmiş ayrı bir devlettir. Bizim burası üzerinde fikir beyan etme hakkımız yoktur" diye kestirip atıyor. "Karabağ ayrı bir devlet ise, siz bu ülkeyi tanıdınız mı?" sorumuz üzerine de , "Bölgesel barış için şimdilik tanımadık. Yeri geldiğinde tanıyacağız. Peki KKTC'yi kim tanıdı?" diyor. KKTC'yi tanıyan ülkeleri sıralayınca geriliyor ve "Böyle bir tavır olamaz, bu röportaj biter" diyerek tepkisini sürdürüyor. Telkinimiz üzerine elimizi sıkıyor, "Baştan başlayalım" diyor ve devam ediyor: "Bir Türkolog olarak protokollerin gereğinin yerine getirilmesini istiyorum. Ermeni halkı protokollere Karabağ meselesinin karıştırılmasından rahatsız. Erdoğan tarafından öne sürülen ön şartların başında, Ermenilerin Karabağ'dan çekilmesi geliyor. Buna rağmen Türkiye'nin olumlu süreci devam ettirmesinden yanayız. Komplekslerimizi bir kenara bırakıp iki ülkenin yararına çalışmamız gerektiğine inanıyorum. Washington'da imzalanan protokoller çerçevesinde Ermenistan üzerine düşeni yapmaya hazır. Hükümetimiz, Türkiye ile Ermenistan'ın birbirini karşılıklı tanımasını vaat etmektedir. Ermenistan soykırım meselesinin çözümü için Türkiye'nin istediği tarih komisyonunun kurulması için de hazır. Toprak talebi, halkın isteği. Protokollerde Türkiye'yi tanıyacağız diyoruz. Eğer bir ülkeyi resmi olarak tanıyorsan, zaten o ülkeden toprak talebin yok demektir. Bu uluslar arası hukuk kuralıdır. Türk ve Ermeni toplumları birbirlerine yakınlaşmışlardır. İki toplumun birbirini daha iyi tanıyabilmesi için sizin gibi gazeteciler ve Ermenistan'a gelen bilim adamlarının desteğine ihtiyacımız var. Bu fırsatı elimizden kaçırmamalıyız." - Devamı yarın -
ÖNE ÇIKANLAR