Vaka bir; köpeği Cano''nun ardından kedisi Irma''yı da kaybeden Sezen Aksu malikânesinden uzaklaşmak için memleketi İzmir''den bahçeli ev alacakmış. Vaka iki; İzmir Büyükşehir Belediyesi son iki yılda sokakta yaşayan bin 265 köpeği sıcak bir yuvaya kavuşturmak için çalışıyormuş. Belediyeden köpek alan İzmirliler de bu vesileyle sadık bir dosta kucak açmış olmanın sevincini yaşıyormuş.
Vaka üç; Manisa Selendi''den Gördes''e zorunlu göç eden Roman çocuklar ise en çok geride bıraktıkları güvercinlerini ve köpeklerini özlüyormuş... Bu üç olayın ortak noktası hayvan sevgisi... Müzikseverlerin gönlünde taht kuran "Minik Serçe" hem Roman çocuklara hem de belediyenin barındırdığı köpeklere sahip çıkıp hemşehrilerine bir jest yaparsa hiç şaşırmam vallahi! Böylece hayvan sevgisiyle büyüyen Roman çocuklar Sezen ablaları sayesinde zaten mevcut olan sanat yeteneklerini okullu olarak geliştirerek birer Hüsnü Şenlendirici(!) olurlar. Üzüntüsünü unutmak için İstanbul''dan uzaklaşmaya çalışan Sezen Aksu da birbirinden nefis besteler yaparak mutluluk içinde ikinci baharını yaşar. Olur mu olur, ne dersiniz?!.
Her şey vatan için! Türkiye''nin makineleri "tıkır tıkır" işliyormuş! O da bir şey mi canım! Daha neler var ülkemizde, neler; "Sinsi sinsi" işleyen. İşte onlardan bazıları:
Şer güçler cirit atıyor şıkır şıkır...
Cadı kazanları kaynıyor fokur fokur... Felaket tellalları boş durmuyor takır takır...
Hain rüzgârları esiyor püfür püfür... El âlem malı götürüyor şakır şakır... Fesatlar gülüyor kıkır kıkır... Bunlara rağmen dimdik ayaktayız, Allah''a çok şükür.
Kadının fendi, krizi yendi! Global ekonomik krizde imdadımıza yastık altından çıkarılan altınlar yetişmiş. Yastık altı rezervimizden 3 yılda 11 milyar dolarlık altın bozdurarak krize karşı direnmişiz. Kadınlar mali sıkıntıya düşen kocalarına yastık altındaki altınlarından bir kısmını borç veriyorlar, işler yoluna girince de geri alıyorlarmış. Ekonomik verilere göre, Türkiye genelinde yastık altında 5-6 ton altın varmış. Bunun da parasal karşılığı 240 milyar dolarmış. Her yıl ortalama 5 milyar dolarlık altın bozdurduğumuzu düşünerek basit bir hesap yapalım. Bu hesaba göre harcadıklarımızı yerine koymasak bile "Allah''ın izniyle" en az 50 kez büyük krizlere karşı koyabilme ve mücadele etme gücümüz olduğu ortaya çıkıyor. Son 3 yıldır yaşadığımız bu olay, toplumun temel direğinin aile olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Kadınlarımız başımızın tacı. Onlarla ne kadar övünsek azdır. Atalarımız boşuna demiyormuş; "Yuvayı yapan dişi kuştur" diye.
Alo, orası neresi(!)
Döndü Tulum ambulansın gecikmesi sebebiyle hayatını kaybetmişti.
İşte bizim girmeye çalıştığımız Avrupa''nın gerçek yüzü bu; "Ambulans niye gecikti" tartışması yüzünden Uçarlı ve Tulum ailesine "terörist muamelesi", terörist olduğu mahkeme kararı ile kesinleşen Fehriye Erdal''a, "İnsan" muamelesi... Bu çifte standarda ne denir? Bilmiyorsanız biz söyleyelim: Batı Medeniyeti. Alamet-i farikası ise riyakârlık. Gelsinler de Türkiye''ye; medeniyet neymiş, insanlık neymiş bir görsünler, şu ''bizim'' Avrupalılar...

