Kaydet
a- | +A

Gerçekten inanılmaz!

Basketbol Federasyonu''nun tarihi dönemeçlerinden birinde, tam özerklik çalışmaları yapılırken, bir iddia: "İstanbul''dan bir medya mensubu, basketbolün özgürlüğüne kavuşmasını engellemek için ilgili bakana mektup yazdı." *** Basketbol Federasyonu Türkiye''ye bir dünya şampiyonası getirebilmek için büyük bir mücadele veriyor. Aylardır yapılan yorucu çalışmaların sonrasında, tam kuyruğuna gelinmiş, Türkiye''den, oy kullanacak olan Kanadalı delegeye telefon açılıyor, "Türkiye''ye oy vermeyin" şeklinde... *** Sigara izmariti gibi her cümleye rastgele atılan "inanılmaz" kelimesinin tam yeridir!

Yani, kelime anlamıyla, inanılmaz. İnanalım mı? Yoksa birileri hazır taşı savururken önüne başka kuşlar da gelsin diye nişan mı alıyor?

TEKLİF Makinist, ses!

Seyircisiz maç cezası tartışılıyor ama henüz kimse alternatif bir çözüm bulabilmiş değil. Kesin olan bir şey var ki, seyirci "gürültüsü" olmayan stat, kalabalık ve coşkulu bir okulun Pazar gününe benziyor. Stadyuma yapacak bir şey yok ama televizyonda seyircisiz maçı "kotarmak" için teklifim şudur: Kameralar sadece saha içini gösteriyor nasılsa... Gürül gürül, coşkulu bir seyirci efekti "bindirsinler" yayına... Komedi dizilerinin kahkaha efekti gibi... İnanın çok daha "çekilir" olacaktır.

OKUDUM NOT ALDIM Söylemek Güzeldir

"İşin doğrusu, insanın bütün bilgilerini bilinç altına atıp, özümseyip kendine mal ettikten sonra düşünmeden, zorlanmadan kullanabileceği düzeye getirebilmesi..." *** "Her an batması mümkün olan bu delik deşik gemiyi (sinema), olağanüstü bir hızla, hiçbir arıza çıkartmadan ve güvenle belli bir limana götürmeni isterler senden... Ve gemi biraz rötarlı da olsa, yola çıkar. İstenilen limana nadiren varır ama battığı da pek görülmemiştir. Ya karaya oturur bir yerde, ya ümit edilmeyen bir sahile, başka bir limana varır. Gemidekiler, bu kez de canımızı kurtardık diye rahat bir soluk alırlar. Sonra yeni bir film, yeni bir yolculuk başlar, aynı delik deşik gemiyle. Gemimizi kızağa çekip şöyle iyice bir onarmayı kimse akıl etmez." *** " Yılmaz (Pütün) Güney ''den bıkan karısı Nebahat Çehre, Eskişehir''deki bir film çekimi sırasında bir trene binip kaçmayı deniyor. Durumu fark eden Yılmaz, arabasına atladığı gibi trenin peşine düşüyor ve hemzemin geçitte trenin önünü kesiyor. Arabayı ezmeden durmayı başaran makiniste de bir selam çakıp trene atlıyor. Ne olup bittiğini anlamaya çalışan yolcuların arasından geçip Nebahat''i buluyor. Böylece Nebahat''e duyduğu aşkı da kanıtlamış oluyor." *** "Ben 48 yaşıma kadar askere gitmemiştim. Neden mi? Hiç çağırmadılar da ondan. ''Hayırsever'' bir sözde yapımcı, küçük çıkarları uğruna beni ihbar etmeseydi belki de o şerefli görevden tamamen kurtulacaktım." *** Atıf Yılmaz''a göre oyuncular ve rolleri:

Türkan Şoray , ezilen ama güzel ve cinsiyeti olan kadın.

Hülya Koçyiğit , yine ezilen ama cinsiyeti ön plana çıkmayan kadın.

Fatma Girik , hep kabadayı, erkek kadın.

Belgin Doruk , giyimi, saçı başıyla cinsiyetsiz sevimli, iyi yetişmiş kadın.

Filiz Akın , Belgin Doruk''un yerini alan kadın.

Muzaffer Tema , dürüst aile çocuğu.

Ayhan Işık , vurdulu kırdılı filmler ve salon komedilerinin bıçkın delikanlısı.

Göksel Arsoy , romantik jön.

Orhan Günşıray , yaşamı ciddiye almayan, her işin matrağında sevimli bir tip.

Yılmaz Güney , ezilen, fakir zümrelerin onlar adına baş kaldıran temsilcisi. *** "Her film bir sonrakinin müsveddesidir." (Söylemek Güzeldir, Atıf Yılmaz)

ALTINI ÇİZİYORUM

Kaplumbağaya dikkat et; ancak kafasını çıkarıp risk aldığında ilerleyebiliyor. (James B.Conont)

TÜRK''ÜN BİRİ BİR GÜN...

Medya önünde kafasında mermer kırmaya çalışan karateci, travma sonucu öldü.

(İstanbul, Esenler Karate Salonu)

VAY HAYVAN VAY!

Yuvasına getirdiği etlerden küçük parçacıklar koparıp yavrusunun ağzına koyarak onun karnını doyuran Kartal, karıncalar yuvayı istila etmesin diye yiyecek kırıntılarını temizler.

SAHİBİ BELLİ SÖZLER "İçimizde İrlandalılar var."

ÖNE ÇIKANLAR