Dernek Başkanı, bir maç çıkışı Spor Müdürüne rica etti: - Şu bizim (Ö.....)''i gazetene alsana müdür. Kendim kadar kefilim. Pişman olmazsın. - Tamam başkanım. Biz de yeniden yapılanıyoruz zaten. Gelsin görüşelim. Hatta ben ararım kendisini... *** Müdür, ertesi günkü sayfa toplantısında arkadaşlarına duyurdu: - Başkan bana (Ö......)''i tavsiye etti. İşimize yarar. Arayacağım kendisini. Soğuk bir rüzgâr dalgası toplantıdakilerin dudaklarına değip geçti; kimse yorum yapmadı. Kimileri kaşlarını çattı, kimileri etrafına kaçak baktı.
Toplantı bittikten yarım saat sonra yardımcısı, Müdürün odasına geçip oturdu.
- (Ö.........)''in transferinde ciddi misin? - Evet? - İyi. - Hayır, bir şey mi var? - Var. Geçen yıl bizden Kırkpınar Güreşleri''ne giden arkadaş hep anlatıyordu, bugün yine anlattı. Bu (Ö.........) pek sağlam pabuç değilmiş.
- Nasıl? - Sarayiçi''nde güreşler boyunca içmiş içmiş, sarhoş dolaşmış, tatsızlıklar çıkarmış. - Haydaaaa... - Öyle diyorlar.
*** Bir yerde bir kişinin kısmeti varsa, onu kimse engelleyemez. (Ö......), yeni eleman olarak işbaşı yaptı. *** Türkiye, yirmi birinci yüz yılı yokluklarla karşılamıştı. Bütün bir ülke, köhnemiş bürokrasi çarkını ve beceriksiz yöneticilerini temize çıkarmak için sözleşmiş gibi, büyük bir boyun eğişle yaşanan kıtlığa etiket yapıştırmıştı: Ekonomik kriz. Ülkeyi yönetenler kendi vatandaşlarını esir almıştı ve attığı her adıma bir vergi koyarak, gönderdiği anlaşılmaz ve büyük rakamlı her fatura ile kafasına vurarak sesini kesiyordu. Kaybedeni, direneni, sürüneni, kahramanı, yutkunanı, sabredeniyle toplu bir diz çöküş merasimiydi. İşini yitirmemiş olanlar, işsiz kalmışların toplandığı ve ağlamamak için dudağını ısırdığı kapılardan geçerek mesaiye başlıyordu. Ciğeri beş kuruş etmeyenlerin beş kuruşuna muhtaç olanlar, açlık sınırında yaşayanlar, artık kimseye dert bile yanamıyordu; çünkü bu sıradan bir durumdu. "Yaaa? Öyle mi? Vah vaah" diyecek bir şey yoktu ortada! Hatta, ölmeyi yaşamaya tercih edip kendini yakanlar bile kimsenin ilgisini çekmiyordu. "Ölmüşse ölmüş, ne yapalım yani, ekonomik kriz var"dı. Devletin tepesinde birisi birisine kitap fırlatmıştı ve ekonomik kriz vardı işte...
*** Tam da o zor günlerde, Bakırköy''den bir meyhane sabihi çıkagelmişti gazeteye; "Sizin arkadaşınız geçen ay bir dolu misafiriyle iki gün üst üste mekanıma geldi. Yediler içtiler, hesap ödemediler. Kendisi eski müşterim olduğu için ses çıkaramadım ama artık ayıp oluyor" diye şikâyet etti. Hayır; şikayet edilen, o yeni transfer (Ö.....) değil, onu "Kırkpınar''da sürekli içiyordu" diye şikayet eden muhabirdi!
Muhabir derhal işten çıkarıldı.
"Sarhoş" diye şikayet ettiği adam ise herkesi yanılttı; (hayatında hiç içki içmemişti), yeni gazetesine uzun yıllar hizmet etti, problem çıkarmadan... İşten çıkarılan jurnalci muhabir ise tazminatta anlaşmazlık sebebiyle gazeteyi mahkemeye verdi. Üstelik arkasında, sonradan meydana çıkan yüklü telefon, kira, yemek ve içki faturası bırakarak gitmişti.
(Otobüs Durağı cuma ve cumartesi yayınlanır.)
SADIKS boşluk yorumunu yaz Turkcell,
Telsim, Avea 2866''ya gönder

