Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
CHP, ömrünü tamamladı!..
0:00 0:00
1x
a- | +A

1923 Yılında "Halk Fırkası" adıyla kuruldu. 1924’te isminin başına cumhuriyet kelimesi getirildi. 1935’te "Cumhuriyet Halk Partisi" oldu.

1923’ten 14 Mayıs 1950’de iktidarı, DP’ye devretme mecburiyetinde kaldığı tarihe kadar 27 yıl boyunca ülkeyi, Tel Parti ve tek zihniyeti baskıcı Kemalist ideolojiyle yönetmede ısrarcı oldu. Kâzım Karabekir 1924’te "Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası”nı kurduysa da İzmir Suikast Teşebbüsüne dâhil olduğu ithamına mâruz kaldığı için canını idamdan zor kurtardı. Fethi Okyar, "Serbest Cumhuriyet Fırkası"nı talimatla kurduğu hâlde bu sözde muhalefet partisinin varlığına bile ancak birkaç ay tahammül edilebildi. Cumhuriyet, vatandaşa demokrasi gibi belletildi.

1945’te dışarıdan gelen baskılarla çok partili hayata geçildi. 1946’da yapılan hileli genel seçimler yüzünden iktidar değişmedi.

1923-1950 arasındaki hukuk inkılabı, harf inkılabı, ezanın yasaklanması, câmilerin kapısına kilit vurulması, vatandaşın çocuğuna Kur’ân öğretme hürriyetinin engellenmesi, Hanedanın sürgün edilmesi, İstiklal Mahkemeleri zulmü, Dersim’in bombalanması, faili meçhuller… gibi imânımıza, değerlerimize, örfümüze ve tarihimize aykırı onlarca ve onlarca değişiklik, tatbikat, baskı ve kararın sahibi, 1923-1950 CHP Tek Parti iktidarıdır…

12 Eylül 1980 darbesi, bütün siyâsi partileri kapattığı gibi CHP’yi de kapattı. Önde gelen partilerin taraftarları, yine aynı fikriyatta yeni partileri hayata taşıdılar. CHP yerine de "Halkçı Parti" ve daha başka isimlerle partiler kuruldu. 1981’de kapatılmış olan CHP ve öbür partiler, 1992’de siyâsi yasakların kalkması üzerine yeniden kendi adlarını aldılar.

1992’den 22 Mayıs 2010 yılına kadar CHP Genel Başkanlığında Deniz Baykal bulundu. Bu tarihte yapılan kurultayda rakibi Kemal Kılıçdaroğlu karşısında seçimi kaybetti. Bu kaybın arkasında FETÖ örgütünün desteği olduğu kamuoyunda çok yazılıp konuşulmakta.

Kemal Kılıçdaroğlu ise 4 Mayıs 2023’te yapılan 38. olağan kurultayda Özgür Özel’e karşı yenik düştü. Bunun üzerine CHP Hatay eski Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bazı delegeler, 38. Kurultay ve ardından da 21. Olağanüstü Kurultay için iptal dâvâları açtılar. Dâvâ açılma sebebi, delegelerin para ve türlü menfaatlerle taraftar yapıldığı iddiasıydı.

21 Mayıs 2026 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, derdest dâvâ hakkında mutlak butlan ve ihtiyati tedbir kararı verdi. Böylece 38’inci olağan kurultay, "mutlak anlamda" yapılmamış sayıldı. Özgür Özel, CHP Genel Başkanlığını ve parti yapılanmaları da sıfatlarını kaybettiler. Karar mucibince Kemal Kılıçdaroğlu ve o tarihteki parti teşkilatına görevleri iade edilmiş oldu.

Böylece ortada bir kaybeden ve bir de kazanan taraf olmuştu. Kazanan, usulsüzlük, hile ve suistimal yapılması sebebiyle mağdur olduğunu iddia eden Kemal Kılıçdaroğlu ve taraftarlarıydı. Kaybedense umumî efkârın, Ekrem İmamoğlu’nun güvenilir emânetçisi olarak gördüğü Özgür Özel ve arkadaşlarıydı.

