Kaydet
a- | +A

Beşiktaş''la Trabzonspor''un oyunundan tempo, sürat, çeşit çeşit futbol aldatmacaları bekleyenler ilk 45 dakikayı sanıyorum, narkoz uyuşukluğunda yaşamışlardır. Tigana''nın bir buçuk santraforlu takımın yapısından öyle olması gerekli düzeni 15 dakika içinde sahanın ortalarında bir Eminönü kalabalığından başkasını sergileyemedi.

Trabzonspor da Beşiktaş''ın bu tuhaf birikimine aynı sıkışmayla cevap verince, karşımıza adını kördöğüşü bile koyamayacığımız, bir futbol fiyaskosu çıkıverdi. Bereket ki, kalabalıklar içinden birbirini tekmeleyen, bırakın rakip olmayı aynı takım oyuncularının sakatlanmaması büyük şanstı. Ziya Doğan''la en azından topyekün iş yapmayı düşünen, hücumda ve savunmada belli olmazsa olmazları uygulamaya çalışan Trabzonspor, üç günde değişivermişti.

Benim asıl şaştığım, Beşiktaş''ın düne kadar izlediğimiz yüksek vitesli oyunun yerine yukarıda anlatmaya çalıştığım futbol garabetine bürünüşü idi. 15. dakikadan sonra Gökdeniz''le Burak''ın ofsaytla yakından uzaktan ilgisi olmayan, birer önemli pozisyonunun kesilişi, oyunun koca ilk yarıda pozisyona açılmış aksiyonları idi. Sonrasında Stepanov''un yer tutma yanlışına, Fatih''in kademedeki falsosu da eklenince, derinlikteki ikinci topu Burak gol yaptı. Sonra da Szymkowiak''ın ısrarı, Gökdeniz''in müthiş ortası, Ersen Martin''e şut sertliği ve şiddetinde bir kafa golü yaptırdı.

Ardından yine kördöğüşü yine tuhaf tuhaf kalabalıklarla soyunma odasına gidildi.

Devre arası keyfinde ilk yarının özetini kafamda toparlarken, bir şimşek çakıverdi sanki Beşiktaş takımı bu maça kadar kaybettiği berabere kaldığı ya da iyi futboldan uzak kalıp kazandığı oyunların tamamında sürat ve tempo olarak hiç eksiklik göstermemişti. Ama ilk yarı Milli Takım''da bulunan Gökhan hariç, sanki diğer oyuncuların ayaklarında pranga varmış gibi görüntü vermişti.

İkinci yarı düdüğüyle birlikte bu prangalı durumda bir değişiklik yoktu. Bu şu anlama geliyordu; Beşiktaş takımı çok idman yapmaktan aşırı yüklenilmekten, sanki sürantrene olmuştu. Öylesine ki, topu yanındakine yetiştiremeyenler ve özellikle de beşinci sınıf bir oyuncu konumuna düşmüş. Kornerleri yarım metreden fazla kaldıramayan Delgado, sanki bu görüşümün altına imza atıyordu. Ne Koray''ın ayağı kalkabiliyordu. Ne Kleberson''un kafası.

Buna karşılık Ziya Doğan şokuyla, yazımın başlarında da değindiğim gibi elemanlarının futbolculukları akılları ve ayaklarına gelen Trabzonspor, Beşiktaş''ın giderek fizik ve yerleşim tükenişini Gökdeniz fırtınasıyla bir kahır gecesine döndürmenin kontağını açıyordu.

Çabucak 3-1 oluverdi maç!

Yani Gökdeniz fırtınası bir sağdan bir soldan Beşiktaş gemisini batırıyordu. Sonra Tigana Ali Tandoğan''ı, Nobre''yi oyuna alıp, kenarlardan Serdar''la Ricardinho''yu yanına çekerek "artık nasıl oynarsanız oynayın sistemine!" dönüyordu.

Haaa, bir de ikinci golde Gökdeniz''in yanından geçtiği Baki, tribün ıslıklarıyla oyundan aldırılıp, yerine İbrahim Üzülmez geliyordu. Sanıyorum, bu yenilgi Beşiktaş''ın temelinde ciddi yaralar açacaktır. Ama asıl görüşüm şudur;

Beşiktaş takımı gereksiz ağır idman yüklemesiyle, sürantrene olmuş görünmektedir.

Trabzonspor ise Ziya Doğan''la lige galiba yeniden başlıyor.

ÖNE ÇIKANLAR