Fenerbahçe 100. yılını -eskilerin deyimi ile- idrak ediyor. Dolayısıyla Türkiye''nin çimentosudur Fenerbahçe; tıpkı Beşiktaş''ın, Galatasaray''ın olduğu gibi... Bu tarihi süreç Fenerbahçe''yi vazgeçilmezler arasına alırken, hiç kuşkusuz, sportif sonuçların yanı sıra, duruş, ilke, ağırlık, sportmenlik, tevazu, taviz vermezlik, dostluk gibi olmazsa olmazların da rolü büyüktür. Tarih boyunca da Fenerbahçe, sıraladığım bu spor dışı gözükmesine rağmen sporun hücrelerindeki özellikleri çok çarpıcı biçimde sergilemiştir. Ta ki günümüz yönetimine kadar...
Kulübün tarihindeki en çarpıcı ayrıcalıklı özelliklerin sergilenişinin başında da şimdi özetlemeye çalışacağım olay yer almaktadır. Bunu anlatayım ki, günümüz yönetiminin son birkaç gün içinde kulübün tarihine hiç de yakışmayacak bir tutum içerisinde olduğu ortaya çıksın. 1961 yılında İnönü Stadı''nda 3-3 berabere biten G.Birliği maçı sonrası, Demokrat Partili isimlerin (Agah Erozan, Medeni Berk, Zeki Rıza Sporel gibi) kulübün yönetiminde yer almış olması nedeniyle ciddi bir "İhtilal kıyımına" uğrayan F.Bahçe''nin o günkü başkanı rahmetli Hasan Kamil Sporel''in açıklamasını bulup okumak, sanıyorum ve de iddia ediyorum günümüzün "Betoncu ve ticari" yönetimine, kulübün yukarıda saydığım nitelik ve niceliklerini öğretir.
Sporel''in açıklamasının, dünya tarihinin en trajikomik ihtilalinin hemen sonrasında, her görevde yer edinmiş cuntalara karşı verilmiş olması da akıldan çıkarılmamalıdır. Yani koşullar günümüzdeki gibi hiç mi hiç değildir. O maçın saha içi olayları sonrası F.Bahçe''nin altı futbolcusu, ülke futbol tarihinin en ağır cezalarına çarptırılmışlar, rakipten ise tek bir kişi dahi ceza almamıştı. Ve bu kıyıma o günkü Fenerbahçe Başkanı''nın yaptığı açıklama gerçekten de tarihi bir belgedir. Ama kim okumuş, kim anlamış olabilir ki?
Neyse, şimdi gelelim 100 yıllık Fenerbahçe Kulübü''nün günümüzde ne hallerde olduğuna... Günümüz yönetimi, daha doğrusu başkanı, yani kulübü birinci derecede temsil eden ve edenler, Haluk Ulusoy yeniden başkan seçilince Kulüpler Birliği''ne karşı durmanın dozunu arttırmıştır. Öylesine ki, böyle bir birliği tanımadığını, bundan böyle de içinde bulunmak şöyle dursun, kenarından bile geçmeyeceğini açıklamıştır. Vakıf statüsüne geçen birliğe aidatlar da ödenmemiş, dolayısıyla Türkiye Süper Ligi''nin Kulüpler Birliği dışında kalan tek kulübü Fenerbahçe olmuştur. Fenerbahçe bu süreçte birliğin hiçbir kararını tanımama durumunda olduğunu da açıklamıştır. Bunun yanı sıra, Ulusoy''un göreve geldiği günden beri düşürülmesi yolunda da ciddi ve net bir tavır ortaya konmuştur. İşte hal ve gidişat buyken, Fenerbahçe, önce taraftarı ve basındaki amigo yazarlarının da katılımı ile istifasını istediği Haluk Ulusoy''dan, yani Federasyondan stadın ısıtılması için 1,5 milyon euro katkıda bulunmasını istemiştir. Hani siz dik duran, her eseri devletten tek kuruş almadan tek başına yapan bir ekiptiniz? Hiç yakıştı mı? Bu, biraz tükürdüğünü yalamak değil midir? Ya da Ulusoy bu isteği geri çevirdiğinde el ovuşturup, "Oh, yeni bir mal daha bulduk" narasını mı atacaktınız? Ve bu paranın Fenerbahçe''ye verileceği dün resmi bir yazı ile açıklandı. Şimdi Aziz Yıldırım ve yönetimi, bu el açışla yukarıda saydığım tarihsel özelliklerinden tek bir tanesine bile uydu mu? Devam edelim... Kulüpler Birliği, bilerek veya bilmeyerek kendisini reddeden Fenerbahçe''yi toplantısına çağırmıştır. "Hah, Ulusoy''u indirme harekatının hızlandırılması için tam fırsat" denilerek, toplantıya asbaşkan katında katılınacağını açıklamak, yine soruyorum, yani dışlanılmış bir yere balıklama atlamak, tarihsel özelliklerden hangisine uymuştur?
Bitti mi? Hayır! Kulüpler Birliği, hata yaptığını açıklayıp, Fenerbahçe''ye "Sakın gelme" uyarısını yaptıktan sonra, kulübün resmi sitesinde yayımlanan bildiri, bence, kulüp tarihinin belki de en trajikomik belgesidir. Siz, birkaç sayfa tutarındaki bildiride vurup, kırıp geçiyorsunuz ama, sonunda da, "Cevap vermeye bile gerek görmüyoruz" cümlesiyle kargalara bile komik duruma düşmüyor musunuz? Madem cevap verme tenezzülünde bile değildiniz de, neden edebiyat kokulu cümlelerle o kadar sayıp durdunuz? Görüldüğü ve kolayca anlaşılacağı gibi, günümüz başkanı ve yönetimi Fenerbahçe''nin 100 yıllık tarihinde eşine rastlanmamış bir "Çocuk oyunu" içindedirler. Kendilerine bir kere daha Hasan Kamil Sporel''in bildirisini bulup okumalarını tavsiye ediyorum. Tarihini bilen, ona saygısı olan hiçbir Fenerbahçe yönetimi ve başkanı şu son 10 gündeki trajikomik oyunun aktörü olamazdı. Düne kadar da olunmadı. Çok merak ediyorum doğrusu... Acaba utanç mı duyuluyor, yoksa karşılıklı ve hararetli tebrik aksiyonları mı yaşanıyor? Betonları yığma ve ticaret üstatlarını kutluyorum (!).

