Ben bu ülkeyi hâlâ çözemedim... G.Saraylısı da, futbola gazete sütunlarında kalem oynatanların büyük bir bölümü de, ekranlarda ahkâm kesenlerin fazlası da, Hakan Şükür''ü yemek için adeta yarışta. Buna paralel olarak da Ümit Karan''ın kadroda tutulması gerektiğinde ısrarcı davrandılar... Yahu, bu Hakan bu ülkeyi de, G. Saray''ı da 12-13 yıl omuzlarında taşıdı... Milli formada 46, Avrupa Kupaları''nda 38 gol atmış... Yani uluslararası resmi müsabakalarda 84 gol... Böyle yeni bir fenomen bulun, sonra Hakan''ı harcamaya kalkın! Ben iddia ediyorum, Allah ne kadar ömür biçti bilemem ama, yaşadığım sürece böyle bir oyuncu çıkmaz, çıkamaz, siz de bulamaz ve çıkartamazsınız... Var mı bahse giren? Cumhuriyet''in yazı işleri müdürü sevgili Salim''in, iddiaya parmak uzatıp uzatmamaktaki çekimserliğini görür gibiyim...
Vallahi bravo Ömer Çavuşoğlu! Şaşmamak, hayret etmemek mümkün değil... En büyük kulüplerimizde yöneticilik yapmışların bazı konularla ilgili verdikleri demeçleri duyup, okuyunca "Vah vah vah" demekten kendimizi alamıyoruz. En son örnek... Ömer Çavuşoğlu dostumuz diyor ki, "Başkan, belki de İstanbulspor''a borç vermiştir..." Yahu Ömer; bu ne anlama gelir? Sen daha iyi bilirsin ya... Yarın, o süreçte İstanbulspor''la yarışıp küme düşenler trilyonlarca tazminat davası açma hakkına sahip olurlar. Hele hele Sayın Yıldırım''ın, "Deplasmana bile gitmekte zorlanan İstanbulspor''a yardım etmeyi düşündüm... Ama iyi ki etmemişim..." demesi de büyük bir gaf... Şunu size bir öğreteyim; aynı kategoride yarıştığınız bir kulübe böyle bir tasarrufta bulunursanız, şey yaptınız sayılır... Yani şey...
Ne tuhaf değil mi ? Futbol Federasyonu Başkan Vekili Şekip Mosturoğlu''nun hukuk bürosundaki meslektaşlarından birinin F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım''ın avukatı olduğunu, aynı Mosturoğlu''nun federasyon genel kurulunda İstanbulspor''un delegesi olarak oy kullandığını biliyor muydunuz ? Peki, bunda ne var? Bilmem... Hani şu mâlûm Petkov''un "Kırk yalan" transferi var ya, başka bir yerinden yazayım dedim...
İlhan Cavcav''ın trilyonları! G.Birliği Başkanı İlhan Cavcav, geçenlerde teşvik primini ne alanın, ne de verenin suçlu sayılmaması gerektiğini dile getirdi. Şimdi sormak gerekmez mi? Neyi mi? Şunu: Sayın Cavcav''ın her zaman övündüğü bankadaki bol sıfırlı kulüp hesabı, acaba bu kaynaktan mı kar topu gibi büyüyüp bu hale geldi?
Del Bosque''nin malları bunlar!.. Beşiktaş, Antalya''da Efes Cup''a çıkarken, bir de baktık ki, Cordoba kalede, Juanfran da sol kanatta... Bunda ne var demeyin... Çünkü Beşiktaş, bu iki yabancıyı gönderme kararı aldı. Buna rağmen ikinci yarı hazırlıklarının hemen başında bunların ne işi vardı? Bu, Del Bosque''nin pazar tezgâhıdır. Hani şu, "Batan geminin malları bunlar... Yok mu alan?" diye eskiden vapurlarda, trenlerde ıvır zıvır satanlar gibi... Bakalım, tezgâha uzanacak el olacak mı?
Oya hepimizi yaktı! Oya Kayaoğlu''nu, yeni yılın ilk saatlerinde çok feci bir trafik kazasına kurban verdik. Oya, bizim "Deve Atılay''ın çok sevgili eşiydi. Özellikle TSYD''de çok günlerimiz, saatlerimiz birlikte geçmişti. Sonra benim Meydan Gazetesi''nde spor müdürlüğü yaptığım dönemde, Oya da Rahmi Turan''ın sekreteri idi. Kahroldum! İyi bir dost, sıkı bir arkadaş idi... Sevgili Atılay''a, oğluna Allah''tan sabır, Oya kardeşime de rahmet dilerim... Bu arada taksilerdeki tüplerin de bir an önce yasaklanmasını...
Denizli böyle başlayınca!.. Mustafa Denizli, İran''daki ilk maçını 5-1 kazandı... Ortalık bir anda şenlendi... Denizli, Aachen''deki ilk üç maçında sırasıyla lig liderini, ikincisi ve üçüncüsünü yenmişti. O günlerde de gazeteler manşetlerini "Denizli sihri, büyüsü" gibi manşetlerde donatıyorlardı. Ben ise, Tercüman''da aynı süreçte, " Aachen küme düşer" manşetini tekrarlayıp duruyordum. Hatta o günlerdeki sayfa sekreterimiz Mehmet Korkmaz her defasında, "Abi, sen bu futbolu Türkiye''de en iyi bilen gazetecisin. Bak, diğer gazetelerde neler yazıyorlar. Dediğin olmayacak diye sayfayı korka korka yapıyorum" demişti. Ben de, iddiamın sapmasının mümkün olmadığını, şimdi gereği olmadığı için, teknik biçimde anlatamaya çalışmıştım. Sonuç mu? Aachen küme düştü...
