Takvimler, 2026 Mayıs ayının ortalarını gösterirken ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyaretiyle Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kazakistan ziyareti üst üste çakıştı…
Türkiye Başkanı Sn. Erdoğan, mevkîdaşı Kazakistan Cumhurbaşkanı Sn. Kasım Cömert Tokayev’in dâveti ile Türkiye Kazakistan ikili münasebetleri ve TDT gayriresmî toplantısı için bu kardeş ülkemize gitti…
Türkiye Cumhurbaşkanını taşıyan uçağımızın Kazakistan hava sahasına girmesi üzerine Türk ve Kazak bayraklarımızı dalgalandıran iki Kazak uçağı, inişe kadar uçağımıza refakat ettiler. Seyrine doyum olmayan güzellikti. İkinci güzellik, Cumhurbaşkanımız, Kasım Cömert Tokayev’in Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı havalimanına giderek bizzat istikbal etmesi, karşılaması oldu. Üçüncü güzellik, Hoca Ahmed Yesevî Hazretlerinin türbesinin olduğu Türkistan şehrinin “Türk âleminin mânevî başkenti” diye zikredilmesidir. Hazret i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî, Silsile-i aliyye-i Nakşîbendiyye yolunun sekizinci ulusu Yusuf-i Hemedânî Hazretlerinin mümtaz talebesidir. Hazret i Türkistan Ahmed Yesevi’nin mânevî iklime varılması ise ayrı bir bereket ve lezzettir...
Diğer çok mühim adımlardan bâzıları da şöyle sayılabilir:
Türkiye-Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Toplantısının 6. Defa toplanması, Kazak ham petrolünün dünyaya pazarlanması dâhil birçok ticarî ve iktisadî andlaşmanın akdedilmesi.
TDT-üyesi devletlerin Almatı’da bir masa etrafında toplanmaları.
İkili ve çoklu görüşmelerde Türk dünyasının, İslâm âleminin ve dünya ağır gündeminin ele alınması.
Filistin, Lübnan, İran, Venezuela gibi sıkıntılar üzerinde durulması.
Ayrıca FETÖ’nün Kazakistan’a sızmış hâlinin bu ülkemize açılacak Maarif Vakfı Okullarıyla kazımaya dönük adımların atılması.
Hoca Ahmed Yesevî adına ihdas edilen nişanın ilk defa Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verilmesi…
SSCB adlı kızıl imparatorluk devam eder iken şu ziyarette yaşananların onda biri dile getirilseydi böylesi konuşmaları yapanların yüzüne şüphe ile bakarlardı. Bugün hem şu gelişmelere şahid olduğumuz ve hem de 1990 başlarında Kazakistan, Rusya’nın işgali altındayken yaptığımız radyo tiyatrosundan dolayı Allah’a hamd ediyoruz. “Fezada İki Türk” adlı o ses kasetinde, bir Türk uzay gemisini, Kazakistan’ın Baykonur Üssünden uzaya gönderiyorduk. Öyle ümitlenmekteyiz ki şimdiden sonra sadece Somali’den değil, inşallah, Baykonur’dan da uzay araştırmaları ve Ay ziyareti için araçlarımız semaya uğurlanacaktır…
Türkiye Cumhurbaşkanının Kazakistan ve Amerika Başkanının Çin ziyaretlerinin aynı günlerde buluşmasının tesadüf olmasına ihtimal vermiyoruz. Türk devlet aklı, diplomasi kıvraklığı ve engin devlet tecrübesinin eseri olduğuna eminiz.
Ankara, Pekin ve Washington’a şunu diyor:
-Bizi hesaba katmadan, Asya’ya, Orta Doğu’ya ve dünyaya dair keyfî ve paylaşımcı bir taktik ve strateji güdemezsiniz. Biz, 300 milyon Tük âlemi ve 2 milyar İslâm âlemiyle buradayız. Bilin ki uyku, uyuşukluk ve sömürülme dönemi artık bitmiştir.
Sn. Erdoğan, Sn. Tokayev tarafından Astana hava meydanında karşılanırken Trump’ın elini Pekin havaalanında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in yardımcısının sıktığını da tarihe bir kayıt olarak düşmeli…
Türkiye Cumhurbaşkanı, Astana’da yaptığı konuşmada eski İpekyolu’nun yerini alan Hazar geçişli yeni yola bir kere daha dikkat çekti. Bu ne demektir? Bir taraftan bir asır sonra Hicaz Demiryolu’nu, diğer taraftan Ermenistan’la da ihtilafı bitirerek İpek Yolu Güzergâhını hayatımıza kazandırıyoruz. Sn. Erdoğan, Kazakistan’da da Siyonist vahşeti bir defa daha gündeme taşıdı. Müslümanların kardeşliğini hatırlattı. İmâ ile olsa bile BM’nin yıkılıp yeniden yapılması ihtiyacını yine seslendirdi…
Bugün Türkiye için çok mühim iki vazife karşımızdadır: Türk Dünyasını kaynaştırmak, İslâm âlemini pekiştirmek. Bu sebeple TDT-Türk Devletleri Teşkilatı ve İİT-İslâm İşbirliği Teşkilatı üzerinde layıkıyla durmamız gerekiyor. Bu yapılarla iki milyarın uyandırılması ve dünyada söz sahibi hâline getirilmesi lazım. Bunu ancak ve yalnız biz yapabiliriz. Büyük devlet tecrübesi mirasına sahip olan Türkiye’dir. Kaderin karşımıza çıkarttığı bu tarihî fırsatın kıymetini bilmeliyiz. Yoksa dünyayı kara veya sarı emperyalizmin sömürmesi arasında fark yoktur.
Kalbler, kadere ayarlı olmalı.
İnsan bir yaşar, fırsat bir düşer.
Ayağımızdan ağırlıkları söküp atabilir, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge’yi gerçekleştirebilir ve doğmuş fırsatı hakkıyla değerlendirebilirsek dört asır sonra kaderin bize güldüğünü görürüz. Bu da 2071 Cihan Devleti Türkiye’nin habercisidir. Salahiyetin, sahibine dönmesidir.

