Kaydet
a- | +A

Günlerden 13 Ocak 2009 Salı idi. Saatler 14.00''ten sonrasını gösteriyordu. Lig TV''de, Oğuz Tongsir''in sunduğu programda sevgili arkadaşım Attila Gökçe, Ankara''daki mesaisini birkaç yıldan bu yana İstanbul''da devam ettiren yine meslektaşım Tayfun Bayındır ve eski futbolcu, şimdinin Antrenörler Derneği Başkanı İsmail Dilber, Antalya''da söyleşiyorlardı.

Aynı Dilber, aynı günün sabahında da TSYD''nin toplantısına katılmış, orada "Bir bakın bakalım Federasyonda futboldan gelmiş bir hakem, bir futbolcu, bir teknik adam var mı?" diye üzerinde dikkatle ve ısrarla durulması gereken bir noktaya vurgu yapmıştı. Dilber''den önce Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun da aynı dertten rahatsızlığını gündeme getirmişti.

İşte Lig TV''deki söz konusu söyleşide de Dilber görüşlerini tekrarlarken, Gökçeve Bayındır, hatta Tongsir meslektaşlar da kendisine, hem de yüksek tansiyonda katılıyorlardı. Haklıydılar da... Ama ne İsmail Dilber, ne Bülent Uygun, ne Gökçe, ne Bayındır, ne de Tongsir bu "Felaket tablosunun"ne zamandan beri ülke futbolunun yüreğine saplandığı üzerinde hiç durmamışlardı. Öyle ya, Futbol Federasyonu yönetimleri, FIFA''ya kabul edildiğimiz tarih olan 1923''ten bu yana resmiyet kazanmışlardı. 1992 yılının haziran ayından bu yana da, yasanın gereği oluşuyorlardı.Yani bir başka deyişle özerkliğe geçişten bu yana seçimle iş başına getiriliyorlardı.

Peki, söz konusu teknik adam, eski futbolcu ve basın mensupları bu, ülke futbolunun tepesindeki hicap verici konumun ne zamandan beri vücut bulduğunun araştırmasını yapmışlar mıydı? Tabii ki hayır! Çünkü söyleşinin hiçbir yerinde bu tespiti ortaya koyamamışlardır. Kim bilir belki de, yayıncı kuruluş oluş nedeniyle federasyonla arada bir kara kedinin dolaşmasını istememişlerdir. Olur ya? Ben bunları iyi bilmem de?

O zaman ben kendilerine bir hizmette bulunup, günümüzdeki hicap verici durumun taaa 1923''ten beri süregelip gelmediğini ortaya koyayım. Öyle ya, belki de yıllar önceki federasyonlarda da futbolcu, hakem veya futbolun içinden gelmiş birilerinin bulunmadığı devirler olmuştur. Gazetecilikteki bu tarafımın gücünü, bir zamanlar müdürlüğümü de yapan sevgili arkadaşım Attila Gökçede iyi bilir.

Şimdi sadede gelelim. Yusuf Ziya Öniş''in başkanlığı ile 31.07.1922''de başlayan Futbol Federasyonu yönetim oluşumu, içinde bulunduğumuz 2009 yılına kadar sadece iki başkanın döneminde futboldan gelen adam barındırmamaktadır. Bu dönemler de, merhum Hasan Doğanve Mahmut Özgener''indir. Bu iki başkanın yönetim kurullarında ne futboldan, ne hakemlikten, ne de teknik adamlıktan gelen tek bir şahıs bile bulunmamıştır, bulunmamaktadır da! Bu federasyon başkanlarının gerek kendilerinin, gerekse de yönetimlerinin hangi metotla oluştuğunu hatırlarsak, aslında ortada garipsenecek bir durumun da yoktur!

Peki, düne kadar futbolumuza federasyon başkanlığı yapmış olanların icra kuruluna futbolun içinden kimlerin geldiğini sıralayalım: Mustafa Keçeli(Futbolcu-Samsun-Beşiktaş), Candemir Berkman (Futbolcu-G.Saray), Şeref Has(Futbolcu-F.Bahçe), Hilmi Ok (Futbolcu-eski FIFA hakemi), Yavuz Karaozan (Eski hakem), İsmail Dilber (Futbolcu-A.Gücü, Beşiktaş vs), Özcan Gürkaynak(Eski FIFA hakemi), Özkan Sümer(Futbolcu-Trabzonspor-Teknik adam), Fethi Heper (Futbolcu-Eskişehirspor), Zekeriya Alp (Futbolcu-Beşiktaş) Suat Mamat (Futbolcu-G.Saray, Beşiktaş-teknik adam.)

Yani Türk futbolu, tarihinde iki, pardon, iki buçuk dönem "futbolsuz" yaşamış, yaşamaktadır da!..

O halde, "Öl Sezar!.."

ÖNE ÇIKANLAR