Goooooooooolll! Futbol bir şov; güzel!
Futbol bir gösteri; tamam! Futbolun en önemli meyvesi gol; harika! Peki o zaman neden gol sonrası sevinç gösterilerine müdahale edilir? Herşeyi hallettim sıra gol sevinçlerine geldi; teklifim şudur: Bir futbol takımı, maçtan önce gol sevinci kreasyonları hazırlayabilir. Bu teşvik edilmelidir. Hatta ''en güzel sevinen" takıma ödül bile verilebilir sezon sonunda... Tabii ki dakikalarca abartılsın demiyorum; oyun içindeki bir topun kalecinin elinde 6 saniye kalması tahdidi gibi, gol sevinçleri için de -mesela- bir dakika süre tanınabilir. Bir tarihte, G.Saray gol attığında, takım bir araya toplanırdı, golü atan da elinde fotoğraf makinesi varmış gibi, ''resim çekerdi.'' G.Birliği futbolcuları ise yere çömelip bir halka oluşturur, golü atan futbolcu halkanın ortasında göbek atarken diğerleri onu alkışlardı. Bursaspor diz üstü çöker, timsah yürüyüşü yapardı. Geri gidin; 86''lı yıllarda Real Madrid''in Meksikalı golcüsü Hugo Sanchez''in gol atmasını özellikle isterdi insanlar, ters perende atsın diye... Tali bir konu gibi gözükebilir ama gol sevinçleri futbolun en önemli enstantanesidir bence... Küçük görmeyin.
Minibüsten taşanlar Yer Ankara, hava çok sıcak.. Arkadan kokana teyze bağırıyor, "Şöfer bey! Klimayı açar mısınız, hava çok sıcak oldu!" Pala bıyıklı şoför, dikiz aynasından şöyle bir bakıyor ve.... otomatik kapıyı açıp açıp kapatıyor. ... Yolcunun kafası belli ki karışık, "Şoför bey, mükemmel bir yerde inebilir miyim?" diyor. Minibüs şoförü sağa çekiyor, "Buyrun, size layık değil ama..."
... Yine inecek yolcu ama bu kez dil sürçmesi, "Şoför bey, müsait bir yerde iner misiniz?", şoförün yanıtı kısa, "Niye, sen mi kullanacan?" ...
Otobüs durağa yanaşıyor, yolcunun belli ki acelesi var, "Kaptan, orta kapıyı rica edebilir miyim?", şoför olaya hakim, "Buyur götür, senden kıymetli mi?" ... Dolmuş seyrü sefer halinde, gün sevgililer günü... Radyodaki DJ güzellik olsun diye, "Bugün sevgililer günü. Hadi yanınızdaki o güzel insanın elini tutup, gözlerinin içine bakarak seni seviyorum deyin" deyince dolmuştaki kimi çiftler DJ''in isteğine uydular. Bu arada ön koltukta tek başına oturan adam, şöyle çevreyi kolaçan ederken, gözü şoföre takıldı. Şoförden tepki, "Sakın aklından bile geçirme..."
(İnternetten)
Geç kalmış
bir pişmanlık "Turgut Özal aleyhine esen rüzgârlara ben de teslim oldum. İtiraf ediyorum; 1983-89 arasındaki Özal dönemi, benim mesleğimdeki en şahsiyetsiz devremdir. Özal öldüğü günden beri ben artık Özalcı oldum. Artık Özal''a kim benziyorsa onun yanındayım." (Rauf Tamer, 25.04.1997/Sabah) ... "Tansu Çiller''e olan nefretimiz, demokrasiye olan aşkımızı sollayıp geçiyor." (Rauf Tamer, 30.04.1997/Sabah) ... "Manav ''İran karpuzu'' deyince müşteri de almaktan vazgeçmiş. Düşünün, ne laik adam..." (Rauf Tamer, 06.06.1997/Sabah)
En çok hoşumuza giden insan, kendimize benzettiğimiz insandır.
(Moliere)
TÜRK''ÜN BİRİ BİR GÜN...
Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısındaki taşı çıkartmak için ayağını silkeleyen kişiyi elektrik çarptığını sanan bir başkası, akımdan kurtarmak için direğe yaslanan kişinin kafasına kürekle vurdu ve ölümüne neden oldu.
(Rize Ardeşen, Tunca Köyü)
VAY HAYVAN VAY!
Bazı kuşlar yumurtasını gizlice bir başka kuşun yuvasına koyar. Ve o "kaçak" yavru doğunca, "ev sahibi" diğer yumurtaları yuvadan atar. Yuvanın sahibi anne bu durumu anlamaz ve "başkasının" yavrusunu besler.
SAHİBİ BELLİ SÖZLER "Picasso mu? Bu resmi ben de yaparım."

