F.Bahçe, milli maç yorgunluğu ile karışık canının sıkılabileceğini zannettiği Bursa deplasmanından tam anlamıyla güle oynaya döndü diyebiliriz.
F.Bahçe, oyun içinde 4-5 net gol pozisyonunu paslardaki yanlış seçim, ya da ağır davranış yüzünden tabelaya yazdıramadı. Buna karşılık Bursaspor, transferde tercih yaptığı ve bırakın bizim Birinci Lig''de, İkinci ve Üçüncü Lig''de daha iyilerinin bulunduğu iki tuhaf yabancısının yarım vites oyunu yüzünden, ne Sercan''ı, ne de Volkan''ı çabuk koşturabildi.
Tabii; Ertuğrul Hoca''nın koca bir ilk yarıda Sercan''ı Lugano ile Bilica''ya yem edişi, ev sahibinin maçı nerede ise pozisyonsuz yaşamasındaki faktörlerin başında geldi.
F.Bahçe ise düne kadar oyununu bozmaya çalışan rakipler karşısında etkili olamadığını iyi hesaplamış olacak ki, bu defa kendisi rakibinin oyununu yerle bir etti desek yeridir. Tabii bunda yukarıda da değindiğim gibi Bursaspor''da koca bir orta sahanın Hüseyin''in omuzlarında ağır bir yük olarak kalışının da etkisi büyüktü. Bu arada maçı iki yanlış korner kararı hariç iyi yöneten Deniz Çoban''ın F.Bahçeli futbolculardan yediği dayağı da not etmemiz lazım. Çoban, fizik olarak sağlamlığından dolayı nakavttan kurtulduğuna dua etsin. Mehmet Topuz, Cristian''la paylaştığı görevi bence olumlu notla yerine getirirken, takımının da en dengeli, en az hata yapan oyuncusu olarak öne çıktı.
F.Bahçe savunmasının yerinde hamlelerle tesadüfen aralarına düşen yaptıkları hamleler de Bursaspor''un avanta bir gol atmasını engelledi.
Sakın ola ki maçın skoruna bakıp F.Bahçe''nin zorlandığını kimse sanmasın. Bazen böyle tek gollü olsa da maçlar çok kolay kazanılabiliyor.
Güiza''nın kaza ile ayağından kaçırdığı topu, sonra kaza ile Alex''e indirişi, bu futbolcunun oyundaki tek maharetiyle skor tabelasına yazıldı.
Yazımızı son bir cümleyle noktalayalım. Bu Bursaspor, bugüne kadarki puanlarını nasıl almış şaştım doğrusu.

