Stratejisini DİRENİŞ üzerine kuran Özgür Özel ve ekibi, sonuç vermeyen ve kısa zamanda aksi yönde sona eren adımlarla ilerlemeye çalışıyor. Bu taktik ve stratejilerle direniş bir tükenişe dönüşeceğe benziyor!
Özgür Özel’i destekleyen 70-80 kadar milletvekili, internet medya mecrasında bir grup kurmuş… Adı DİRENİŞ GRUBU. Bu direnişin mahiyeti nedir? Tam olarak kime karşı icra ediliyor bu direniş acaba? Ve bu direnişin sonucu ne olur? Bir diriliş mümkün olur mu yoksa tükenişe mi dönüşüverir? Özgür Özel’in işi hiç kolay değil… Öncelikle giriştiği mücadele ve başlattığı direniş hareketi tam olarak kendi fikri midir? Buna evet cevabını vermek zor. Çünkü uzlaşma yerine ayrışma, zıtlaşma ve sert direniş gösterme şeklindeki hareket tarzının hangi adreste piştiği belli. Evet, bildiniz… Silivri Cezaevi. Yani Ekrem İmamoğlu’nun, ne pahasına olursa olsun, mutlak butlan kararına karşı sonuna kadar direnme şeklindeki talebinin hayata geçirilmeye çalışılması… Özel bunu hiç sorgulamadan uygulamaya çalışıyor. Dört gün önce CHP Genel Merkez binasında direniş başlattı. Direniş denildiğine bakmayın, o da biliyordu ki, eninde sonunda binayı terk etmek zorunda kalacak. Bu sebeple sırf görüntü verip belli bir algının oluşmasına zemin hazırladıktan sonra pekâlâ kaçınılmaz son tahakkuk edecekti. Öyle yapıldı… Ana muhalefet partisinin merkezine polis girdi, orada bulunanlara biber gazı sıktı vs. Öne çıkarılmak istenen görüntü bu idi. Başka bir sonuç çıkması mümkün değildi. Ama besbelli, Özel ve yandaşları bu tabloyu tekrar tekrar yaşatmak istiyor. Bu sebeple dün de İzmir’de aynı tiyatro oynandı. İzmir’de, görünürde bayramlaşma programı çerçevesinde, Cumhuriyet Meydanı'nda izinsiz miting yapmak istedi. Valilik yerin uygun olmadığını belirterek izin vermedi ve başka yer gösterdi. Ama DİRENİŞ göstermek adına, orada da güvenlik görevlilerine karşı tavır koydular. Ve neticede çevik kuvvet polisi müdahale etmek durumunda kaldı… Ne oldu sonra? Gündoğdu Meydanı yakınındaki Cumhuriyet Bulvarı'nda miting yapıldı. Peki, bunca gürültü patırtıya mahal vermeden, Valiliğin gösterdiği alanda sükûnet içinde miting yapılsaydı olmaz mıydı? Olmazdı, çünkü o vakit Özel’in DİRENİŞ hedefine uymuyordu… Bakınız bu beyhude bir direniş!
Özel sözde on beş milyon (Bunlar sayı saymasını biliyor mu?!) oyla cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilen Ekrem İmamoğlu modelini, bu defa genel başkanlık için tatbik etme niyetinde… Özel’in düşünceleri oldukça karışık ve çelişkili. Her şeyden önce olup bitenleri gerçeklerden kaçmak uğruna yanlış değerlendiriyor. Problemin kaynağını başka adreslerde arıyor. Bunu ısrarla yapıyor. Bakınız İzmir’de söylediklerine; “Öfkenizi anlıyorum, bugün CHP bir kez daha kapatılmış durumda. İki kez kapatıldı bu parti, 21 Mayıs 2026'da AKP Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatına uyan AK Parti Yargı Kolları, CHP'yi bir kez daha fiilen kapattı. Bir partiyi seçilmiş yöneticileri yönetmiyorsa, bir partiyi rakip partinin başkanı kimi istiyorsa o yönetiyorsa o siyasi parti fiilen kapanmıştır.” Bu bir nevi Don Kişot’un yel değirmenlerine karşı savaşması gibi bir şey!.. Özgür Özel ısrarla ve inatla, kesin olarak CHP’nin kendisinden kaynaklanan bu problemi AK Parti’ye yüklemek istiyor. Hâlbuki, her şey meydanda. Butlan davasına kimler nasıl sebep oldu? Bu davanın tarafları kim? Her şey ortada… Hâlâ daha üç maymunu oynamak, Özel ve İmamoğlu ikilisinin CHP’yi sürüklediği serüveni görmezlikten gelmektir. Özel ve ortağı, CHP tabanını buna ikna etmeye çalışıyor…
İmamoğlu aleyhine başlayacak operasyonun önünü kesmek adına, alelacele birkaç bin sandık ortaya koyup sözde önseçim yapıldığı hikâyesine kitleleri inandırmaya çalıştılar. Sandık yetmedi bir de imza cetvelleri uydurdular. Böylece on beş milyon (bazen yirmi milyon bile diyorlar…) kişinin güya seçim temayülünü tespit ettiler… Özel bu hikâyeyi hâlâ daha gündemde tutmaya çalışıyor. Şimdi buna benzer bir hikâye daha yazmak istiyor… Diyor ki:
“24 yıl sonra AK Parti'yi yenmiş bir yönetim var. İlk kez seçimle bir genel başkan değişmişken seçimi yok sayan eski genel başkanı getiren bir karar var. Biz diyoruz ki, bayramdan sonra 40 gün içinde kongre yapalım. Hangi delegeyi istiyorsanız gelin onunla yarışalım. Ama bu işi seçimlere kadar uzatmak isteyenler var. İzmir'den Kemal Beye sesleniyorum. İnsanların bu öfkesinden kimse mutluluk duyduğumu düşünmesin. Bu işin bir çıkışı var. Önerim şudur, bayramdan sonraki 1-2 hafta sonraki hafta sonu, 2 milyon üyemize Genel Başkan seçtirmeyi teklif ediyorum. Bu öfkeyi durduracak olan şey partinin gerçek sahiplerine soralım. 2 milyon CHP'li Genel Başkanı seçsin. Seçilmiş son genel başkan olarak yarışacağım. Eğer benden başkası kazanırsa elini öpeceğim ömrüm boyunca yanında gezeceğim. Kurultaya gidip 2 milyon CHP'linin seçtiği kişiyi genel başkanlığa getirelim. İktidara yürüyelim…"
Hayal ile gerçekleri birbirine karıştırmak sağlıklı bir hâl değil!.. İmamoğlu gerçekte on beş milyon kişi tarafından aday filan gösterilmediği gibi, CHP’nin iki milyon diye belirtilen üyelerinin de doğrudan genel başkan seçmesi diye bir alternatif yoktur ve olamaz. Olacak olanı şudur. Özgür Özel ve İmamoğlu ikilisi, bir müddet DİRENİŞ adına bu kabil atraksiyonlara devam edecek. En sonunda ismi EKİM diye dolaşıma sokulan, yeni partinin kuruluşunda karar kılınacak… Bu arada bazı isimler için ihraç edilme durumu da söz konusu olabilir!..