Mahkeme hükümleri, kararın çeşidi, yeri ve tarafları, her kim olursa olsun kararda adı geçen kişi ve kurumlar için iltizâmî yâni bağlayıcıdır. Kazanan, hükmün icra edilmesini talep etme, kaybeden de hükmü temyiz etme hakkına sahiptir. Kararı kaale almamak kimsenin hakkı olamaz. Kendisine tebliğ edilen karar üzerine Özgür özel ve arkadaşlarının görevden çekilmeleri ve parti merkezini tahliye etmeleri ve anahtarı gelen icra memurlarına teslim etmeleri mevzuat gereğiydi. Adı geçen, bunu yapmak yerine kararı yırtmayı ve direnmeyi tercih etti. TBMM’ye gitti. Kendisini Grup Başkanı seçtirdi. Herhâlde Kemal Kılıçdaroğlu da taraftarı milletvekilleriyle bir grup başkanı seçtirecektir. Böylece Meclis’te aynı partinin iki grubu olmak gibi gayrı hukuki bir manzara ortaya çıkacaktır. Bunun kabulü mümkün değildir. Görünen o ki CHP yine mahkemeye taşınacak ve devreye yine yargı girecektir. Bu sürtüşmelerin devamı, CHP’nin Kemal Kılıçdaroğlu yahut Özgür Özel veya Ekrem İmamoğlu taraftarları diye ikiye bölünmesidir. Anlaşılan o ki mutlak butlan kararının açtığı kapıdan CHP’yi bu defa da mutlak bölünme beklemektedir.

Halkın söylemesiyle "Halk Partisi"nin temel sıkıntısı, lider çıkartamamasıdır. Arada Ecevit ve Baykal çıkabildi. CHP’nin asıl ve en büyük sıkıntısı ise ismini aldığı halkın değerlerine aykırı, uzak ve tavizsiz muhalif olmasıdır. Yerli olmak bir türlü içe sindirilemiyor:

Yerine iâde edilme kararı üzerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı konuşma acı tebessümler uyandıracak cinstendi. CHP’yi kuruluş ilkelerine döndüreceğini söylüyordu. Hırsızlık ve yolsuzlukla mücadele edeceklerine dair vaadini tebrik ederiz. Ama şu kuruluş ilkelerine dönme tezi çok tartışılır. Ne yapacaksınız Sn. Kılıçdaroğlu? Kur’ân-ı kerîmi öğrenmeyi, Ezân-ı Muhammedîyi yeniden mi yasaklayacaksınız? Câmiler, tekrar ahır mı olacak? "Allah", diyenler karakola mı düşecek? Şapka giymeyenler idam mı edilecek? Harf ve dil inkılabı bir daha mı yapılacak, kıyafetini beğenmediklerinizi havaalanı veya gardan Ankara’ya mı sokmayacaksınız, jandarma ve polis tesettürlü hanımların başından örtüsünü mü alıp yırtacaksınız? Tunceli’yi mi bombalayacaksınız?

Mevlâna Hazretlerini duymuş olmalısınız?

-Şimdi yeni şeyler söylemek lâzım!

CHP günahlarıyla yüzleşip, onlarca mezâlimden dolayı milletten özür dileyeceğine şu söylenenlerin iler-tutar yanı var mıdır?

Bu parti yöneticileri, milleti ve onun değerlerini tanıyamıyor. Çok net söylüyoruz:

CHP, ömrünü tamamlamıştır!

1923 tarihli CHP’nin de O’ndan kopup yeni kurulacak aynı zihniyetteki partinin de milletle barışık olması mümkün görünmüyor. Bu hâlin devamı, sâdece kavga-dövüştür.

Sn. Bülent Ecevit ve Sn. Deniz Baykal ile şu mevzuları konuşabiliyorduk. Şimdiki CHP ise kendi içine kapanık.

Resmettiğimiz şu yapıdaki bir sosyal varlığın yaşaması çok zor! Olsa olsa dernek olur…

*

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK, DUALARINIZ MAKBUL, GEÇMİŞLERİNİZE RAHMETLER OLSUN…

Rahim Er'in önceki yazıları...