Kaydet
a- | +A

Futbolun zirvesi derken tabii ki Futbol Federasyonu ve onun çatısı altındaki birimlerden söz ediyoruz. Geçtiğimiz temmuz ayında Haluk Ulusoy''un çok eleştirilen yönetimi, Levent Bıçakçı ekibiyle el değiştirmiş, yalnız bu arada Milli Takımlar Teknik Direktörlüğü eski yönetimden, yenisiyle devam bulmuştu. Bugün, futbolun zirvesinde, yani federasyon ve onun birimlerinde çok ciddi kaoslar, çağdaşlıkla uzaktan yakından arkadaşlık göstermeyen tuhaflıklar yaşanmaktadır. Ulusoy federasyonunu acımasızca eleştiren, sonunda da koltuktan gönderilmesi ya da düşürülmesi için elinden geleni ardına koymayanlar, nedense bugünkü rezalete ne bir ekran yorumu ile ne de kalemleri ile gazete köşelerinde değinebilmektedirler.

Bakın, futbolumuzun zirvesindeki çağdaşlıkla barışık olması mümkün olmayan rezaletleri sizlere sıralayayım... Önce Milli Takım''ın "Kıyamet kampı"ndan söz edelim. Bugün dünya haritasının üzerinde futbolda en geri kalmışlarda bile lig ortasında bir tek milli maç için 15 günlük uykuya dalınmamaktadır. Milli Takım, Ukrayna maçı için sınırlarımız içindeki oyuncuları ile kampa dalarken, lejyonerlerimiz, haftada iki maç oynama temposunun içinde ter atmışlardır. Bizim ligin çocukları, moral bozucu, can sıkıcı kampı türlü eğlenceler, sözüm ona idmanlarla geçirirken, lejyonerlerimiz, günümüz futbolunun artık vazgeçilmezi olan "üç günde bir maç" mesaisi vermişlerdir. Şimdi bir hafta yatmışlarla, aynı süreç içinde, hem de en zor liglerde iki maç oynamışlar bir araya geleceklerdir. Dua edelim de azınlıkta olan lejyonerlerimiz istim üzerinde kalışlarıyla Milli Takım''ı zafere taşıyabilsinler. Tabii Ukrayna maçı sonrası ligdeki futbol maçı seviyesinin hangi noktalara düştüğünü görmek de bu programın yapıcılarının futbolumuza nasıl kötülük ettiklerinin yansıması olacaktır.

Sonra gelelim, Emre ile Volkan''ın cezasına Carew ile Hooijdonk''un yırtışına... Sanıyorum, böyle bir komedi de yine dünya futbol coğrafyasının hiçbir yerinde oynanmamıştır. FIFA ve UEFA, "Ancak oyun dışı disiplin ihlâli varsa, yayıncı kuruluştan yararlanın " diyor, ama bizimkiler bunu yapmak yerine, kendi kafalarından ahkâm kesiyorlar. Futbol Federasyonu Hukuk Kurulu, hakem ve gözlemci raporlarında bulunmamasına rağmen Emre''yi disiplin kuruluna sevk ediyor, Carew''i de aynı gerekçe ile aynı yere postalarken Hooijdonk''u atlıyor. Volkan ise gözlemci raporu ile disiplin kuruluna gidiyor. Şimdi çıkan ve çıkmayan cezalara bakın... Emre, 2 maç ceza alıyor, Volkan da gözlemci raporuyla gitmiş olmasına rağmen o da 2 maç ceza alıyor. Carew ise yaptığı jesti maçın hakeminin gözünün önünde işlemesine rağmen rapor edilmediği için ceza almıyor. Ama Carew''in Disiplin Kurulu''na postalanış sebebi, yayıncı kuruluşun görüntülerinden... Hooijdonk ise Emre ve Carew yayıncı kuruluşun görüntüleriyle Disiplin Kurulu''na gitmelerine rağmen gitmiyor ve yırtıyor. Bu Disiplin Kurulu''na sevk ediliş ve o kuruldan 5''e 2, yani 2 muhalifle çıkan karar, başkanı ve asbaşkanı hukukçu olan Futbol Federasyonu''nun resmen yüz karasıdır. Şöyle tabloyu bir daha önlerine koysunlar ve yukarıda açık biçimde izâh etmeye çalışmama rağmen belki de benim bile karıştırdığım böyle bir düğümü çözebilsinler bakalım. Şimdi ben, bu federasyona, onun başkanına, onun asbaşkanına, hukuk kuruluna ve disiplin kuruluna, yani avukatlar topluluğuna bir soru sormak istiyorum... Soru şu: Önümüzdeki hafta ya da ondan sonraki her hangi bir hafta, 3-5 futbolcu çıkıp da "Biz de falancadan, filancadan parmak yedik" diye şikayet ederlerse ne yapacaksınız?

Öyle ya, 3 büyüklerin dışında kalanların maçlarına sadece tek kamera gidiyor. O kamera bu şikayetleri yakalayamayacağına göre, sizler Emre''ye verdiğiniz ya da Carew ve Hooijdonk''a vermediğiniz cezaların vebâlini taşıyabilecek misiniz? Haaa, üç büyüklerin maçlarını, hadi Trabzon''u da içine alalım, birçok kamerayla görüntülemek, bu takımın oyuncularını diğer takımın oyuncuları yanında günah keçisi yapmaya devam mı edecektir?

FIFA kokartlı eski hakemimiz Ahmet Çakar''ın köşe yazısında bir televizyonun spor müdürü ile Milli Takımlar Teknik Direktörü arasında geçen olayın gerçekle ilgisi olmadığı konusunda bir açıklamanın hâlâ yapılmamış olması, hukukçu beylerin federasyonunun kılığına, kıyafetine hiç uyuyor mu? Milli Takımlar Teknik Direktörü, vereceği röportaj için noter çağırmışsa, yarın belki de soyunma odasına da takımı açıklarken itiraz olmasın diye noter çağıramaz mı? Ahmet Çakar''ın yazısı ile ilgili her hangi bir açıklama yapılmamış olması da çok düşündürücüdür.

Şöyle bir toparlarsak, büyük tantanalarla Haluk Ulusoy''un makamına ve onun bıraktığı çatının altına yerleşenler, büyük teknik yanlışların yanı sıra şu verilen - verilmeyen cezalar bazında da büyük adaletsizlik sergilemektedirler. Yani, futbolun tepesinde ne teknik düzen, ne de adalet sistemi işlemektedir.

ÖNE ÇIKANLAR