Macar Kralı, buhranlar geçiriyor, Niğbolu''nun korkunç manzarası gözünün önüne geldikçe, dehşetle ürperiyordu. Bu seferin tahrikçisi olan Papa, ne yapacağını şaşırmıştı. Roma''ya kadar gelen felaket haberlerine inanmak istemiyor: -Hayır hayır, böyle şey olamaz. Haçlı orduları Niğbolu''dan daha ileri gitmişler, hatta Anadolu topraklarına ayak basmışlardır, diyordu.
Bizans İmparatoru haklıydı Bizans İmparatoru II. Manuel Paleologos ise, Haçlı ordusuna asker vermemekle beraber ittifaka girmişti. Niğbolu Savaşının sonucunu haber aldığı gün: -Eyvah! diye bağırdı. Türkler bunun intikamını Bizans''tan alacaklardır. Bizans İmparatoru haklıydı. Niğbolu''da Haçlı ordusunu yere vuran Bayezid, sefer dönüşünde İstanbul kapılarına dayanmış, şehri kuşatmıştı...
Niğbolu zaferinin en büyük tepkisi Fransa''da oldu.
1 Ocak 1397 Cuma günü, Paris''teki Saint Paul Sarayının büyük salonunda, Fransız hanedanının en seçkin üyeleri toplanmışlardı. Başta Kral Şarl olmak üzere hepsinin yüzünde derin bir teessürün izleri vardı. Kral Şarl: -Hâlâ inanamıyorum, dedi, inanmak istemiyorum. Fransızlar mağlup olamazlar!.. diyordu. "Cesur" lakabıyla anılan Burgondiya Dukası Filip, başını ellerinin arasına almış: -Ben de inanmak istemiyorum. Ancak oğlumun akıbetini düşündükçe teessüre kapılıyorum. Cesaretimi kaybettim. Durumu muhakeme edemez oldum.
Acı gerçek anlaşılmıştı...
Filip, heyecan ve teessüründe haksız değildi. Sayıları 120.000''den fazla olan Haçlı ordusu, 25 Eylül 1396''da Niğbolu''da yapılan meydan savaşında tarihin en büyük hezimetlerinden birine uğradı. Haçlı ordusundan zafer haberleri bekleyen Fransa Kralı 4. Şarl, bunların hiçbirine inanmamış, bu söylentileri yayanları yakalatarak Chatel zindanlarına attırmıştı. -Bu söylentileri çıkaranlar, Fransa''nın düşmanlarıdır! diyordu. Fakat birkaç gün sonra gerçek bütün çıplaklığıyla anlaşılmıştı. Çünkü esirler arasında bulunup serbest bırakılan Jak Helli adındaki asilzade, Paris''e dönmüştü.

