CHP Genel Merkezindeki arbede fazlasıyla düşündürücü idi… İki grup arasında kıyasıya bir mücadele. Ama her iki taraf da CHP’li!.. İçeridekiler faşist diye bağırıyor. Dışarıdakiler ise “hortumcu” diye yükleniyordu…
Şimdi herkes aynı kalıp cümle ile düşüncesini anlatmaya çalışıyor ya… Keşke bu görüntüler hiç yaşanmasa idi!.. Ama bu sonuca gelinceye kadar kim hangi tarafta ne gibi yanlışlıklar yaptı? Herhâlde durduk yerde bu noktaya gelinmedi. Mesela; 8 Ekim 2023 tarihinde yapılan CHP İstanbul il kongresinde neler yaşandı? Onun öncesinde veya sırasında ne gibi alışverişler cereyan etti? Döviz bürolarının resmî tatil günü açılması vs. Tam olarak neler yaşandı acaba? Keza 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde Ankara’nın bazı eğlence mekânlarında ne gibi hadiseler vuku buldu? Anlayacağınız pavyon kapılarında hangi yabancı paralarla hangi pazarlıklar yapıldı? Bursa’da başlayan, Muş-Bingöl’e kadar uzanan ve daha sonra Erzurum havalisine yayılan utanç verici, iğrenç delege pazarlıklarının başrollerinde kimler, hangi siyasiler yer alıyordu? Bugün CHP Genel Merkezi’nin giriş kapısına asılan MUTLAK BUTLAN kararının satır aralarında kimler var? Ve üç yıl önce bunlar hangi hesaplar peşinde idi? Bu gerçekler tam olarak gün yüzüne çıkarılmadıkça ve sorumlulardan hesabı sorulmadıkça CHP iflah olmaz… Evet, bugün için CHP’nin en yalın gerçeği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin vermiş olduğu ve CHP Merkezinin cümle kapısına asılmış olan karar metnidir. Burada yer alan tespitler, CHP’nin mevcut şartlardaki en büyük sıkıntısıdır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun ifadesiyle CHP muhakkak surette arınmadıkça, sağlıklı bir siyaset yapma zeminine ulaşması mümkün değil. Kelimenin tam anlamıyla CHP hukuken ve siyaseten bir girdabın içindedir. CHP tüzel kişiliği çerçevesinde, kongre ve kurultay zeminlerinde yapılan suistimallerin mazur veya meşru görülmesi asla ve kata mümkün değildir. Ama Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu hep bu gerçekten kaçtılar. Zannettiler ki, yolsuzluk ve usulsüzlükler takipsiz kalacak!.. Bu elbette ham hayaldi...
Özgür Özel, önceki gün Baba Ocağı dediği Parti Genel Merkezinden Meclis’e doğru yürürken bize göre yine bir ham hayal peşinde idi… Özel ister Baba Ocağı desin ister Mustafa Kemal’in Partisi diye tanımlasın, en fazla bir saat içinde güvenlik güçleri tarafından tahliye edilecek Genel Merkez’de insanları kanun dışı biçimde suç işlemeye teşvik ve tahrik ederken, gerçekten hangi hesabı yapıyordu? Kendisini ve yandaşlarını mağdur pozisyonunda göstermek için arkası gelmeyecek ve ömrü en fazla bir saatlik bir şova yönelmesi akıl kârı değildi. Ama Özel bunu yapmaktan geri durmadı… Genel Merkezi “geri gelip tekrar almak üzere” terk eden Özel, Meclis’e doğru yürürken aynı ham hayal içinde idi. Polis aracının üzerine çıkmak anlık olarak Özel ve yandaşları için dikkat çekici bir eylem olabilir. Ama arkası saman tarlasıdır… Kulislerde dolaşan bilgilere göre, Özel’in hareket tarzı Silivri’den yani Ekrem İmamoğlu’dan gelen tavsiye ve telkinler istikametinde şekilleniyordu! Kılıçdaroğlu’nun uzlaşmacı ve ılımlı davranış biçimine karşılık, İmamoğlu ve Özgür Özel cenahından ısrarla sürdürülen rijit tavırlar, sonunda olayı CHP Genel Merkezindeki feci duruma sürükledi.
Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere, sonucu başından belli olan ve hüsranla bitecek bir umutsuz direnişi güya mücadele tarzı olarak sunan İmamoğlu-Özel ikilisi, bu zihniyetin devamı olarak CHP bünyesinden kopma yoluna girdiğinde nelerle karşı karşıya geleceklerini iyi hesaplamalı… Daha önce de bu köşede dikkat çektiğimiz üzere, EKİM’den ekin yeşermesi bu siyasi iklimde hiç kolay bir şey değil... CHP tarihinde ana gövdeden büyükçe parçaların koptuğu dönemler var. Turhan Feyzioğlu, Ferit Melen misali, “deve dişi” gibi kişiliklerin ayrılıkçı baş çekmeleri hep hüsranla sonuçlandı. Kaldı ki onlar özgül ağırlıkları hayli fazla olan isimlerdi ve CHP bünyesinde uzun yıllar dişe diş mücadele de etmişlerdi. Anlayacağınız İmamoğlu ve Özel’e nazaran daha geniş bir siyasi tecrübeye sahiplerdi.
Özel yaklaşık bir buçuk seneden beri neredeyse bütün vaktini ve enerjisini Ekrem İmamoğlu’nun geleceği için harcadı… Şimdiye kadar partisi adına bu hareket tarzının bir sonuç getirip getirmediğini irdeledi mi acaba? Diğer taraftan binlerce yıllık hapis cezası talebiyle yargılanmakta olan İmamoğlu’nun siyasi ikbali acaba ne durumda? Her an bir siyaset yasağı ile yüz yüze gelme ihtimali yüksek olan İmamoğlu’nu yeni bir parti kurmak ne kadar selamete çıkarır?
Beri yanda özellikle son zamanlarda Özgür Özel’in bizatihi kendisiyle ilgili olarak ortaya atılan iddia ve ithamlara ne demeli? Uşak eski Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın ve Antalya eski Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve oğlu Gökhan Böcek’in Özgür Özel hakkında yaptıkları ifşaatın ne gibi sonuçları olacaktır acaba? Parti genel başkanı sıfatıyla bu türden suçlamalara hedef olması bir siyasi kişilik için çok büyük dezavantajdır…
Özel’in genel başkan olduğu yaklaşık iki buçuk yıllık zaman zarfında, CHP’nin 20’ye yakın büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanına yönelik suçlama, soruşturma ve kovuşturma ameliyesinin devam ediyor olmasının, Özel hesabına çok ciddi bir olumsuz etkisi kaçınılmazdır. Bugüne kadar yapılan suçlamalara, şahıslar veya parti olarak ikna edici bir karşılık verilmedi. Sadece “Bu davalar siyasi” diye hep aynı tekrarlar yapıldı. Acaba kamuoyu bu durumu nasıl değerlendiriyor? CHP’deki derin yarılma bu suçlamalara cevap verilmedikçe, büyümeye devam eder…

