Takım kadroları elime geldiğinde Beşiktaş'ın bu derbide bir kanatta hem savunma zafiyeti, hem de hücum eksikliği göstereceğini gördüm.
Nihat'ın, Santos-Dia, diğer tarafta da Gökhan-Topuz ikililerine sürekli mahkum oynayacağını kestirmek için kahin olmaya gerek yoktu.
Quaresma'nın da her aldığı topla bir kaç F.Bahçeliyi çalımlama gibi mahalle oyunculuğu anlayışını sergilemesi, Beşiktaş'ın sancılarını artıracaktı.
F.Bahçe, bu Schuster marka yanlışları cezalandırmayı 20. dakikadan sonra fark edip, Emre-Alex iş birliği yanlışından vazgeçerek kenarlardan üretime başlaması, golün ev sahibi tarafından atılacağı sinyallerini taşıdı.
Oysa Beşiktaş, kafadan oyunu çevirebilecek pozisyonları da yakalamıştı. Ama Santos ve Gökhan Gönül, Beşiktaş'ın zaaflarını, F.Bahçe tehlikesi olarak taşır oldular. Tabi ki Beşiktaş'ın hem Ekrem'i, hem de kalecisi Hakan'ı ciddi sakatlıklarla kaybedişi de moral olarak çöküşe sebep olacaktı. Bu da F.Bahçe'de tam tersine dirilişe bir aşı anlamı taşıyordu.
F.Bahçe devreyi önde bitirerek soyunma odasına giderken, Beşiktaş iki oyuncuyu birden değiştirmiş olmanın handikabını yaşıyordu. Nitekim oyuncu değişikliği olmadan Beşiktaş sahaya dönüyordu ama F.Bahçe Emre'yi içeride bırakmıştı.
Bu, Beşiktaş'ın orta alanda kontrolü tamamen eline alacağı, Guti mesaisiyle oyunu istediği gibi yönlendireceği anlamını taşıyordu; öyle de oldu. Beşiktaş, kazanılan veya teslim edilen topları, Guti ile taşıyor, ama sağ kanattaki "Çolak İbrahim" ve "Yürüyen Nihat" ile pişirilip pozisyona taşınacak bütün topları teslim ediyordu. Sadece 1-2 fener kontratağı ve Quaresma'nın rakibini birebir bulduğu anlardaki hüneriyle oyun, Beşiktaş'ın kontrolünde ama renksiz cereyan ediyordu.
Sonra giderek ayağı yerden kalkmayan Guti bir pas sonucu Bobo'ya penaltı yaptırtacak ve kendisi de penaltıdan golü atıp Beşiktaş'a en azından daha etkili futbolunun semeresini sunacaktı.

