F.Bahçe''yle Az Alkmaar''ın dün akşamki UEFA Kupası''nda tur atlama oyunu, aslında başından sonuna kadar tekrar tekrar izlenip içinden ciddi dersler çıkartılabilecek bir futbol kargaşası idi. F.Bahçe rakibine pas yapabileceği geniş alanlar bıraktığında, yani Hollanda takımını ceza sahasının yakınlarına kadar pasla davet ettiğinde çok açık düştü. Çok da pozisyon sundu. Hatta bir kupa maçı için çok da fazla gol yedi. Aynı F.Bahçe, bu yanlıştan kaynaklanan yukarıda saydığım olumsuzlukları en aza indirmek adına basmaya, oyun alanını daraltmaya çalıştığında dengeyi kurdu ama bu defa da fizik - kondisyon açığına yenik düştü. AZ Alkmaar ise makine düzeninde oynamaya alışmış, ayağa ya da koşu yoluna garanti paslar yaparak oyuna çıkmayı seven bir takım olarak bunları yaptığında çok rahat pozisyon buldu. Çok da kolay goller yaptı. Ama aynı Hollanda takımı, F.Bahçe''nin bastığı bölümlerde ciddi savunma sancıları çekti. Çok organize olmasa da F.Bahçe''nin şık gollerine yeşil ışık yaktı.
Oyunun izinli olan iki oyuncusu vardı. Bunlar AZ Alkmaar''daki gol umudu Contermas''la, F.Bahçe''deki Alex idi. Maçın heyecanını, atmosferini çoğaltan, renklendiren Tuncay''la Tümer olurken, AZ''nin belki de beşinci kalecisi olan genç eldiven beklenmedik olumlu işler yaptı.
Zico acaba oyuna girdikten sonra F.Bahçe''ye tempo kazandıran, çok koşarak oynayıp orta sahayı öne taşıyan Olcan''ı maçtan sonra yeni maçlar için Alex''e tercih edecek mi? Bunu çok merak ediyorum doğrusu. Tabii aynı Zico, Tümer''in de bu takımda her zaman direk 11 adamı olduğunu sanıyorum artık kabullenmelidir. Bir Avrupa Kupası maçında tempo yapan oyuncularla oynanabileceği gerçeği acaba yine illa ki, "azosilin" mi gerektirecek yoksa acemi antrenör Zico''nun hiç olmazsa bu maçtan sonra portföyüne girecek bir tecrübeli vesikası mı olacak?
Her iki takımın hiç de UEFA Kupası''nda finale gidebilecek savunmaları olmayışı acaba rövanşta tedavi edilecek mi?
İşte bu sorunun cevabında, rövanşta kimin bir sonraki tura çıkacağı da saklıdır. Maçın İspanyol hakeminin sık sık F.Bahçe tarafından ıslıklanması, bizim ligden kalan kötü bir alışkanlık olarak F.Bahçeli futbolcuları da olumsuz etkileyen bir faktördü.
Az kalsın unutuyordum. F.Bahçeli bir yöneticinin Rize''deki oyundan sonra, "bizde fırtına yok sadece biraz rüzgâr esiyor" yorumu acaba ne kadar doğru? Islıklanan Alex''le Volkan''ı ve Alex''le Deivid yüzünden 9 kişi oynayan F.Bahçe''nin yediği golleri ve verdiği pozisyonları hatırlarsak, değil fırtına bir kasırganın estiğini de kolayca anlarız. Hastalıkları göz ardı edip çare aramazsanız, her şeyin üstünü kapamaya gayret ederseniz, bir gün bünyenin iflas ettiğini görürsünüz maazallah. O zaman da fırtınaya bile razı olursunuz.

