İnsan canından daha önemli ne var hayatta? Siz de hayal eder misiniz bilmem; ünlü bir futbolcusunuz; tribün terörü yüzünden bir insan ölüyor; tepkinizi göstermek için o dakikada futbolu bıraktığınızı açıklıyorsunuz, örneğin... Bir futbol hakemi, maç boyunca tribünlerden yükselen şiddet ve ana-avrat küfürleri sırasında, tiz bir düdük öttürerek maçı yarıda kesse, kartlarını ve düdüğünü sahanın ortasına bırakarak hakemliğe veda etse, hayatı boyunca mesleğine yapacağı hizmetlerin en büyüğünü tek hareketle yapmış olmaz mı? Ya da bir milletvekilisiniz; Meclis''teki "sokak kavgasında" bir parlamenter ölüyor; anında karar veriyorsunuz; bu pis siyaseti tamamen bıraktım!
Kalıp, mücadeleye devam etmek kararlı insanların işi olabilir; ama bizim gibi hüzünbazlara gitmek yakışır... Yoksa bunun için mi "yaptığı işi terk edince büyük gürültü koparacak büyük insan" olamıyoruz? İnsan canından daha önemli ne var hayatta? Spor muhabiri, eşinin Hereke yakınlarında bir otobüs içinde trafik kazasında öldüğünü duyup, feryat-figan yola çıktığında, perişandı. Televizyonlar, şoförü seyir halindeyken cep telefonuyla mesaj geçtiği için için kaza yapan otobüste "ölü sayısının artmasından endişe ediyordu" o saatler... Gerçekten de 4 diye duyurulan ölü sayısı 9''ye yükselmişti! Kaza yerine ulaşanlar, hurdaya dönmüş can pazarından sağ insan çıkarmaya uğraşırken, şoförle muavini daha "acil" bir işin peşindeydi: İkisi, iki koldan, koştura koştura yerlerden çamur avuçlayıp, otobüsün dört tarafında yazılı şirket ismini kapatıyordu; televizyonlarda isim gözüküp, kötü reklam olmasın diye!

