Televizyona esir olan gazete okuyucusu, artık "tefrikaya" itibar etmiyor. Oysa eskiden gazete köşelerindeki "arkası yarın" tefrikaları, okuyucunun "nefesini keserdi." Bir gün sonrası iple çekilirdi.
Öyle ki, gazete çalışanı torpilli sayılırdı, tefrikanın yarınki kısmını biliyor diye... Öyle ki, telefonlar edilirdi, "Adalı Halil yenecek mi?" diye... Gazete bu ilgiden memnun, heyecanı daha da tırmandırmak için "üçkağıt" bile yapardı: "Yazarımız fişmancanın yazısı elimize geçmediğinden, bugün yayınlayamıyoruz!" Yaaa! "Seyircilerimizden gelen yoğun istek üzerine bu hafta bilmen ne dizisinin geçen bölümünü yeniden yayınlıyoruz" numarasını yeni mi sandınız siz? Gazetedeki aşk romanının yazarı, ay başında maaşını alırken, paranın yarısını özenle sayıp masaya koydu. - Bunu sayfa sekreteri çocuğa verin ve telif ücreti kağıdını ona imzalatın, dedi. - A-a, neden, diye sordu mutemet.
- Çaktırma kardeşim, diye baş parmağını dudaklarına götürdü yazar... Ben senaryosunu yazdığım bir filmin çekimi için apar topar Kastamonu''ya gitmiştim. Gazetedeki tefrikaya ara verirler diye düşündüm. Sabah sabah gazeteyi aldım; haydaa benim tefrika devam ediyor! Tam 15 gün sürdü! Geldiğimde öğrendim, sayfa sekreteri ''Romanın yeri boş kalmasın'' diye benim bıraktığım yerden devam etmiş. Çok da iyi götürdü çocuk ama ben şimdi onun Muharrem''le evlendirdiği Gülnihal''i nasıl vereceğim Kemal''e?

