Kaydet
a- | +A

F.Bahçe''nin, her şeyi bilen, dünyadaki herkesi tanıyan eski başkanlarından Sayın Ali Şen, en sonunda da ekrandan bir gazeteciye gazetecilik dersi vermeye kalkıştı. Hatta daha da trajikomiği, o gazeteciye, Sayın Ali Koç''u iyi dinlemesini ve ondan gazetecilik feyzi almasını önerdi. Basını küçük düşürücü bu eylemler sürerken, ne yazık ki, ünlü Mehmet Ali Birand sus pus kaldı, ucundan kenarından gazeteci Osman Tamburacı da kıkırdadı durdu. Ali Koç''tan ders alması yolunda uyarılan Serhat Ulueren ise, kendisini yetiştirmiş olan ustasının Ali Şen tarafından iki - üç gazete ve bir - iki televizyondan kovdurulduğunu anımsamış olacak ki, nemelazımcılıkla ancak hafiften bir tepki koyabildi.

Değerli okurlar; bu sahne 1 Aralık Perşembe akşamı, saat 24.00 sularında CNN Türk ekranında yaşandı. Telefonla bağlanıp gazeteciliğe dil uzatanlara dersini vermeye çalıştım ama, ne yazık ki; program banttan yayımlanıyormuş... Şimdi gelelim sadede... "Sayın Ali Şen; siz kimsiniz ki, bir gazeteciye, bir televizyon spor müdürüne, F.Bahçe''nin şu andaki Asbaşkanı Sayın Ali Koç''tan ders almasını öğütlüyorsunuz? Sayın Ali Koç kim ki, günde 20 saat çalışan bir gazeteciye, bir televizyonun spor müdürüne gazetecilik dersi verecek? Kaldı ki, Sayın Ali Koç, elindeki yazılı metni bile akıcılıkla, vurgularını yerinde yaparak okumaktan aciz... Sayın Ali Şen; Sayın Ali Koç''la dostluğunuz derin olabilir, hatta belki iş ilişkiniz de. Ama siz gazeteci misiniz ki, o müdürün mesaisini yetersiz bulup, gazetecilikle hiç ilgisi olmayan birinden feyiz almasını öneriyorsunuz? Haaa birkaç kere gazete sütunlarında yazılar yazdınız. Ama hepsi o kadar... Az kalsın unutuyordum, bugünkü medyada çok yandaşınız vardır. Öylesine ki, onların popolarındaki donlarda bile sizin hakkınız vardır. Bu doğrudur. Onlar bir işaretinizle yerlerinden fırlayarak çok sigaranızı yakmışlardır. Ama bu satırların yazarı sizin sadece safsatadan öteye gitmeyen yöneticiliğinizi eleştirdiği için üç - beş defa işinden olmuştur. Hani şu F.Bahçe''ye, Romario''nun Dünya Kupası''ndaki yedeğini, yani bir mahalle oyuncusu getireceğinizi açıkladığınız günlerde... Hani şu Otto Bariç''i, smokinle F.Bahçe idman sahasını işgal ederek, bu mahalle çocuğunu idmana çıkardığınız günlerde... Hani şu ne kadar Boşnak oyuncu varsa F.Bahçe''ye transfer ettiğiniz günlerde... Hani şu bütün yabancılar Alman markı alırken, sadece Saffet Sancaklı''yı dolarla transfer ettiğiniz günlerde... Hani şu, şerefli F.Bahçe formasını, Brezilya''daki kamp sırasında sermaye kadınlarına giydirerek gece kulübü şovu yaptığınız günlerde..."

İşte bu satırların yazarı o günlerde de gururla dolaşmış, Ali Şen''i rahatsız edebilen tek kişi olarak kaleminden, sözünden, dolayısıyla kovulmaktan gurur duymuştur.

Siz Sayın Mehmet Ali Birand... Neden, Sayın Ali Şen, gazeteciliği yerin dibine batırırken sessiz kaldınız? Yoksa, TRT''den fişli (!) olduğunuz mu aklınıza geldi? O zaman ekrana çıkmayacaksınız, böyle programlara dalmayıp, mükemmel yabancı diliniz ve uluslararası politik arenadaki deneyiminizle dünyayı dolaşmakla yetineceksiniz.

Sevgili Osman Tamburacı... Seni, kılıcını gözünü kırpmadan çeken biri olarak tanırdım. Demek ki, yediğin son "medya" darbeleri senin de süngünü düşürmüş. İşte buna da üzüldüm. Sevgili Serhat Ulueren... "Üzerinde emeğim çoktur. Tabii ki, Hayri Hiçler''in benden biraz daha fazla... Bu haberciliğin, bu gazeteciliğinle, korkma boşta kalmazsın... Haaa kalırsan, zaten o zaman "Kahrolsun, batsın bu meslek!." Yazımı bitiriyorum... "Bu ülke için çarpışıp hapishanelerde yatanlar var... (Onları saygı ile anarız... Hele bazıları için hâlâ yanarım) Bu ince mesajımı da alın... " (Kime?). "Keşke Sayın Şen ve de kendilerine göre gazetecilik uzmanı Sayın Koç, bu söylemin de açılımını yapsalar da, bilgi sahibi olabilsek..."

ÖNE ÇIKANLAR