Deniz kimi çarptı? F.Bahçe''nin, G.Birliği''nden transfer ettiği Deniz Barış, geçen sezon bitmeden Ankara kulübüne attığı imzanın bedelini şimdi 1 milyon euroluk ceza ile ödeyecek. Teşvik primi yanlısı olsa da, Cavcav bu konularda bir numaradır. Demek ki bundan böyle, özel sözleşmeler sadece yabancılar için değil, yerliler için de geçerli olacak... Peki, bu bir milyon euroyu Deniz mi ödeyecek, yoksa şimdiki kulübü mü? Bunu çok merak ediyorum... Hani kendini transfer ustası sayanlar var da...
Semih Bayülken öldü, yaşasın yeni Bayülken! F.Bahçe''yi yakından tanıyanlar ve bu kulübümüzün kongrelerini yakından izlemiş olanlar, şimdi hayatta olmayan Dr. Semih Bayülken''in, kendi deyimiyle, kongre tutmadaki maharetini çok iyi bilirler. Rahmetli doktor, bir 35 sene F.Bahçe kongrelerini tek başına yönlendirmiş, hatta yönetmiştir. O aramızdan ayrıldıktan sonra, bu kongre işinde büyük bir boşluk oldu. Ama şimdilerde, bırakın sadece kendi kulübünü, başka platformlarda bile müthiş bir kongre tutma üstadı var... Bu üstat, en son basketbolun genel kurulunu bile halletti... Bayülken öldü, yaşasın yeni Bayülken! Haaa eski Bayülken vefatından önce kongre işlerini bırakmıştı. Yenisi, tahminim o ki, ölene kadar bırakmaz...
Hagi ve lambasız Diyojenler! G.Saray ciddi bir ekonomik kriz içindedir... Hem de öyle böyle değil... Ancak futbol arenasındaki mücadelesini de üst düzeyde sürdürmek zorundadır. Ama bu koşullarda, öyle tribünlere yayılan "10 numara" isteğine cevap vermek de mümkün değildir. Peki, hiç bir girişimde bulunulmayacak mı? Allah''ın bir lütfu Hagi ve yönetimin avuçları içinde durmaktadır. AEK gibi, Edirne ötesi bir takıma karşı iki maç oynamış ve bunlarda herkesten güvenoyu almış Arda, Cafercan, Mülayim, Uğur gibi, hele hele Bursa''ya gönderildiği söylenilen Zafer gibi gençler dururken ve de parasızlık yaşanırken, kendi kendini aldatmanın bir anlamı olmasa gerek... Yeter ki, yürek ve bilgi olsun... Yani şöyle: G. Saray''ın Diyarbakır, Malatya, Sebat maçlarını hatırladıkça, Baliç''i andıkça, Conceiçao''yu düşündükçe bu gençler de en fazla o kadar kötü oynayabilir diyorum... Ama ya bir de iyi oynarlarsa?..
Sayın Haşmet Kürüm, siz de konuşun! Tuğrul Yenidoğan''ın yakaladığı haber, Haber Türk''ten yayınlandığından beri ciddi yankılar uyandırdı. Bu arada, bunlar konuşulurken bize de bazı kuşlar bazı bilgiler ulaştırıp duruyor. En son ne mi var? Şu; geçen sezonun son maçında Rize''de maç başlamadan önce Beşiktaş soyunma odasında, kaptan Sergen "Ben oynamayacağım. Kaan sen de oynama. Bu benim ricam" dedi mi, demedi mi ? Hatta Sergen''in Kaan''ın yanı sıra bir takım arkadaşına daha aynı telkinde bulunduğu bilgisi var. Ve bu konuşmalar olurken de, Beşiktaş soyunma odasında şube sorumlusu Haşmet Kürüm ve başkaları da var... Başkalarını bilmem de, sayın Kürüm''ün, tıpkı Petkov''daki F.Bahçe - İstanbulspor ilişkisine gösterdiği tepkiyi göstermesini bekliyorum. Çok da gerekli... Kapıların önüne temizleyeceğiz ya!
Size de, bana de yedirdik sanıyorlar sayın Canaydın! G.Saray Basketbol Takımı''nın formalarına taktım bir kere... Neden mi? Koca G.Saray, salona işportadan alınmış ve tek parça izlenimlerini veren formalarla çıktığı için eleştirmiştim. İki kere yazdıktan sonra, sayın başkan Özhan Canaydın arayıp, formaların sırtına isimlerin yazılacağının sözü vermişti. Efes maçına gittim. Baktım, o, kırmızıdan başka acayip bir renk almış formalar hurçlarda kalmıştı. Kalmasına kalmıştı ama, bu defa da sarı formaların arkası boştu. Yani yetkililer, sorumlular başkanı da, beni de sözüm ona uyutmuşlardı. Öyle ya, sarı formalar hakiki sarıydı ya... Yahu Turabi; bari sen hallet şu işi...
Gözün aydın Ersun hoca! İngiltere''de, M.United kalesine Tottenham golü olarak giren ama hakemler tarafından girmediği sanılan top, yeni bir tartışma ortamı sundu. Deniliyor ki, topların içine mikroçip yerleştirilip, teknolojiden yararlanılsın... Hah işte, Ersun hocaya gün doğdu, daha doğrusu yeni bir oyuncak... Eeee peki, bunun "mouse"u olmayacak mı? Yeter ki sen iste hocam!

